30 Haziran 2014 Pazartesi

Sinema tarihinin en iyi 50 filmi



Değerli Misafirler konu inci sözlükten alınmış olup küfür ve argodan arındırılmıştır.Eğer izlemediğiniz bir film varsa tavsiyeyi dikkate alınız 

the man from earth (2007)

14000 yıldır yaşadığını iddia eden bir tarih profesörünün iddiasını bir kaç akademisyen çürütmeye çalışıyor. zekice yazılmış bir film. tek bir alanda geçmesine rağmen asla sıkmıyor. düşündürücü.

a beautiful mind (2001)

john nash adlı matematik profesörünün hayatını ve nobel ödülü almasını konu alıyor. gerçek bir olaydan alıntı film yani. izleyin.

oldboy (2003)

güney kore sinemasının pek bi sikici eseri. intikamı konu alan bu kadar güzel bir film zor bulursunuz. 15 yıl boyunca tek bir odaya kapatılan adamın serbest kaldıktan sonraki intikam arayışı diyebiliriz kısaca.

agora (2009)

iskenderiye kütüphanesinin yağmalanmasını ve (o tarihlerde iskenderiyede yaşamış olan) hypatia adlı matematikçi ve düşünürün hayatını, ona aşık olan kölesinin gözlerinden anlatıyor. yeni doğan hristiyanlığın, museviliğin ve paganlığın çatışması. tarihi film işte.

blindness (2008)

kitaptan sinemaya aktarılmış. insanları kör eden epidemik bir virüsün insanlığa etkilerini, değişen öncelikleri anlatıyor. bütün insanlık kör olsa ne olurdu sorusunun cevabı.

the road (2009)

post apokaliptik türün güzel eserlerinden. insanlık dışındaki bütün canlılık yok olmuştur. bir baba ve oğlun bu ölü dünyada hayatta kalma mücadelesi. çok karamsar film. insanın hayatta kalabilmek için yapabileceklerini ve bir babanın çocuğunu korumaya çalışmasını anlatıyor. baba olanlar izlerken depresyona girebilir ama girmeyebilir de.

children of men (2008)

gelecekte geçiyor film. insanların artık doğuramadığı bir dünya. öyleki en genç insan 18 yaşındadır. liselilerden yoksun bir dünya fikri çok cazip olsa da insanlığın devamı için verilen mücadeleye tanık oluyoruz. bu dünyadaki gelecek tasviri kadar akıllıcasını başka filmde bulamazsınız. geleceği anlatan diğer filmler gibi mantıksız değil. çok iyi film hakkaten.

contact (1997)

carl sagan reyisimizin yazdığı romanın film uyarlamasıdır. dünyadışı akıllı yaşamla teması anlatır. yine diğer uzaylı filmlerindeki mantıksızlıkları bulamazsınız. e koskoca bilim adamı yazmış boru mu. uzaylılarla temasa geçsek nasıl olurdu sorusunun en mantıklı cevabı.

daybreakers (2009)

vampir furyasının en akıllıca filmi sanırım. dünyada baskın tür vampirler, azınlık ise insanlar olsaydı sorusunun cevabı. değişik bir film. vampir filmi böyle olsun, kanımı emsin dedirten türden.

fight club (1999)

popüler diye ayrımcılık yapıp listeye almayacak değiliz. kahramanımız monoton yaşamı ve insomnia problemiyle iyice yıpranmıştır. marla singer ve tyler durden denen 2 uç insanla tanışmasından sonra yaşamı değişir. izlemeyen kalmadıysa izlesin artık.

forrest gump (1994)

düşük zekaya sahip forrest gump'un hayatını anlatıyor. güzel bir film işte ne diyeyim. kitaptan uyarlama fight club gibi.

le herisson (2009)

intihar etmeyi planlayan 12 yaşındaki genç kızın japon komşusu ve kapıcısıyla hayatı sorgulaması. çok daşşaklı filmdir ama kitabı daha taşşaklıdır. kirpinin zerafeti diye çevrildi. okumayanın anasını sikiyim.

hotel rwanda (2004)

ruanda'da yaşanan katliam sırasında otel işleten elemanın kahramanlığını anlatıyor. schindler's list'in yakın zamanda yaşanmış olan versiyonu. neler yaşandığını görmek açısından izlenmesi lazım. halkı birbirine düşüren avrupalıların ibneliği ve birleşmiş milletlerin vurdumduymazlığı. hayatın ne kadar kötü olduğunun ispatı.

into the wild (2007)

üniversite mezunu bir gencin insanlığa yabancılaşıp kendini doğaya vermesini konu alıyor. gerçek bir olaydan alıntıdır. izleyin ve ben niye yaşıyorum ak diyin.

limitless (2011)

yine kitaptan uyarlama. insanın bilinçaltına erişimini sağlayarak insanları zekileştiren bir hap. ve hapa sahip olan sıradan bir gencin yaşadıkları. filmi izlerken şu haptan olsa negzel olur lan diyorsunuz.

metropia (2009)

insanların düşüncelerinin yönlendirildiği distopik animasyon filmi. kapitalizmin ileride ne hale gelebileceğine yönelik bir yorum olarak düşünülebilir. tekrarlıyorum animasyondur ama farklı bir animasyon tekniği var. çok karamsar.

pi (1998)

epilepsi krizleri geçiren paronayak bir matematikçi. kafasından çok basamaklı çarpım işlemlerini yapabiliyor. bir gün bir yahudiyle tanışıyor ve tevratta bahsedilen tanrının ismini bulmaya çalışıyor. siyah beyaz çekilmiştir. izleyin derim.

source code (2011)

afganistanda ağır yaralanmış bir helikopter pilotu yeni bir askeri teknolojinin içinde kullanılır. paralel evren, simüle yaşam, insan zihni üzerine düşündürücü bir bilim kurgu filmi.

v for vendetta (2006)

bu filmi seyretmeyen yoktur sanırım. totaliter rejimin baskılarına karşı gelen bir anarşist devlet karşıtı hareket başlatıyor ve hareket gittikçe yayılıyor. izleyin kesinlikle.

the quiet earth (1985)

hani bazen deriz ya bütün insanlar yok olsa da sokaklarda tek başıma dolaşsam. işte bu filmde eleman bi odada çırılçıplak uyanıyor ve etrafta hiçbir insan yok. post apokaliptik diyebiliriz yine ve film sıkabilir uyarayım şimdiden. dünyada yalnız kalan insan neler yapabilir?

the social network (2010)

facebookun oluşumunu, zuckerbergi anlatıyor. güzel bir film. arkadaş kazığı nedir? harvard'da neler oluyor? sorularının cevabı için seyredebilirsiniz. uyaralım zuckerberg bu film için gerçekleri yansıtmıyor dedi.

the dark knight (2008)

yine çoğu kişinin seyrettiği bir filmdir tahmin ediyorum. bir süperkahraman ve aksiyon filmi. bu 2 özelliği sevmesem de joker karakteri için bu filmi listeye alıyorum. jokerin konuştuğu her an, suça bakışı, insanları manipüle etmesi görülmeye değer.

the shawshank redemption (1994)

imdb'de birinci sırayı hak edip etmediği tartışılsa da gayet sikici bir film olduğu su götürmez bir gerçek. azimle sıçan taşı deler temasını işleyen film işlemediği bir suç için hapis yatan adamın hikayesini anlatıyor.

the mist (2007)

stephen king'in yazdığı bir gerilim ve post apokaliptik film. askeri bir deneyin ters gitmesinden dolayı dünyayı bir sis kaplar ve öldürücü yaratıklar sisin içinde dolaşmaya başlar. film süpermarketin içinde kısılı kalan bir grubu anlatıyor. bu filmi o çok sikici sonu için izleyin derim.

schindler s list (1993)

gerçek hayattan alınma bir film. yahudi soykırımı sırasında yaşananları gördükten sonra yahudileri şirketinde çalışıyor göstererek korumaya alan bir nazi partisi üyesini anlatıyor. film siyah beyaz çekilmiştir. klasik bir film izlemeyeni dövüyorlar.

inception(2010)

rüya içinde rüya olayını konu alan bir film. izlemeyen kaldığını pek sanmasam da tavsiye ederim. insanların bilinçaltından bilgi çalarak geçimini kazanan bir kaçağı anlatıyor. işler boka sarınca eleman son bir iş teklifi alır. bu sefer birisinin aklına bir fikir yerleştirmeye çalışır. ve fikirlere kurşun işlemez. hass... bu o film değildi lan. bu arada ana fikir sandığınız kadar orjinal değil. asıl filmi de paylaşıcam.

the matrix (1999)

bu film aslında çok derin bir film. insanlar yapay zekaya sahip robotlar yaratırlar ve robotlar isyan eder. insanlar robotların yaşam kaynaklarını yok etmek için güneş ışınları bloke ederler. ve robotlar enerjilerini insan vücudundan karşılayabileceklerini anlarlar. insanlara teklif götürürler ve vücutlarınızı bize teslim edin, biz de sizin eski dünyanızın olduğu simülasyonda yaşamınıza izin verelim derler. işte bu programın ismi matrixtir.

cannibal holocaust (1980)

bir grup maceraperest amazona belgesel film yapmak için gider ve kendilerinden bir daha haber alınamaz. onları aramak için peşlerinden giden ikinci grup bir yerli kabilesinde kayıtları bulur. kayıtları izlediklerinde ise filmin gerçek dünyada yasaklanmasını sağlayan şeylerle karşılaşırlar. found footage dediğimiz türün ilk örneğidir bu film. paranormal activity, blair witch, rec hepsi bu filmden ilham almış diyebiliriz.

the pianist (2002)

bir gerçek hayat hikayesi daha. yahudi soykırımı sırasında polonyalı bir piyanistin hayatta kalma mücadelesi. kahramanımız sokağın ortasında ölü taklidi yaparak inciye de selam çakmıştır.
(ama olmazki ?, 08.09.2011 15:27 ~ 23.04.2012 20:19)

kaldığımız yerden devam ediyoruz.

the prestige (2006)

rekabet halindeki 2 başarılı sihirbazın birbirlerinin sırlarını açığa çıkarmaya çabalamasını ve yeni sihirbazlık numaraları bulmaya çalışmasını anlatıyor. sonu güzel olan filmlerden.

127 hours (2010)

tek mekanda geçen filmlerden sıkılanlar için olmayabilir. gerçek hayattan alınmadır. intel'de çalışan makine mühendisi(meslektaşım) kanyonda geçirdiği bir kazada çok sakat bir durumda tam 127 saat mahsur kalır ve yardım isteyebileceği herhangi bir yöntem yoktur. ya kendi başına kurtulması ya da orada ölümü beklemesi gerekmektedir. adamın yaptığını yapabilir miydiniz?

buried (2010)

yine bir tek mekan filmi. ama bu biraz abartı. tek oyuncu ve 2 metrekare sahne. yanında sadece bir telefonla canlı canlı tabuta gömülen amerikan tır şöforunun o zor durumda hayatta kalmaya çalışmasını anlatıyor. filmi izlerken bürokrasiye lanet ediyorsunuz. yine de film elindekileri gayet iyi bir şekilde kullanıyor. bu tarz filmleri seviyorsanız hoşunuza gidecektir.

la vita e bella (1997)

çoğumuz hayat güzeldir adıyla izlemişizdir bu filmi. ama izlemeyenler için filmdeki samimi mizah, guido'nun pratik zekası, oğluna hissettirmemeye çalıştığı katliam. neresinden bakarsan insana yaşama sevinci aşılayan şükela film.

mr nobody (2009)

ileri gelecekte vücut hücrelerinin kusursuz rejenerasyonu sayesinde insanlık ölümsüzlüğe ulaşmıştır. ancak bu dünyada son ölümlü 118 yaşındaki nemo nobody'dir. bir gazeteci röportaj için nemo ile konuşmaya başlar ve o noktadan sonra karmaşık bir otobiyografi dinleriz. filmi anlamak zor olabilir. paralel evrenler, sicim teorisi, olasılıklar denizi.

perfume the story of a murderer (2006)

hikaye 18. yy'da geçiyor. kahramanımız çok gelişmiş bir koku alma duyusuyla doğmuştur. öyle ki sadece koklayarak cisimlerin yerini, mesafesini vs. söyleyebilir. kimsesiz olarak büyür, ağır işlerde çalışır ve en sonunda yeteneği sayesinde şehrin en emektar parfüm üreticisinde çırak olur. ve olaylar gelişir. yine kitaptan uyarlama.

donnie darko (2001)

paranoid şizofren bir liselinin - dur liseli diyince kaçma hemen - başından geçenler. bu filmle alakalı daha ne diyeyim git seyret.

inglourious basterds (2009)

alternatif tarih filmi. 2. dünya savaşı sırasında nazi hakimiyetini kırmak isteyen amerikalı yahudi askerlerden özel bir tim kurulur. timin görevi nazileri öldürmektir. bu film nasıl anlatılır bilmiyorum. sonu her ne kadar mastürbatif olsa da izlenmesi gereken bir film.

requiem for a dream (2000)

uyuşturucu batağına battıkça iyice boka saran hayatları konu alıyor. bağımlılığın insanın sevdiği, istediği şeylerin önüne geçmesini güzel anlatıyor. bu filmi de pek izlemeyen yoktur ama varsa hemen açığını kapatsın.

the way back (2010)

2. dünya savaşı sırasında stalin'in toplama kampı gulag'lar vardı bildiğiniz gibi. bu film gerçek bir öyküye dayanmakta. sibirya'daki gulag'lardan kaçan küçük bir grubun hayatta kalma mücadelesi. özgürlüklerine ulaşmak için 7000 km yolu yalınayak yürüyen insanların hikayesi. izlenmesi gerek diye düşünüyorum. survival türünden bir eser.

moon (2009)

astronot sam bell 3 yıllık kontratı gereği ay üzerine kurulmuş bir istasyonda tek başına görev yapmaktadır. görevinin bitmesine kısa bir süre kala halüsinasyon görmeye başlar. ilerleyen zamanla beraber kendini muazzam bir tezgahın içinde bulur. ancak kaçacak yeri de yoktur. bu filmi kaçırmayın derim. türünün en sikici filmlerinden biri.

stay (2005)

film 21 yaşında intihar etmeyi düşünen hastasını vazgeçirmeye çalışan bir psikiyatristi anlatıyor. sonunu izleyene kadar saçma bir film olarak düşünmüştüm ama son sahnesiyle gönlümü fethetti, bütün düğümleri çözdü. alternatif gerçeklik üzerine bir film diyebiliriz.

leon (1994)

profesyönel bir suikastçı, ailesi katledilen kız çocuğuna sahip çıkar ve onu intikamı için eğitir. aralarında tuhaf bir ilişki filizlenir. türkçeye sevginin gücü diye çevirmişlerdi sanırım.

the fountain (2006)

3 ayrı koldan anlatılan bir hikaye. 16. yüzyılda ölümsüzlük çeşmesini arayan ispanyol bir kaşif. günümüzde kanser hastası karısının ellerinden kayıp gitmesine karşı koymaya çalışan bir bilim adamı. ve gelecekte uzay seyahatinde tek başına bulunan bir astronot. tek sefer izlemek yetmeyebilir.

shutter island (2010)

akıl hastalarının kapatıldığı hastane denizin ortasında bir adaya inşa edilmiştir. 1950'lerde birden çok cinayetten hüküm giymiş bir kadın herkesin kaçılmaz dediği hastaneden kaçar. ancak adadan ayrılmasının bir yolu yoktur. adli polis ve bir ortağı olayı araştırmak ve kadını bulmak için adaya gelirler. ama adada kahramanımızı esrarengiz şeyler beklemektedir.

12 angry men (1957)

bu filmi yazdım sanıyordum . siyah beyaz bir film . tek bir mekanda geçiyor yine. 18 yaşındaki genç babasını öldürmekten hüküm giymiştir ve muhtemelen idam edilecektir çünkü bütün kanıtlar bunu göstermektedir ve herkes çocuğu suçlu kabul etmiştir. 12 kişilik jüri son kez toplanır ancak içlerinden biri çocuğun masum olabileceğini düşünür. ve diğer jüri üyelerini ikna etmeye çalışır. filmde her tip insan temsil ediliyor. önyargının ne sikimsonik bir şey olduğuna dair. izleyin.

novaya zemlya (2008)

2013 yılı rusyasında geçiyor filmimiz. hapishaneler aşırı dolduğu için yeni bir proje geliştirilir ve hapishane mahkumları novaya zemlya bölgesindeki bir adaya bırakılır. 200 adet katil, hırsız vs. bir adaya bırakılırsa ne olur? sonu dışında oldukça güzel bir film. hayatta kalma mücadelesi, kanibalizm vesaire konularını işleyen bir film.

la habitacion de fermat (2007)

4 adet matematikçi ciddi bir problemi çözmek üzere başka bir matematikçi tarafından bir eve davet edilir. bir süre sonra farkederler ki odanın kapısı dışarıdan kilitlenmiştir ve pda cihazına gelen soruları 1 dakika içinde çözemezlerse odanın hacmi giderek küçülmektedir. o panik ortamında hem sakin olup problemleri çözmeye hem de çıkmak için alternatif bir yol bulmaya çalışırlar.

le scaphandre et le papillon (2007)

gerçek bir yaşam öyküsü filmi daha. elle dergisinin editörü jean-dominique bauby denilen eleman 1995 aralığında 43 yaşındayken felç geçirir. 3 haftalık komadan uyandığında sol gözü dışındaki bütün vücudu felç olur. yani insanlarla iletişimini sağlayan tek şey sol göz kapağıdır. o şekilde hayata bağlanmaya karar verir. film öyle çekilmiş ki izlerken kendinizi adamın yerine koyuyorsunuz. çok güzel bir fransız filmi. fransızca da çok kral dil. şukusunu verdiğim bir film.
(ama olmazki ?, 08.09.2011 15:28 ~ 22.10.2011 15:19)

eden lake (2008)

ıssız bir göl kenarını dinlence yeri olarak seçen nişanlı bir çift ile bir grup serseri çocuğun arasında yaşanan olaylar. gerilimin kitabını yazan filmdir. ingilterede giderek artan çocuk suçlarının etkisiyle çekilmiş. sosyal mesaj vermeye çalışıyor film. sizin almanıza gerek yok tabi.

memento (2000)

karısını öldüren katilin peşine düşen bir adamın öyküsü. peki neden sıradan bir hikaye değil. çünkü katil karısını öldürdüğü sırada adamın kafasını zedeler. kahramanımız kısa süreli hafıza kaybından mustariptir. kısa süreli aralıklarla hafızanıza reset atıldığını düşünün. işte bu şartlarda intikam arayan bir adamın hikayesi. anlatabilmişimdir umarım. film de biraz kafa zorlayıcı. tek sefer izlemek kesmeyebilir.

waking life (2001)

uzun süredir durgundum. ve bu şükelade filmle geri döndüm. lucid, false awakening, hayatın anlamı, özgür irade vs. bir çok kavram etrafında çekilmiş bir animasyon film. önce normal çekilip sonra animasyon ortamına aktarılmıştır. kesinlikle izlenmesi gerekiyor. felsefi sorgulamalar için önemli.

the truman show (1998)

sanal gerçeklik, simülasyon konularına bağlayabiliriz çok istersek. bu muazzam film hayatı bir televizyon programı olan ama bunun farkında olmayan bir adamın farkındalık sürecini anlatıyor. aslında hepimiz birer truman'ız, film bunu çok hassasça gösteriyor.

mar adentro (2004)

çok önce izlemiştim bu filmi ve geçenlerde ötenazi hakkında tartışırken aklıma geldi. şu ana kadar yazmadığım için hayıflanıyorum. boynundan aşağısı felç bir adam diyeyim. yaşama iradesinin sönmesi, ötenazi anahtar kavramlar. derin bir film. tüm ötenazi karşıtlarına izletilmesi gereken. gerçek bir öyküden alınma.

lebanon (2009)

yine bir tek mekan filmi. seviyorum böyle filmleri . film bir tankın içerisinde geçiyor. zorlu bir şehir savaşı sırasında tanktaki bir avuç insanın yaşam mücadelesi. bir israil filmi. savaş psikolojisini çok iyi anlatıyor. pıravo ona.

law abiding citizen (2009)

karısı ve kızı katledilen adam kanunun verdiği cezayı yeterli bulmayınca kendi adalet arayışına girer. adalet ve hukuk aynı şey değildir bunu göstermeye çalışıyor film. çürümüş yargılama sistemlerimizin amacından saptığını yüzümüze vuruyor. iyi adam, kötü adam, hak, hukuk, adalet, dürüstlük, erdem, suç ve ceza gibi kavramlar üzerine çekilmiş en çarpıcı filmlerden biri kesinlikle. riyanın makyajları siliniyor. sonu kötü gibi olsa da izlenmeli.

black (2005)

doğuştan kör ve sağır olan bir insan düşünün. hiç görmeden ve hiç duymadan, sadece dokunarak, koklayarak ve tadarak deneyimleyebilseniz nasıl bir dünyanız olurdu? işte bu hint filminde doğuştan kör ve sağır olan bir insanın mücadeleye devamı ve siyahtan oluşan dünyasında hissettikleri, yaşadıkları var. dans mans da yok içinde, izleyin.

celda 211 (2009)

hapishanede gardiyan olarak çalışmaya başlayacak kahramanımız bir kaza sonucu bayılır. gözünü açtığında ise hapishanede isyan çıkmış ve otorite mahkumların eline geçmiştir. ancak yeni eleman olduğu için onu tanıyan yoktur. hayatta kalmak için bir mahkumu oynamaya karar verir ve olaylar gelişir. denecek çok şey yok. hapishane denince aklıma gelen filmlerden biridir

el laberinto del fauno (2006)

1940'ların faşist ispanyasında yer alan fantastik olduğu kadar realist bir film. küçük bir kızın kendi fantastik dünyasını anlatan film metaforik giydirmeler de yapıyor. yönetmen "şu müziğin güzelliği, bütün her şey yalan olacak biliyor musunuz? işte her şey bu, bir hiç. hayaller insan mi, yoksa bizler hayal miyiz?" diyerek filmin özetini geçmiştir.

lilja 4 ever (2002)

adamın amına koyan mevzubahis filmimiz ailesi tarafından terkedilen 16 yaşındaki eston lilja'nın yaşantısını sunuyor bizlere. basit, sıradan ve fukara hayatı andrej isimli bir gencin onu isveç'e davet etmesiyle değişiyor. bu filmi izledikten sonra rus'a gidemezsiniz. bittikten 10 dakika sonra dahi boş boş bakıyordum etrafa. özet: gitme o karıyın amına koyum gitme :(

codayi i nadir ez simin (2011)

a separation diye arayın. harikulade bir pers filmi. zaten almadığı ödül, tarumar etmediği festival kalmadı ama uzaklara bakmalı sanat filmi değil, korkmayın. iran kültürünün bize yakın olmasından dolayı çok samimi bir film gibi geliyor. sosyo-ekonomik seviyesi yükseklerde olan bir ailenin, kadının boşanma talebi sonrası başına gelenler. filmle ilgili pek bir şey söylemeye gerek yok. son yılların en iyi filmlerinden dersem yeterli olur sanırım.

der untergang (2004)

führer adolf hitler'in intihar etmeden önceki son 10 gününü konu alan bir alman filmi. türkçesi düşüş, çöküş olabilir artık nasıl çevirmişlerse. alman sineması diyince ilk akla gelen filmlerden biridir. bir devrin nasıl son bulduğunu anlatır. ideolojilerini sevmesem de kararlılıklarına, adanmışlıklarına bütün dünyaya tek başlarına kafa tutmalarına ve ciddi başarılar elde etmelerine hayranım. şu komikli videoların yapıldığı, hitlerin subayları ayağa dikip azarladığı sahne bu filmdendir. izleyin, izlettirin.

bütün pixar filmleri

hangisi olduğu fark etmez. hepsi şükela birer sanat eseridir. keyifle seyredilir. animasyon film seyredecekseniz bunlardan şaşmayacaksınız. tek tek yazmayayım dedim. http://en.wikipedia.org/wiki/list_of_pixar_films buradan bakar bakar izlersiniz. son filmleriyle seviyeyi düşürüyor gibiler. adam olsunlar.

the cabin in the woods (2011)

alternatif bir film. listedeki tek korku filmi budur. korku filmlerini saçma, boş bulan biri olarak bunu yazıyorum. ancak korku öğeleri barındırmıyor pek. daha çok senaryoya ve kurguya bakacaksınız. korkmak için seyrederseniz aradığınızı bulamayabilirsiniz. kesinlikle türün öncülerinden biri. çıtayı yukarılara taşıyor. klasik teen slasher gibi aslında ama öyle değil :/ klişeleri farklı yorumlayan bir sanat eseri.

le fabuleux destin d amélie poulain (2001)

muhteşem ötesi, harikulade inanılmaz süper bir fransız filmi. fransızları sevmesem de bu eser ile sinema tarihinin en şükela filmlerinden birine imza atmışlar. amelie isimli genç kızımızın hayata sıradışı bakışı filmin içine çekecek sizi. filmi izledikten sonra sokağa çıkıp amelie arayabilirsiniz. yapmayın, bulamazsınız. kurgu bunlar :(

the usual suspects (1995)

bu filmi yazmam için o kadar ısrar geldi ki anlatamam. şu ana kadar yazmamamın tek nedeni filmin sonunu en başından tahmin edebilmiş olmam. ki öyle filmin sonunda ne olacak diye tahmin yapan bir insan değilim ama bu biraz bağırıyordu. yine de güzel film. polisin bir mafya elemanını sorgulaması üzerine ortaya çıkan inanılmaz zekice bir tezgah.

20 Ekim 2013 Pazar

Çalışmadan Emekli Olmak - Boşuna GSS ödemeyin - isteğe bağlı tarım sigortalı olup emekli olun

isteğe bağlı tarım sigortası, isteğe bağlı tarım sigortası 2013, isteğe bağlı tarım sigortası nasıl yapılır, isteğe bağlı tarım sigortası primi, isteğe bağlı tarım sigortası şartları, isteğe bağlı tarım sigortası emeklilik, isteğe bağlı tarım sigortası hizmet dökümü

Ekşi sözlükte Genel Sağlık sigortası hakkındsa bir entry de çok önemli bir bilgiye rastladım. İşsiz bir adamdan para isteyen hükümetimizin çıkarmış oldugu herkesi sağlık sistemine sokacağız isimli sistemde nekadar koparırsam kardır mantıgı ile yolunmuş kaza çevrilen vatandaşların havaya parasını atmaması hemde madem o para havaya gidecek bari yatırdığınız paranın sizi emekli edebileceği bir sistemden bahsetmiş bir yazar arkadaşımız Entry içeriği şu şekilde kendisine buradan teşekkür ediyor ve genel bilgileri konuya ekliyorum
Daha evvelki entrlerde saçmalığın daniskası olduğu zaten söylenmiş ve hemen hemen yapılabilecek tüm eleştiriler yapılmış. ben ise işinize yaraması ve ödediğiniz paranın biraz olsun bir amacı olabilmesi adına tavsiye vermek için buradayım.
başlık içinde arattım ancak göremedim, daha önce kimsenin yazmamış olmasına hem şaşırdım, hem de bu nispeten iyi sayılabilecek tüyoyu ben vereceğim için sevindim. umarım faydası olur;

şimdi öncelikle bu 213 tl ödeme zorunluluğu neydi onu bir hatırlayalım, zaten bilenler direkt tavsiye kısmına atlayabilirler;

efendim, erkek çocuğu iseniz, 25 yaşına kadar, okul okuyor olmanız halinde babanızın sağlık priminden faydalanabiliyorsunuz.okumuyor ve çalışmıyorsanız 18 yaşından itibaren sistem sizi yakalıyor,ancak 25 yaşını geçtikten sonra okusanız bile fark etmiyor.

kız çocukları ise okusun okumasın 25 yaşına kadar babası üzerinden sağlık primi alabiliyor, ancak 25 yaşından sonra kız çocukları da eğer işsiz ise, yani sigortasız ise sisteme yakalanıyor ve borçlanmaya başlıyor. eğer 25 yaşından önce evlenirlerse sorun yok, kocaları üzerinden sağlık primi almaya devam ediyorlar.

yani bizim bu entrydeki hedef kitlemiz, 25 yaş üzeri bekar ve işsiz kadın vatandaşlarımız ve 18 yaş üzeri okumayan-çalışmayan erkek vatandaşlar ile 25 yaş üzeri işsiz erkek vatandaşlar. *

sistem sizin bu özelliklerinizi tespit ettikten sonra sizden gelir testi yaptırmanızı istiyor ve çıkan sonuca göre sizi her ay g1-g2-g3 vesaire gibi kategorilere sokup borçlandırıyor.
nedir bu g1-g2 vb.?
eğer gelir testi sonucu düşük gelirli olarak tespit edildiyseniz g1 klasmanına giriyorsunuz ve sağlık priminiz için her ay 35 tl gibi bir meblağ ödemek zorunda kalıyorsunuz.

g2 için bu rakam 105 tl ye yükselirken, g3 için başlıkta belirtildiği gibi 213 tl. internet aratırsanız zaten detaylı rakamlara ve bu rakamların nasıl hesaplandığına ulaşabilirsiniz. şurada da yazıyor mesela.

şimdi burada sorun şu, bu parayı ödediğiniz zaman, sadece ama sadece sağlık sigortası priminizi ödemiş oluyorsunuz ve ödediğiniz paralar size emeklik günü saydırma açısından bir fayda sağlamıyor, bakın mesela şu enrty de de bir arkadaşımı bu durumdan sitem etmiş. (bkz: #36878598)

zaten bu tavsiyeyi yazmak da onun üzerine aklıma geldi, şimdi gelelim tavsiye kısmına;

--- tavsiye ---

g1 kapsamında olan, yani 35 tl ödemekle mükellef olan arkadaşlarımızın işine yaramayacaktır bu tavsiye ancak g2 kapsamında 105 tl ve özellikle de g3 kapsamında 213 tl yi boşu boşuna, sırf sağlık primi alabilmek için ödeyen arkadaşlarımızın ciddiyetle düşünmesinde fayda var,

olay şu, isteğe bağlı tarım sigortası denilen bir hede var, tarım bağ-kur'u ile karıştımayın yalnız, ikisi farklı, farkını anlatacağım.

bu isteğe bağlı tarım sigortalılığına başvurursanız, sigorta kapsamında 240 tl gibi bir ücret ödemeniz gerekiyor ancak emeklilik adına gün saydırmış oluyorsunuz. yani sırf sağlık primi için, gün saymadan 213 tl vermektense, `20-30 lira daha fazla ödeyerek gün de kazanmış olacaksınız`.

peki bunun için ne yapmak gerekiyor? ihtiyacınız olan şey, sgk şubelerinden alacağınız isteğe bağlı tarım sigortası formunu doldurduktan sonra muhtardan ve ilçe tarım müdürlüğünden tasdik ettirmek ve sgk müdürlüğüne tekrar teslim etmek.

bu kadar yani. şimdi aklınıza şu soru gelebilir, "hacı, tarım marım diyorsun da, benim işim olmaz tarımla? hem üzerime arsa, tarla filan da yok?"

doğrudur, ama zaten tarım ile ilgili olmanıza gerek yok, üzerinize kayıtlı herhangi bir arazi, tarla, bağ, bahçe olmasına da gerek yok. işte isteğe bağlı tarım sigortasının tarım bağkurundan farkı bu. tarım bağkuruna başvururken çiftçi olduğunuzu kanıtlamanız gerekiyor gibi bir şey, ancak isteğe başlı sigortada böyle bir zorunluluk yok.

misal ben, okulumu bitirdikten 2 ay sonra babam emekli oldu ve ben hem okulsuz, hem işsiz hem de emekli bir babanın evladı olduğum için onun üzerinden düştüm, sağlık primi alamamaya başladım ve sistem beni gelir testine çağırdı. eğer gitsem bana da aylık 213 tl hava parası çıkaracaklardı ve ben sırf olur da hastalık-kaza geçirirsem hastanede ücretsiz bakılabileyim diye bu parayı vermek zorunda kalacaktım..hani şu suriyeli arkadaşlara komple bedava olan şeyi için yani..neyse..

213 tl yi boşu boşuna gömmekten ise, yukarıda anlattığım gibi, isteğe bağlı tarım sigortalısı yaptık beni ve ben işe girene kadar geçen 4 aylık boş zaman diliminde 240 tl ödeyerek hem sağlık priminden faydalandım hem de 4 ay kazanmış oldum, yani işe girdiğimde zaten 4 aydır sanki bir yerlerde çalışıyor gibiydim ve işe girince de isteğe bağlı tarım sigortamı kapatıp, iş yerinin bana yaptığı sigortayı onun üzerinden devam ettirdim.

tavsiye- tüyo filan denince, parayı komple ödememek gibi bir seçenek sunacağımı düşünen arkadaşlar hayal kırıklığına uğramamıştır inşallah diye umuyorum, ama bu yöntem de en azından parayı sokağa atıyormuş hissini yaşamanıza engel olup biraz olsun teselli yaratır diye düşünüyorum. öbür türlüsü için suriyeli mülteci olmanız gerekiyor arkadaşlar, vatandaşlıktan çıkma ve suriye vatandaşı olma işlemleri nedir-nasıldır o konuda inanın bilgim yok *

--- tavsiye ---

yardımcı olabildiysem ne mutlu.

mesajla gelen edüt: daha önce yazılmış verdiğim tavsiye. yalnız ben "tarım" diye arattığım için çıkmadı,"isteğe bağlı" diye aratınca çıkıyor bir kaç tane. neyse yine de yeniden gündeme gelmiş oldu en azından, bilmeyen görmeyen varsa görmüş, öğrenmiş olur. şuku filan vermeyin la istemem, ilk kim yazdıysa ona verin. *

link editi: ayrıca şu linkten durumunuzu sorgulayabilirsiniz. internet kafelerde bir ara 1 tl istiyorlardı bu ekrana girip çıktı almak için. * linkte problem yaşayanlar sondaki sılaşı silerek ya da googleden sgk sorgulama şeklinde aratarak da ulaşabilirler bilgilerine.
İsteğe bağlı ek 5 tarım sigortası formu hakkında bilgiler

Yeni çıkan yasaya göre adına hiç bir şekilde tarla arsa vb şeyleri bulunmayan kişiler, 2013 yılının haziran ayına kadar 159,02 TL haziran ayından sonra yani 2013 yılının sonuna kadar ise 165,99 TLödeyerek otomatik olarak sigortalı olabilecekler. Bu sigortalılık süresi 30 gün üzerinden kişinin emekliliği için yansıyacaktır. Tarımsal bir faaliyetiniz olsun yada olmasın tarım sigortalısı olabilir, tüm sağlık hizmetlerinden yararlanabilir, emekli de olabilirsiniz.

Başvuruda bulunacak kişiler için aşağıdan EK 5 TARİM SİGORTALILIĞI FORMU indirme linkini vereceğiz. Aşağıda sizler için verilen linkten ilgili evrağı indirerek doldurup, muhtarlıktan onaylattıktan sonra, ilgili şehrinizdeki Tarım İlçe Müdürlüğü’ne kaşeletip gerekli işlemleri yaptırdıktan sonra SGK’ya teslim edeceksiniz.

EK 5 TARIM SİGORTASI FORMU İNDİR


kaynak
Eğer sizde bu bilgiyi faydalı buluyorsanız yorum olarak bizlere iletin

23 Eylül 2013 Pazartesi

Askere giderken götürülecekler listesi 2014 - 2015

Askere giderken yanımızda götürülecekler listesi


Askere giderken götürülecekler listesi 2013


Ve askerlik Biter Admin Geri Döner :)) 03/06/2014 
Hayatınızdan 6 & 12 Ayını silebilirmisin deseler Cevabı hayır olurdu adam Askerlik bu olanağı size sağlıyor.
Yakın zamanda askerlik ile ilgili bilgileri ekleyeceğim "Saygılar"



Yakın zamanda askerlik görevimi yapmak için askerliğe başvurumu yaptım şimdi 25 ekim tarihini beklemekteyim. Donanımhaber forumlarında bu gibi çok faydalı paylaşımlar yapılıyor bende konuyu güncel tutmaya çalışacağım.

Listenin En Başına Şunu yazayım : Pilli radyo kesin götürün.
Kitap okuyan varsa Kitap okuma ışığı kesin götürün.


<Kütahya Hava KK. Aktarım birliği - 16 Aralık Zıpkın Asker > :)


Önce kütahyada 21 gün acemilik yaptım çok soğuktu. Çok acaip bir havası vardı sabah hava çok soğuk fakat öğlen terliyorsunuz sıcaktan. Doğal olarak bu sıcak ve soğuk dengesizliği yüzünden herkes hastaydı.orada yasamaktan öte asker olmakta farklı bir duyguydu. Bizim bölük 385 kişiydi. Bir ictima alınıyor okadar eğitimli adamların sayı saymayı bilmemeside ayrıca utanc bir durum en az 3 en çok 5 kere aynı içtimayı aldığımız oluyprdu. 600 kişilik bölüğü olan yerlere nazaran yinede iyiydik. 600 kişinin temel ihtiyaclarını karşılamak gerçekten zor. Bize haftada iki gün sıcak su geliyordu. Yemeklerimiz kötüydü gelen tabldotlar bardaklar çok kötü durumdaydı. Zaten ilk geldiğinizde 3 iğne yapıyorlar. Mikroplarla mücadele için yapılmasa çoğu kişi hastalıktan kötü duruma gelir başa çıkamazssınız.(23-11-2014)

Usta Birliği 
Bursa Işıklar Askeri Hava Lisesi (İleride yazarım :)

Güncel:


-Giderken ne götürmeliyim ?
Bu konuda Eren Bayraktutan'ın (349. dönem dedemiz) söylediği listeyi yazıyorum. Fikir vermesi açısından o listeyi yazıyorum gerçekten güzel liste. İsteyen o listeden malzemeleri alabilir veya kendine göre düzenleyebilir.

- İğne takımı
- Termal içlik (Kesinlikle güzel birşey alın)
- Saat (sahte casiolar 2 hafta sonra bozuluyor,askerdeki herşey saatle,mutlaka alın)
- 5 adet don
- 10 adet çorap (Siyah desensiz olması gerekiyor.)
- Ayakkabı tabanlığı (Mümkünse silikon alın)
- Ayakkabı boyası (Bot için büyük olanlardan alın süngeride büyüktür,koca bot boya boya bitmez)
- Ayakkabı parlatıcı sünger (Aslında botlarınız yeni olduğu için boyaya gerek olmuyor,bunu alın,kantinden ucuza alırsınız boyayı)
- Temiz, kirli ve yıkama torbaları (bende hepsinden 3er tane vardı, kantine gittikçe bisküvileri çamaşır filesine doldurup gelirdik,fileyi kantinden alırsınız
- Vatka (botlar vurmasın diye alınabilir)
- Traş Takımı(mach3 alın,tek jiletle acemilik biter,kantinden mach3 seti alın,gilette ve arko ürünleri ucuz)
- Tırnak Makası
- Diş Fırçası ve Macunu
- Pudra
- Krem (El ve Kulaklar için soğuktan korunmaya yardımcı olur)
- Trosyd krem (mantar ve pişik için-olmaz demeyin,banada olmuyordu,7tl civarı birşey,eczaneden alabilirsiniz)
-Küçük sabun (Watsons ve gratislerde kağıt sabun veya küçük cep sıvı sabunları var,eğitimden yemekhaneye geçeceksiniz ve yemekhanede çoğu zaman sabun yok.)
-Şampuan (küçük boy)
-Duş lifi-duş jeli (kullanacaksanız çabuk kuruyan lifleri tercih edin)
-Islak Mendil (2 tane küçük boy alın,dolap yatak temizliği için)
-Boyna Asmalı asker cüzdanı (ince olsun,uyurken yüz üstü yatarsan tümsek yapıyor)
-Not defteri ( çavuşlarınız size tanımlar yazdıracak,gidince kantinden 1 tanede yedek alacaksınız)
-Kalem (Havacıların rengi mavidir,tezkere alırken çıktı bu kural)
-10'lu selpak (wc de tuvalet kağıdı,öksürünce,hapşırınca herşeye lazım)
-marker (kepe vs ismini yazmak için,biz daha çok ranza alttlarına yazı yazmıştık
-Pastil (Bir şekilde sokun! ben şeker dedim geçirdiler,boğazlarınız şişecek)
-yara bandı
-1 adet okuyacağınız kitabı alın,kalabalık yapmayın
-Elbise askısı
-Elbise poşeti (bunu sonra kantinden alın,başta bişey demezler)
-Boyunluk (siyah renk)
-Eldiven
-Deodorant
-Cımbız (yanaklarınız kıl dolacak bir ayda,dikiş yaparkende kullanıyorsun)
-Küçük kolonya (cep boyları var-büyük boyları kantindede satılıyor)
-Çekçekli bavul götürün
-Traş çantası (siyah)
-Isınma bantı (5-10 tane hayat kurtarır)

Arkadaşlar tugay çantası diye bir çanta satılacak 20-25tl ye. İçinde traş çantası,bot boyası,dikiş seti vs vardı,ordanda temin edebilirsiniz. Birde gri bir eşofman takımı satılıyor,hem sıcak tutuyor hemde çok güzel arması var,hatıra olur.
Ayna,kilit(bot-dolap-valiz),çengelli iğne,yedek havlu,bere,terlik almayın.

- Acemilik ne kadar sürecek ? Yemin töreni ne zaman ?
Acemilik 352/2 Kütahya arkadaşlara bakacak olursak 5 hafta sürecek. Onların askerliği 9 eylül 2013 itibariyle başladı. 5. hafta cuma günü yani 11 ekim 2013'de yemin ettiler. 5 hafta sürerse yemin töreni 17 Ocak 2014, 4 hafta sürerse yemin töreni 10 ocak 2014'te olacak.

-Yemin töreninden sonra süreç nasıl işleyecek ?Yemin töreninden sonra dağıtım izni kullanmak isteyenler iznini kullanmak üzere evlerine gidecek. Dağıtım iznn toplamda 7 gündür. 7 gün sonunda usta birliğinize teslim olmanız gerekmektedir. Dağıtım izni kullanmayanlar usta birliğinin Kütahya'ya uzaklığına göre yol izni alacaklar (1 veya 2 gün) ve yol izninden sonra usta birliklerine teslim olacaklardır.
Yemin töreni 9:30 gibi biter,10:00da tugayın dışında olursunuz. Yol izniniz 1 günse ertesi gün saat 10da(çıkış saatinizden 24saat sonra,artik cikis saatinizi kac yazarlarsa) ustaya teslim olmaniz lazim.ama 2-3 saat gec teslim olursanız da birşey demezler.

-Usta birliği ne zaman belli olacak ?
Usta birliği acemilikte belli olacak

-Usta birliği olarak nerelere gidebilir.?https://www.facebook.com/notes/3532-grup-hvkkli%C4%9Fi-k%C3%BCtahya-aktarim-birli%C4%9Fi/usta-birliklerimiz/227571257419147

-Ne zaman terhis olurum ?Henüz askerlik süresinin 155 gün mü yoksa 168 gün mü olduğu kesinleşmemiştir. Fakat biz kendimizi kötü senaryoya hazırlayarak, 168 güne göre hesaplıyoruz. 155 gün olursa zaten seviniriz. İzin kullanmayan arkadaşlar için 168 gün 31 mayıs gibi doluyor. Buna yol izni de eklendiğinde 1-2 gün erken çıkma olanağı vardır. 

Yazılımcı Online isimli üyenin mesajını aktarıyorum.



Geçen sene ağustosta acemilik ankara usta birliği hatay olan arkadaşımla sohbet ettim. Planlarımı anlattım neleri nasıl götüreyim falan filan sonra sen eksikleri fazlaları tamamla dedim.

Öncelikle ufak bir valiz alacaktım sert plastik olanlardan carrefourda ucuza vardı. Cevabı hiç almana gerek yok ben sadece sırt çantasıyla gittim dedi.

Çantaya da sadece ekstra iç çamaşırı, tıraş malzemeleri, bot kiliti, ayakkabı boyası vs gibi ufak kişisel malzeme koymuş. İç çamaşırı olarakta don , atlet, çorap.


1- Nizamiyeden girince seni alıp bölüğe götürüyorlar, sonra eşya sırasına giriyormuşuz. kafana bir valiz atıyorlar diyor  Valizin içinde Şapka, eldiven, palaska, 2 çift çorap 2 çift iç çamaşırı, diş macunu ve fırçası, havlu , hastane için mavi renkte eşofman takımı kumaş tarzı şort beyaz çorap ve normal eşofman takımı. Uyurken ya da spor yaparken giyersin dedi. Spor ayakkabı yokmuş sanırım onu ayrı alıyorsun falan dedi sormayı unuttum tsk mı veriyor biz mi alıyoruz diye. Neyse..

2 - Bu valizi aldıktan sonra postal sırasına giriyormuşsun. Normalde ne giyiyorsan 1 - 2 numara büyük söyle dedi.

3- Sonra üniforma sırasına giriyoruz. Senden önce gelenler çok değilse ufak beden kalıyormuş. Yoksa görevli asker sormadan atıyor kafana dedi  Kışlık takım birde kışlık mont verirlermiş bize.

4- Daha sonra gazino gibi bir yerde soyunup kıyafetlerini giyiyorsun dedi 

5- Bunları halledince yatakhanelere çıkılırmış. Dolaplarını yerleştirirsin , temiz çamaşırlarını, eşofmanlarını malzemeni falan koyarsın dedi. Sivil kıyafetlerini askeriyenin verdiği valize koy üstünede ismini yaz , birde kilit götür yanında çantayı kitlersin ama depocu niyeti kötüyse her türlü patlatıyor orası ayrı dedi. Ayrıca dolapları kitlemek yasakmış onu de belirteyim...

6- ilk günü ayrıca imzalam aşılar falanla geçiyormuş bide sanırım oraya buraya gidiyoruz koyun gibi demişti.

7-Acemilikte kısalar uzunlar ayrı olacağız. Hepsi üniversite mezunu adamlar olduğu için çalma çırpa işi hiç olmuyor aksine çok zevkli oluyor en zevklisi acemilik dedi. Paso yürüteceklermiş marş söylete söylete. Fakat usta birliğine geçtiğinde yatakhaneler karışık uzunu kısası aynı olacak, neler neler göreceksin ağzın açık kalacak dedi  Ne olursa ustada olur zaten dedi.

8-İlaç götürmek falan yasakmış. Direk elinden alıyorlar vermiyorlar dedi. Revire çıktığında da düzenli kullanılacak ilaç varsa o saatte revire gidip içiyor sonra geliyormuşsun. Yanına ilaç vermiyorlarmış bu yüzden hiç ilaç masrafına girme dedi.

9- Birde acemilikte hiç bişeyden anlama , çok salak rolüne yatma çok fazlada akıllı gösterme kendini dedi. Kalabalık olacak zaten arada kayna geç dedi. Eğitim saatleri dışına iş kitlerler yoksa. Millet yatarken çalıştırırlar dedi.

10- Haftada 2 gün duşları varmış. 5:30 a kadar da hamam açık olurmuş ihtiyaç için  Duş olayları hepsinde aynı , perdeli duşlar isteyen açıp bakıyor kanka yapacak bişi yok diyo 

11- Rutinleri sordum, kaçta kalkıyoruz ne yapıyoruz falan. 4:30 5:00 arası kalkış, wc sırası, her sabah tıraş olunacak, sonra gidip yatak toplanacak. Sonra kamuflajı giyip postalları boyuyacaksın sıraya gireceksin iştima alınacak dedi. Yemekler falan yenir ardından mıntıka zamanı, subaylar 8 gibi geliyor dedi sonra tekrar sayılacaksın ardından ogün ne yapılacaksa yapılır dedi.

12- ilk hafta paso işlemlerle geçiyormuş. "
sürekli bişileri imzalıyorsun
aşı olacaksınız
katılış muayenesi olacaksınız
sigortalarınız yapılıcak
bunun için 15 tl para alıcaklar
yanında biraz para olsun
birinci haftadan sonra yürüş provaları başlar
sağ dön sola dön
yat kalk
uçç
siper al
falan
sonra silahlı eğitimler başlar
silah omza
silahlı hareketleri yaparsınız
bolbol yemin töreni provaları
ve marş ezberleme
ne kadar düzgün ve nizami yaparsanız takım olarak okadar az yürürsünüz
ki o takımda mal çıkıcaktır o yüzden bolbol yürürsünüz 
kepe ii sahip çık.

13- çok fazla para alma, 100 lira bozuk al yeter dedi. Kalanını bankaya at dedi.

Ama işte bize orada zirrat kart nezaman verilecek falan bilmiyorum ben. Aklıma takıldı bir zirraat kart çıkartsam mı ayrıca gitmeden yoksa çıkartmasam mı. Hesap numarası falan eve gelse keşke gitmeden para aktarabilsek iyi olurdu bence.

14- Asker maaşı 20-25 liraymış. Ohal bölgelerinde yaparsan 200 küsür de tazminat veriyorlarmış. Askeriye için çok bile harcayacak yer bulamıyorsun dedi 

15- Sadece nüfus cüzdanı alıp git, ehliyet falan diğer hiç bişeyini alma yanına. Zaten orada alacaklar sana askeri kimlik verecekler normal kimliğini kullanamıyorsun dedi. 

   Edit 1:
Kartçıkartmayın bence. zaten çıkartacaklar ama size ne zaman olaşırbi fikrimyok ben 42 gundur askerim daha gelip giden bir kart falan yok maaşda aynışekilde ortadayok hayırlısı diyip geciyoruz. Kesinlikle bozukpara götürün sonra eldeki bütünlüklerle su makinalarına bakıp kalıyosunuz. Varsa kredi kartı götürün bence en rahatı.
Biz ilk 10 gün dış alamamıştık inşallah siz haftada 2 alabilirsiniz. şimdidenhayırlı teskereler.

Edit 2 : (Yazı biraz uzun fakat kapsamlı (Henüz bende okumadım :P okurum bir ara))

1. yedek subay aday adayı olarak test ve mülakat merkezleri 
4 yıllık üniversite ya da dengi bir okul bitiren herkes, yedek subay aday adayı olarak değerlendirilir. bunlardan tsk’nin ihtiyacı kadarı yedek subay (asteğmen) olarak silah altına alınırken; diğerleri de kısa dönem erbaş olarak değerlendirilir. neye göre, nasıl sorularının çok fazla mantığı yok. bu konuda tsk, üç ayrı kriter getirmiştir. 
a. tsk’nin o dönemdeki ihtiyacı 
b. adayın (askere gidecek kişinin) özellikleri (bitirdiği okul vs. ) 
c. adayın tercihi. 
görüldüğü gibi sizin tercihiniz en son sırada dikkate alınmaktadır. bu ayın sonlarına doğru bağlı bulunduğunuz askerlik şubenize giderek bir takım evraklar almak zorundasınız. bunlar sizin sınav evraklarınız olacaktır. bunların içinde sınav gibi yol ya da ulaşım için size verilecek bir miktar da para olacak. (gecen sene 3 milyon 750 bin tl idi.) ayrıca sınav günü dolduracağınız cevap kağıdı, kimlik fotokopileri vs. evraklarınız da sınav günü açılmak üzere büyükçe (a3) bir zarfa doldurulup ağzı mühürle kapatılacak. 
sınava 1, 2 ya da 3 nisan günlerinden isteğiniz bir gün girebilirsiniz. bazıları sınava girilecek gün ile düşülecek rütbe arasında bir paralellik kursa da esas olarak başta da belirttiğimiz kriterler uygulanıyor. 
ilk gün genelde kalabalık bir oturum gerçekleşiyor. ama ilk gün girip rahatlamak galiba en iyisi. daha orada bir takım bilgiler edinebilir, fikirler kazanabilirsiniz. ancak sınav zamanı küçük bir askerlik yaşamı prototipi de sunulacak size. bunları ilerleyen zamanlarda siz de yaşayacaksınız. 
sınava moralli ve erken gidin, sabah 8.00’den önce sınav merkezinizde olmanız günün nasıl başladığını gözlemlemek için epey elverişli. bir de sizden sonra gelenlere akıl vererek kendinizin de bir şeyler öğrendiğinizin farkında olacaksınız. sınav merkezinde size tabii ki iyi davranacaklar. ancak unutmayın ayın birinden itibaren resmen askersiniz. ancak yine unutmayın yemin etmemiş askere ceza verilemez. o gün, orada epey insanla tanışacak, hatta tanıdığınız insanları bile bulabilirsiniz. onlardan duyduğunuz kimi olaylarla askerlik üzerine kimi fikirler üretebilirsiniz. size bir tavsiye her duyduğunuza inanmayın. benim “bir arkadaşım vardı, kantin işletti, araba aldı” “komutana kafa attı komutan korkusundan hiçbir şey yapamadı” “abim askerde kraldı” gibi efsanelerin çoğu yalandır: inanmayın. 
sizi 50 ya da 100 kişilik gruplara ayırarak belli merkezlere taşıyacaklar. önce o celp döneminde askere gidip gitmeyeceğiniz yani listede adınız olup olmadığı kontrol edilecek. evraklarınız gözden geçirilecek. (hani yanınızda getirmiştiniz ya) ardından belirlenen sıra ile doktor önüne çıkacak, bir sorununuzun olup olmadığı sorulacak. komando olmak istemeyenlerin tavrını belli edecekleri zaman burası. ki zaten komando olmak adam kendini belli ediyor. sebepsiz yere çok fazla endişe etmenize gerek yok. ardından da sınav salonlarına sokulacaksınız yine belirtilen sıra ile. bu sınava girmeden önce size 5 haneli bir aday numarası verecekler. bu numarayı iyi saklamanız gerekiyor. sonuçlarınızı bu numara ile öğreneceksiniz. 
sınav dedikleri de esas olarak muhakeme yeteneğinizi ölçecekleri genel yetenek sınavı olacak. bazı mantıksal sorular var, duygusal tavırlarınızı ölçme soruları var. bunların işe yarayacağını düşünerek işaretleme yapın. hani kırk yılın başında işe yarayacağı tutar o da size rast gelmesin. sınavdan önce “skorsky helikopter kullanan var mı” “konservatuvar bitiren var mı?” diyeceklerdir. bu soruları okurken herkes gülecek ama böyle bir yeteneğiniz varsa söyleyin ki zaten ortaya çıkar. 
sınavdan sonra size yeni bir zarf verip yine ağzını mühürleyecekler. bu zarf artık teslim olduktan sonra açılacak. ağzı mühürlü sakın merak etmeyin, içinde diploma ve kimlik fotokopisi, vesikalık fotoğraflarınız vb. var. 
sınav günü size küçük bir askerlik provası yaptıracaklar. bir yerlerde sıraya sokup bekletme (içtima), birbirinizden sorumlu olmanız vb. (badi teşkilatı) uygulamalar askerlik döneminizde de tekrarlanacak. zaten bence bu sınavın amacı, okumuş “asi” bireylerin otorite altına nasıl sokulacağını göstermek ve 11 gün boyunca da askerliğin nasıl olduğunu anlamayanlar için düşünme süresidir. çünkü uzun dönem (15 ay) gidenler için böyle bir uygulama yok. o gün oradan “izinli” olarak ayrılacaksınız. 

2. sonuçların öğrenilmesi ve hazırlık dönemi 
nisan ayının 8 ya da 9. günü www.kkk.tsk.mil.tr adresinde girdiğiniz dönemin sonuçları açıklanmış olacak. askerliğin en heyecanlı yeri belki de burası. artık askerliğiniz elinizde tutacağınız kadar yakın bir aşamada. bu sonuçlarda rütbeniz (er-yedek subay), kuvvet (komando, deniz, hava, kara, jandarma) ve teslim olacağınız birlik (tugay, tümen, alay) belli olacak. bundan sonra birliğiniz ve gideceğiniz şehir hakkında bilgi toplamaya başlayabilirsiniz. 
yaninizda götüreceginiz seyler www.asal.msb.gov.tr adresinde şöyle sıralanmış: 

- sahsi temizlik malzemeleri (sakal ve koltuk alti tras makinalari, yuz ve banyo havlusu, ozel bir marka kullaniyorsaniz yuz ve banyo sabunu, cilt kremi, sampuan, dis fircasi ve macunu) 
- mevsime uygun birkac cift siyah corap, birkac takim ic camasiri, pijama veya esofman, bir cift dayanikli terlik, bir tirnak makasi) 
- kullaniyorsaniz; nemlendirici yuz kremi, bir kutudan fazla olmamak uzere vitamin hapi, uyusturucu etkisi olmamak sartiyla kullandiginiz ilaclardan birer kutu. 
- postal giyeceginizden, ayak vurmalarina karsi pudra ve yara banti, ayak mantarina karsi krem. 
- toplu yerlerde uyuma probleminiz varsa goz bagi ve/veya kulak tikaci. 
- telefon kontur karti. 
- siyah pilot kalem, orta boy ebatli not defteri. 
- silaya mektup yazmak icin mektupluk, bloknot ve mektup yazmak sizin icin onemliyse, dolmakalem ve murekkep. 
- varsa, saglik raporlari ile kullanmak zorunda oldugunuz ilaclara ait saglik raporlarinizi yaniniza aliniz. 
- fotograf makinasi, cep telefonu, cagri cihazi, radyo, kaydedici cihazlar, wolkman gibi her turlu elektronik cihazin askeri birliklere sokulmasi yasaktir. 
- birliginize katildiginizda bir-iki gun icerisinde uniformalariniz verilecek, sivil giysileriniz ve ayakkabiniz birlik deposunda muhafaza edilmek uzere alinacaktir. 
yukarida belirtilenlerin disindaki ihtiyaclarinizi birlik/okul kantini veya askerlik yemini ettikten sonra cikacaginiz carsi izninde temin edebilirsiniz. 
yaz aylarini askerde gecireceginizi göz önüne almaniz ne götüreceginiz konusunda size fikir verecektir. mesela kesinlikle tabanlık (hem soğuktan koruması için hem de ayak sağlığınızı korumak için) iki ayrı tabanlık da alabilirsiniz. çünkü postalların tabanları çok ince olduğu için bir süre sonra belinizde ve bacaklarınızda ağrı başlayabilir. postal vurmaları için orkid, pamuk, elbise vatkası çok işinize yarayacak. bebekler için kullanılan talk pudra, sabun (yanınızda taşımak için otellerde falan verilen küçük boy sabunlardan birkaç tane de bulundurun), şampuan, traş bıçağı (mach 3’ü tercih etmeniz daha ekonomik, normal jilete izin verilmez.) 
aslında birlik kantinlerinde bu ihtiyaçlarınızın hepsini daha ucuza bulabilirsiniz. ancak oradaki stoklar sizin gibi yüzlerce askerin ihtiyacını karşılayamayabilir. onun için iyisi mi siz yanınızda getirin. 
bir tane duvara asılabilen ayna (sabahları traş olurken sıra beklememeniz için) el ve yüz kremi, deodorant, kolonya. postallarınızı boyamak için siyah boya ve yedek fırça. (yedek fırça parçalanmaya karşı, bazı boyalar çift fırçayla satılıyor) bir tane kol saati, bir banyo için bir de yüz için iki tane havlu. yeşil atlet, don, tırnak makası. 
ihtiyaçları karşılamanız çok büyük problem olmayacaktır. zaten eksik bir şey olsa bile çarşıya çıkan birilerinden isteyebilirsiniz 
para konusunda da hâlâ vakit varsa bir tane oyak bank atm kartı çıkartmanız işinizi çözecektir. çünkü hemen her kışlada bir tane atm vardır.yanınızda 20-25 ytl’den fazla para taşımanıza gerek yok. çünkü her şey ucuz ve para harcamak istemedikten sonra harcayacak zorunlu bir yer yok. ekstra yemek-içmek dışında. 
askerin bilgi defteri ya da askerin not defteri adıyla satılan kitapçıklar var. bunların her ikisinden alın. bunlarda askerlik hakkında bilgiler var. bu bilgiler işinize yarayacaktır. bunlardan başka kesinlikle siyah kalem (hem de birkaç tane) küçük bir not defteri. 
isterseniz kendi künyenizi ve isimliğinizi de yaptırabilirsiniz. isimlikte sadece soyadınız yazar. künyede ise, adınız-soyadınız, dönem numaranız, kan grubunuz, memleketiniz yazar. müslüman ya da m yazdırıp yazdırmamakta özgürsünüz. ben yazdırmamıştım. kimse de bakmadı. künye iki tane olacak ki zaten asker dükkanlarında size her şeyi söylerler. büyük şehirlerde yazdırmanız daha güzel, çünkü daha güzel makinelerle yazdirabiliyorsunuz. bir tane yeşil nefte (şapkanın üzerinde sınıfınızı gösteren küçük düğme. piyade için yeşil kullanılır. başlarda herkes yeşil renk takar. sonra birlikleriniz, bölüklerinize göre değişecek) 
palaska, kemer vs almanıza gerek yok, dağıtmazlarsa bile kantinlerden alabilirsiniz. çünkü askeri kantin çok daha ucuz olacak. 
suya sabuna dokunmayan (fazla ideolojik olmayan) birkaç roman da alabilirsiniz. yasak olmadığı sürece kitap okumak serbest. hatta kitap okuyan asker dikkat çeker, akıllı bilinir. 

3. son gün ve yola çıkış 
kısa dönem askerlik yapacaklar için, süreniz yaklaşık 155 gün. bu süre için evden, ailenizden, sevdiklerinizden ayrı kalmanız hiç de öyle sandığınız gibi büyük bir problem yapmayacaktır. ama eliniz mahkum biraz hüzünlenecek, içiniz burulacaktır. çünkü özel araba ile gitmiyorsanız terminaller, ağlayan insanlarla dolu. mümkün olduğu kadar az kişi gidin. tek başınıza da çıkıp gitmeyin o zaman da hüzünlü olur. moraliniz kesinlikle yüksek olsun. altı üstü 5 ay ki o kadar çabuk geçecek ki anlamayacaksınız. aha da bu kadar kesin söylüyorum. gece yolculuğu yapacaksanız uyumanıza bakın, ilk günler biraz uykusuz geçebilir. 
sabah otobüsten indiğiniz zaman ilk işiniz elinizdeki büyük zarfı çantanıza koymak olsun. çünkü terminal vs. civarında gezen inzibatlar (as.iz işaretli) sizi bir yerde toplayabilir direk kışlaya götürebilir. unutmayın gece 17.00’ye kadar teslim olabilirsiniz. hatta 00.00’e kadar da olabilirsiniz. ama şansınızı fazla zorlamayın. size “asker misiniz?” diye sorabilirler. direk hayır deyin, kimlik soramaz, zorla yakalayamaz. askerlik yapacağınız şehri tanımaya çalışın. 4-5 hafta sonra yemin töreninden sonra gezebileceksiniz. güzel bir yemek yiyin, insanlarını tanımaya çalışın. 

4. teslim olma ve ilk gece 
askeri dilde teslim olmak denir ama korkmayın, suçlular teslim olur. çantanızı arayacaklar. bazı eşyalarınıza el koymak isteyeceklerdir. normal bir askerse kesinlikle karşı çıkın, çünkü o kendi eksikliklerini böyle tamamlamak isteyecektir. çok ısrar ederse komutanını çağırmasını söyleyin. mesela ayna, jilet, kolonya gibi malzemelere el koyabilirler. dikkat edin. 
ama siz yine de yokmuş gibi yapın. akşam 16.00 gibi idealdir teslim olmak için. hem kalabalık olur, yalnız kalmazsınız hem de ufaktan mesai bittiği için fazla önemsemeyebilirler. sizin gibi yüzlerce askeri bir araya toplayacaklardır. sizin gibi kısa dönem askerlik yapacak insanlarla tanışacaksınız. bu arada uzun dönem askerler ise “poşet” diye bağıracak, “03 var mı” “52 var mı” gibi sorularla hemşehri arayacaklardır. askerde hemşehri bulmak çok önemlidir, öyle taleplerden çok çekinmeyin. rahat olun, sohbete falan girin, kafanızdaki sorularla meşgul olun. hep en yakındaki meselenizle ilgilenin. teslim olur olmaz yemin töreni ne zaman diye düşünmeyin, biraz sonra ne olacağını çözmeye çalışın. 
size kamuflajlarınızı verip ufak çaplı bir mülakata daha sokabilirler. buradaki seçme artık en ciddi seçmedir. yaptığınız işleri çok da abartmadan çok da mütevazı olmadan anlatın ya da yazın. mesela “az biliyorum” “biraz anlarım” gibi laflar kullanmayın, kendinden emin konuşun mesela “anlarım” “yaparım” “bilirim” “daha önce de yaptım” “kullandım”. atmak serbest ama tutup da uçak kullandım, vaktiyle “vietnam savaşı’nda bunlardan bir tane kullandım” gibi gerçeküstü davranmayın. ilginç bir yeteneğiniz varsa onu değerlendirmekten çekinmeyin. mesela, “güzel yazı yazarım”, “güzel şiir okurum”, “masal anlatmıştım” “kitabevinde çalıştım”, “dizgiciyim”, “fotoğraf makinesi kullandım”, “bilgisayardan çok iyi anlarım” “grafikerim” “ressamım” “otelde çalıştım” “resepsiyondan anlarım” gibi tayin edici özelliklerinizi yazın. çünkü öyle işler vardır ki, işte bu ayrımlardan seçebilirler. çünkü sizi sınava sokacak kişi genelde birliğin personelden sorumlu kişisi olacak ve kafasındaki eksiklikleri sizden tamamlayacaktır. o yüzden bir sorunun üzerine gidiyorsa anlayın seçilebilirsiniz. 
ilerleyen günlerde sizi acemilik döneminizi geçireceğiniz bölüklere kışlalara dağıtacaklardır. genelde acemilik döneminde kısa dönemleri hep bir arada tutacaklardır. bu da size eşi bulunmaz kültürel bir ortam sağlayacaktır. ancak bazı insanlar sizin keyfinizi kaçırabilir. genelde sivilde çok rahat yaşayan, mızmız, ortama ayak uydurmakta zorlanan, “askerlik yapacağımıza tren yolu yapalım”, “devlet bizi esir aldı” diyen tipler canınızı sıkacaktır. bunların moralinizi bozmasına izin vermeyin kesinlikle. “acaba bundan sonra ne olacak”, “ne gibi şeyler başımıza gelecek” diye davranmaya çalışın. 
ilk defa koğuşlara girdiğiniz zaman belki biraz garip gelecektir. küçüklükte yatılı okulda okuyanlar rahat edecek, yabancılık çekmeyecektir muhtemelen. ama akıllı ve çabuk davranın, ranzanın alt kısmını seçin. çünkü düşme korkunuz olmayacak, lambanın aydınlığı gözlerinizi etkilemeyecek ve görece daha rahat olacaktır. 
cumartesi-pazar dışında ve aksi belirtilmedikçe askerin kalkma saati 06.00’dır. buna göre uyku düzeninizi ayarlayın. ilk günün yorgunluğunu attıktan sonra 8 saatlik uyku size yetebilir. her sabah traş olmaya kendinizi ayarlayın. çünkü askerde herkes kaymak gibi ciltle gezeceği için en ufak sakal bile hemen belli olacak ilk günden gereksiz laf yemenize yol açacaktır. bazı birliklerde aksam traş olmaya izin vermezler, sabah da kalabalık olur. kalktıktan sonra hızlı davranmanız gerekecektir. önce tuvalet ihtiyacınızı giderin, sonra da traşınızı olun. her gün traş olacağınıza göre sinekkaydı olacağım diye cildinizi parçalamaya gerek yok. tahriş olmalara karşı pudra sürebilirsiniz yüzünüze. çok işe yarayan bir yöntemdir. tabii kremi de unutmayın. 

5. ilk günler ve acemilik. 
ilk günler size en çok baskının yapılacağı zaman olacaktır. göze fazla batmamaya çalışın. düşük rütbeli erbaş (onbaşı, çavuş), uzman çavuş, astsubay gibi üstünüzdeki insanlar sizi ezmeye çalışacak, otorite kurmak için size “kız gibisiniz” “beceriksizsiniz” “bağırın” gibi tacizlerde bulunacak. kaytarabiliyorsanız yapmayın ama çok da dikkat çekmeyin. marş söyleterek yürütecekler, söylemeseniz bile ağzınızı oynatın. askerde ilk öğretecekleri şeyler: 
manga oluşturmak 
o mangalardan takım oluşturmak 
yanaşık düzen denilen, komutları uygulatmak olacaktır. 
yanaşık düzen tek erin ve toplu olarak ikiye ayrılır. bunların içinde rahat, hazır ol (esas duruş), selam dur, dikkat, sola-sağa-geriye dön, uygun adım gibi komutlar girecektir. bunların birçoğunu orta okul ve lisedeki beden derslerinde görmüştünüz. çok da farklı değil. bedenen bir sorununuz yoksa çok rahatlıkla yapacaksınız 
ilk günlerde askerlerin en çok dikkat ettikleri şeyler, selam verme, kendini tanıtma, kısa künye okuma, bağırarak tekmil verme, emir tekrarı, selam verirken parmakların kapalı olması, esas duruşun düzgünlüğü. yanınızda bulunması faydalı olan “askerin bilgi defteri” gibi kitaplarda bunların fotoğraflı anlatımlarını bulacaksınız. buralarda ilk zamanlar dikkatli olmanız gerek. yoksa banka, ağaca selam vermek zorunda kalabilirsiniz. bir kere yapın, düzgün yapın. bir daha kimse sizle uğraşmak istemeyecektir. çünkü siz artık yapan adamsınız. 
zaten genelde bulunduğunuz takımda, mangada bir tane beceriksiz olacaktır. bunla uğraşan rütbeliler yüzünden siz biraz daha rahat edersiniz. ancak şöyle bir durum daha var. o beceriksizin yüzünden takımın yürüyüşü bozuluyorsa ya da başka bir sorun varsa, o durun düzelene kadar sizi yoracaklardır. askerde toplu halde hareket ediliyorsa birey yoktur. örneğin istikamet verilerek dağıtılan bir takım iyi dağılmamışsa, bir kişi için yeniden yeniden dağılıp toplanabilirsiniz. böyle bir aksaklığa yol açan askeri hemen aranızda eğitmeye çalışın. onuruyla da fazla oynamayıp onu gaza getirmeye çalışın, yoksa o tipler sizi çok yorabilir. 
acemilik döneminde sizi yemin töreninde yapacağınız tören yürüyüşüne hazırlamak için olağan üstü bir çaba gösterecek sizin başınızdaki rütbeliler. çünkü sizin düzgün yürümeniz eğitimcileriniz de gurur duymasına yol açacak bir durumdur. buna çok dikkat edeceklerdir. hani anıtkabir askerleri ayaklarını 90 derece kaldırarak yürür ya, işte sizi de öyle yürütmeye çalışacaklar. hem de toplu olarak. bu sizin acemilik dönemine damgasını vuracaktır. 
bu dönemin ortalarına doğru elinize silah vereceklerdir. daha sonra da silahlı eğitime geçecekler. tüfekle yanaşık düzen, selam verme, tüfek omuza gibi komutları öğretecekler, sonlara doğru atış yapacaksınız. birini vurmadığınız takdirde yaptığınız atışın bir önemi yok ne atarsanız atın. sizin hakkınız 3 mermi ise o kadar atarsınız, mermi değerli çünkü. 
acemilik günlerine o kadar alışacaksınız ki, birden kışlada doğmuş gibi bir düşünce hakim olacak zihninizde. sivil hayatınızla ilgili fazla bir şey hatırlamayacak, dikkatiniz hep askerlikte olacak. bu dönem fazla sürmeyecek. ama böyle hissetmek de bulunduğunuz şartları kavramanız için son derece olumlu olacaktır. sürekli sivil hatıralarla yaşamanız geride kalan günlerinizi sıkıntı içinde geçirmenizi sağlayacaktır. aileniz, sevdiklerinizi çok merak etmeyin, onlar askerde olan sizle gurur duyacaklardır. ama yine de arada sırada telefon açın, kamuflajlı fotoğraflarınızdan ilk fırsatta gönderin. hatta önceden belirleyeceğiniz arkadaşlarınızla mektuplaşmanız moralini bir hayli yükseltecektir. mektupların okunduğunu da unutmayın tabii. askeriyenin bütün telefonları taficsdenilen bir sistemle birbirine bağlıdır. sizle birlikte aynı dönem askere giden arkadaşlarınızı (nerede olursa olsun) bu hattan arayabilir ücretsiz konuşabilirsiniz. acemilik süresince askerliğe sizden önce başlamış kısa dönemlerden yeterli bilgiyi alacaksınızdır şüphesiz. en çok dikkat edeceğiniz unsur kime nasıl davranmanız gerektiği. yani, uzun dönemler içinde türlü türlü adam çıkacaktır. 
hata yaptığınız zaman sihirli lafınız “ben kısa dönemim, yeni geldim bilmiyordum” bu laf bütün acemiliğiniz boyunca sizi kurtaracaktır. 
toplu yerde yaşamaktan dolayı çok sık kavga çıkar. normal bir asker sizle kavga etmeyi göze alamaz. ama kavgalara karışmayın, çoğu basit nedenlerden ve saman alevi gibi bir anda başlayıp biten kavgalardır. arada kalmayın. 

6. yemin töreni: 
sonunda beklediğiniz gün geldi. artık yemin törenine başlayacaksınız. yemin törenine sizi izlemeye o ilin mülki erkanları, basın, en önemlisi aileniz gelecek. onlara sizi güzel göstermek için ellerinden geleni yapacaklardır. kıymetini bilin, çok iyi davranacaklardır size. hatta birliğinizi gezdirebilir, ailelerle güzel bir yemek yedirebilirler size. bu insanı çok duygulandıran bir olay olacak. ailesi gelenlere 2 gün dışarıda kalma izin verecekler. garnizon sınırları içinde önceden belirteceğiniz bir adreste cuma ve cumartesi gecelerini geçireceksiniz. çocuklar gibi şen bir vaziyette, güle oynaya bir aydır çantanızda olan sivil eşyalarınızı yeniden giyecek kendinizi terhis olmuş kadar mutlu hissedeceksiniz. ancak belirttiğiniz adreste inzibatlar tarafından kontrol edilecek, bulunmadığınız takdirde ceza alabilirsiniz. artık yemin de ettiğinize göre aman dikkat. (inzibat askerin polisidir. bir askeri, tutuklama, alıkoyma gibi hakları vardır, genelde laftan anlamayan, kütük gibi tiplerden seçilir. bunlarla hiçbir zaman tartışmaya girmeyin) 

7. bölüklere dağılım 
askerliğin esas başladığı zamandır ama geriye 4 ay kadar zaman kalacak. yemin töreninden sonra onbaşı rütbenizi artık dikebilirsiniz. artık er değil, erbaşsınız. 4-5 hafta sonra da çavuş olacaksınız. “kısa dönem askerler, asteğmen fazlası olduğu için mahkeme durumunda asteğmen olarak yargılanır” diye bir söz vardır. ne kadar doğru karışık olsa da yakında çavuş olmanız size karşı bir korku yaratacaktır. kaldı ki yaşınızın ilerlemiş olması, hayatta bir takım yerlere gelmiş olmanız size saygı duyulmasını sağlayacaktır. yemin töreninden önce başta size yapacakları mülakatların ışığında bazı bölüklere atayacaklardır. 
bir bölüğün adı size bir şey ifade etmesin. askerde uzun kalacak adama ciddi görev veriliyor genelde. yani 4 ayda bir değişecek kısa dönemlere görev vermektense, 12 ay orada kalacak uzun dönem askerlere görev vermek daha işlerine gelecek. sizin de okumuşluğunuzdan yararlanarak bir takım görevlere verecekler. yakında çavuş olacağınızı da göz önüne alan komutanlarınız sizi 
revir çavuşu 
yazıcı 
eğitim planlama ve ölçme merkezi (epöm) yazıcısı 
garaj çavuşu 
eğitim çavuşu 
bölük çavuşu 
kantin sorumlusu 
okuma yazma kursunda öğretmen 
üniversiteye hazırlık kurslarında öğretmen 
dış posta (haberci) 
kütüphane sorumlusu 
psikolojik danışman gibi görece kolay görevlere atayacaklardır. ne olursa olsun, atandıktan sonra yapamayacağınız bir işe verilmişseniz ve komutanlarınızın iyi niyetli, sizi düşünen bir yapısı olduğunu düşünüyorsanız gidip söyleyin. hiç çekinmeyin. askerde size çok değer vereceklerdir, bunu yasadıkça daha iyi göreceksiniz. size uzaktan “poşet” diye bağıran uzun dönem askerlerin yanınıza geldiği zaman “hocam” “abi” dediklerini göreceksiniz. 
ustalığın ilk günlerde nöbet tutacaksınız. birlikteki adam sayısına göre çapraz adı verilen silahlı nöbet de tutabilir ya da sadece devriye olarak da nöbet tutabilirsiniz. ama ne olursa olsun, geceleri yataktan kalkmaya uykusuz kalmaya bugünlerde başlayacaksınız. artık yeminli birer asker hem de onbaşı ya da çavuş olduğunuz için görev, sorumluluk, ceza gibi kavramlarla da tanışacaksınız. bir askerin en değerli şeyi komutanlara göre silah, size göre uykudur. yani dinlenmenize, uykunuza dikkat edin. boş bulduğunuz zaman uyumaya bakın çünkü yakında ayakta uyumaya, gözleri açık uyumaya başlayacaksınız. haa bir de sağlığınızı çok iyi koruyun. özellikle, soğuk algınlığı, halsizlik, boğaz şişmesi, yüksek ateş gibi rahatsızlıklarınız çıkacak. böyle bir durumda revire gitmekte bir sakınca görmeyin. hastalık konusunda kesinlikle mızmız olmayın. en ufak ağrıyı büyütmeyin, hele ilk günler çok olur bu sendrom siz onlara katılmayın. ciddi rahatsızlık varsa o belli eder. şişlik, bel, bacak ağrısı askerlerin en çok yakındıkları konudur. bu nedenle revirdeki personel de (genelde asteğmen olur) bunlara karşı uyanıktır. arada kaynayabilirsiniz. moraliniz bozulmasın. orada da sihirli lafı söyleyin; “ben kısa dönemim” 
evde olmak isteyeceğiniz ilk dönem, bu ilk nöbetleri tuttuğunuz, ilk defa hasta olduğunuz, ilk defa bu denli yorulduğunuz, uykusuz kaldığınız zaman olacaktır. ama çabuk geçer merak etmeyin. 
eğer bir denetleme, tatbikat vs. görmeyecek bir dönemde iseniz günleriniz aşağı yukarı bu şekilde geçecek her günün birbirine benzediği zamanları yaşayacaksınız. ancak, böylesi bir durum varsa işler biraz daha sıkıntılı geçecektir. spor, bakım, temizlik gibi konulardan askerin uyması gereken standarta (3000 m koşu, teçhizatsız 14.30 dk, 8 düz barfiks, 40 mekik-şınav, 115 cm yüksek, 390 cm uzun atlama, 25 m bomba atışı, 25 ve 200 m atış) uymanız gerekecektir. eğer böyle bir ihtimaliniz yoksa önceleri standartları yakalamanız için biraz zorlayacaklar, ancak siz önceden davranıp revirden spor istirahatı alırsanız, sizi zorlayamayacak, denetleme zamanında sizi denetlemenin etkilemeyeceği bir yere göndereceklerdir. çünkü denetlemede bir askere bir şey olmaz. ama esas, onu eğitmekle yükümlü komutanlarına, bölüğüne olur. o yüzden içiniz rahat olun. kendinizi zorlamanıza gerek yok. çünkü ne acıdır sizden çok aldığınız dereceyle ilgilenecekler. 

8. kimle nasıl geçinebilirim 

askerde mutlak bir hiyerarşi ve emir komuta zinciri vardır. mesela, siz erbaş olarak normal erden rütbeli ancak, bir uzman çavuşun astısınız. ancak her şey bu kadar kati değil. askerde rütbe arttıkça kalite artar. sizden rütbe olarak çok üstte olan, binbaşı, yarbay vs ile çok iyi ve seviyeli ilişki kurabilecek hatta onların size siz diye hitap etmesi sizi şaşırtırken, ortaokul mezunu, hayatta hiçbir iş bulamayarak tezkere bırakmış bir uzman çavuşun ukala, artist konuşmaları canınızı sıkacaktır. uzman çavuşların karşısında kesinlikle ezilip büzülmeyin. onların üzerinizde baskı kurmasına izin vermeyin, onları bir arkadaş olarak değerlendirin. yoksa ego tatminine çok meraklı uzman çavuşlar sizi her şekilde ezmeye baskı kurmaya çalışacaktır. yeni astsubay olmuş 20 yaşındaki adamların da mesleğe yeni başlama güdüleri sizi başlarda ezmeye çalışacak, astsubaylara uzmanlardan daha fazla dikkat edin. askerde bir komutan bir de üst vardır. sizin bağlı bulunduğunuz adam komutan, başka birliğin başka bölüğün vs. aynı rütbelisi sizin üstünüzdür. size komutanınız emir verebilir.yani siz önce kendi komutanınıza bağlısınız. ona değil. ancak selam vermeyi, kibar konuşmayı kesinlikle ihmal etmeyin. dikkatli davranın, yoksa dayak bile yiyebilirsiniz. askerin şikayet hakkı vardır. ancak silsile yolu ile olur. askere gitmeden önce bulabilirseniz iç hizmet kanunu gibi eserleri inceleyin. haklarınızı öğrenebilirsiniz. asteğmenler sizin en büyük dostlarınız ve kurtarıcınız olacak. bazı arıza tipler askercilik oynatmaya kalksa da, genelde aranız iyi olacaktır. 

askerde kesinlikle kibar davranın, sizden 10 yaş küçük olsa bile bir astsubay sizin üstünüzdür ve size ceza vermeye yetkilidir. kibar, efendi, saygılı, eğitimli bir kişilik olun. güncel, politik, ekonomik konularda konuşabilirsiniz. çoğu açık öğretim fakültesi’nde öğrencilik yapar ve bazı derslere kafaları hiç çalışmaz. onları ders çalıştırabilirsiniz. bu sizi arazi de eder, rahat da ettirir. 

selam vermekten kesinlikle çekinmeyin, bazı rütbeliler kesinlikle selam ister, bu yüzden ceza bile yiyebilirsiniz. bir kere selam vermezsiniz, o da arıza biridir, başınız yanar, iyisi mi siz herkese selam verin. tabii üstünüze. size kimse selam vermeyecek olsun vermesin. siz ihmal etmeyin. bazıları görmezden gelir gibi görünse de, gözleri üstünüzde olacak. özellikle ilk günlerde dikkat ettikleri tek şey, görünüş. 

askerde her şey görünüştür, gösteriştir. özellikle acemilik günlerinde sizi sürekli bağırtacaklar. bağırın bir şey olmaz. sonra bu azalacaktır. kişilik ezilmesi falan fazla olmaz. o süt çocuklarının uydurduğu şeydir. askerlik yapmamış bir adamın kişiliği zaten eksiktir. öyle nazlı tipler vardır. aman ben ne yapacağım, kaçsam, hava değişimi alsak vs. boşverin onlar korksun, siz aslanlar gibi yapın görevinizi. 
... 
askerlikle ilgili anlatacak çok şey var. ama kısa dönem asker olarak kafanızı, aklınızı, okumuşluğunuzu, zekanızı, hayattaki tecrübenizi kullandığınız zaman çok rahat ve zevkli bir askerlik yaparsınız. örneğin asteğmenlerle aranız çok iyi olacak, onların yetkisinden ufak ufak yararlanacaksınız. bir subay olan asteğmen, astsubaylara istediğini yaptıracak, sizi de kendi kanatları altına alarak rahat etmenizi sağlayabilecektir. 
her denileni sorgusuz, sualsiz gerçekleştiren asker çok çalışmaya mahkumdur. rütbeliler, yalancı ve ispiyoncu askerleri sevmez. gidip de müzevirlik, işgüzarlık yapmayın, açık vermeyin verirseniz de yalan söyleyerek kapatmayın. gidip efendi gibi özür dileyin, hata ettim demenizde bir sorun yoktur. 
nabza göre şerbet vermeyi, kiminle nasıl konuşacağınızı, ne açığı olacağını iyi bildiğiniz zaman başınıza hiçbir şey gelmeyecek, başlarda sızlanarak geldiğiniz askerden, kışladan zevk almaya başlayacaksınız. 
gel zaman git zaman, nizamiye kapılarında yeni kısa dönemleri karşılayacak onlardan bilet isteyecek, bir zaman sizin sorduğunuz soruları bu sefer siz yanıtlıyor olacaksınız. kazandığınız onca arkadaşınızı gün geçtikte sevecek, tezkere aldığınız zaman da onlarla ağlayarak vedalaşacaksınız.


kaynak
Eğer sizde bu bilgiyi faydalı buluyorsanız yorum olarak bizlere iletin

9 Eylül 2013 Pazartesi

Tasolar : Geçmişten gelecege


İşte benim hazinem :)

Üzerinde Geçmişin izlerini taşıyan çocuklugumun en zevkli eğlence aracı (Atariden sonraki ) tasolarımı satıyorum.Sayıları daha fazla idi fakat valide hanım evde pek haz etmediği için bukadar kaldılar.
Tasolar içinde karışık tasolar mevcut. Lisanslı ürünler olup lisanssız ürünlerde mevcuttur. İçerisinde Taso kartlarıda vardır.İçerisinde temizler olmasına karşı sokakların zorlu koşullanırna dayanamayıp sararmış solmuşlarda mevcuttur. O zamanlar eğlence amaçlı oldugu için yeniymiş orjinal miş pek dikkat etmiyorduk anlayacagınız üzere maksat eglenc e olsun çocuklugumuzu yaşayalım :)
Satın Almak için Tıklayın
9 dev taso
233 eski bayblade
81 yeni bayblade
2 mega topaçlar bayblade (metal)
82 memoli kart
36 dino kart dinozorlar
15 taso tv hareketli
2 yugioh metal taso
6 pokemon özel koleksiyon
10 star taso ünlü tasoları
18 futbolcu tasoları
21 101 dalmacyalı
87  Pokemon jet taso
58 karışık taso
51 karışık taso 
55 taso 3 pokemon
42 taso 2 pokemon
107 kare taso 4
109 digimon firlitolay
+ 1024 Plastik karışık taso
Taso Kartları
67 pokemon 
17 ülke kartları
17 pokemon taso kartları
441 pokemon 2 taso kartları
168 pokemon 3 kart taso
86 parlak kart taso
+ 796 Taso kartı 

























10 Temmuz 2013 Çarşamba

Wentto tablet pc pt1 Rom kurmadan format atma

Wentto PT1, wentto tablet pc, Rom indir, format atma , reset,

Evet bir faydalı konu ile yine karşınızdayım:

Malzemeler:
1: 1 adet Dandik çin malı Aptal Wentto PT1 7 inch tablet
2: 1 adet şifresini unutmuş insan evladı
3: 1 adet Çok Fazla Sayıda Desen Denemesi Yapıldı Hatası veren android sistem
4: 1 adet araştırmacı ruhlu çılgın teknoloji sever

Ortalama Pişme süresi : 2 gün

YEMEĞİN HAZIRLANIŞI:

Çok Fazla Sayıda Desen Denemesi Yapıldı Hatası ile bir türlü açılmayan Wentoo Tablet PC (Wentto Tablet Pc , Webntto PT1) MEVCUT ROM SIKINTISI Yüzünden sinir harbi ile tüm neti aradım taradım adam gibi bir çözüm bulamadım. Wentto Tablet Pc romu yok. Wentto PT1 Rom indirmelerini kendi resmi sitesindede yayılanmamış. Bu Kötü android tabletin desteğide ne yazıkkı yok sayılır. Resmi firma olarak Wentto Mobiles , Filka Mobiles geçmektedir.

Wentto Teknik Servis:
Adres : Teknik Servis Adres:
BURAK İLETİŞİM.
Bağlar mah.Koçman caddesi Gül sokak.No 51 Güneşli istanbul

Elimizde Çok Fazla Sayıda Desen Denemesi Yapıldı Hatası ile bizi karşı karşıya brakan Wenttoo Tablet Pc bana bakıyor ben ona bakıyorum. Rom yok yazılım atamıyorum. Format atma windows gibi değil tak cd yi formatla :)

Şans eseri şöyle  bir bilgi çıktı karşıma : Wentto Android Tablet Hard Reset

  • Aşağıdaki işlemlerden sonra tabletinizdeki tüm bilgiler silinecektir.
  • Bu işlemlere başlamadan önce tabletinizin şarjı mininmum %50 oranında olmalıdır.
  • İşlemlere başlamadan önce adımları dikkatle okuyunuz.
- Tabletinizi kapatın.
- Tablet kapalıyken SES AÇMA + GÜÇ (POWER) tuşlarına aynı anda android recovery ekranı açılana kadar basılı tutun.
- Android recovery ekranı açılınca tuşlardan parmağınızı kaldırın.
- SES KISMA tuşuyla “wipe data/factory reset” seçeneğinin üzerine gelip bir defa GÜÇ (POWER) tuşuna basın.
<
- Karşınıza gelen ekranda SES KISMA tuşuyla “yes / delete all user data” seçeneğinin üzerine gelerek tekrar GÜÇ (POWER) tuşuna bir defa basın.
- Son olarak “reboot system now” seçeneğinin üzerindeyken GÜÇ (POWER) tuşuna basarak tabletinizin yeniden açılmasını sağlayın.
Evet yapılacak işlemler bunlardı ama benim bildiğim tabletlerde recovery Mode Açılmıyordu. yanlış biliyormuşum meğer :)

Çözüm şöyle gerçekleşti :
1) Çok Fazla Sayıda Desen Denemesi Yapıldı Hatası ile karşı karşıya kaldık
2) Araştırdık soruşturduk rom yok
3) sonra şans eseri reset ile ilgili bir konu bulduk
4) tableti kapattık ses açma + power basıyoruz haliyle tık yok Recovery mode açılmıyor. Aslında açılıyor ama cihaza rom yüklemeye uygun şekilde açılıyor. ekran kararmış o şekilde işte
5) Cihaz açılıyor karşımızda Çok Fazla Sayıda Desen Denemesi Yapıldı Hatası ve o an SES KISMAYA BASILI TUTULUYOR DAHA SONRA POWER TUŞUNA BASILI TUTUYORUZ.
6) Aptal wentto tabletin android 4.0 sistemi soruyor recoveryu modunda açılmasını istiyormusun diye
7) Gözlerde yaşlar içinde tamam ok butonlarına hazine bulmuşcasına basılıyor
8) Rocevery mode açılır ve wipe format işlemi yapılır (Yukarıda Wipe  - Reset nasıl yapılacagı anlatılmıştır)
9 Reboot yapılır ve tabket kendine gelir.
10) Bir dost tavsiyesi allah aşkına wentto almayın kardeşler Gidin piranha ezcool alın en dandiğinden en azından destek var başınız agrımaz

Yemeğiniz hazır afiyet olsun ;)
kaynak
Eğer sizde bu bilgiyi faydalı buluyorsanız yorum olarak bizlere iletin

27 Haziran 2013 Perşembe

Spooler Subsystem App yazdırma biriktiricisi hatası ve çözümü





Spooler Subsystem App hatası ve çözümü
Spooler Subsystem App hatasının çözümü için;
 NOT : HP Laserjet 1020 ve HP Laserjet 1022 serisi printer larda meydana gelen arızalar için
1-) Başlat\Çalıştıra Services.msc yaz Yazdırma Biriktiricisi hizmetini bulun ve sağ tıklayıp hizmeti durdurun.
2-) C:\WINDOWS\system32\spool\drivers\w32x86 da bulunan dosyaları silin.
3-) C:\WINDOWS\system32\spool\PRINTERS da bulunan  dosyaları silin.
4.) Başlat\Çalıştıra Services.msc yazın Yazdırma Biriktiricisi hizmetini bul ve sağ tıkla leyip hizmeti başlat.
5-) Denetim Masasından Yazıcılar ve Faxlar klasörüne girin. Sisteminizde bulunan her bir yazıcı için sağ clickleyip özellikleri tıklayın. Driver bulunamadı yüklemek istermisiniz diye bir uyarı alacaksınız. Bu uyarıya evet deyin. Yazıcı yükleme shirbazı çalışacaktır. Burdan ilgili yazıcının driver larını seçip ileri ileri son yapın.

kaynak
Eğer sizde bu bilgiyi faydalı buluyorsanız yorum olarak bizlere iletin

18 Haziran 2013 Salı

Kaspersky key uzantılı lisans dosyası ile etkinleştirme

Kaspersky key uzantılı lisans dosyası nasıl girilir, key uzantılı lisans dosyası aktifleştirme, etkinleştirme, kasperksy internet security 2014 2013, kasperksy antivirüs, 2013 , 2014



Kaspersky Antivirüs yada İnternet security paketinden birisini satın aldınız. Fakat elinizde .key uzantılı dosya var. bu dosyayı kasperksky'e nasıl tanıtacaksınız. Yukarıdaki gif sizlere yardımcı olacaktır saygılar

kaynak
Eğer sizde bu bilgiyi faydalı buluyorsanız yorum olarak bizlere iletin