özet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2010 Pazartesi

tarih dil ilişkisi

TARiH-DİL İLİŞKİSİ
Türk Dili, tarihi dillerdendir. Yaşdaşı pek çok dil tarihten silinmiştir. Türkçe, yazı dili olarak iki bin yıllıktır. Türkler, tek bölgede yaşamış, sürekli aynı yerde kalmış bir millet olmayıp, üç eski kıtada varlık göstermişler, kendi dil ve dinlerini buralara taşımışlardır.

Bu nedenle Türkçenin pek çok lehçe, şive ve ağızları oluşmuştur. Bu kollar arasındaki farklılık zamanla çok olduğu için, bazı dilbilimciler, bunları ayrı dil sayarlar.

Türkçe, anadil açısından dünyanın beşinci büyük dilidir. Eğer, Türkler yönettikleri, devlet kurdukları ülkelerde ve bölgelerde kendi dillerini öğretselerdi bugün daha büyük toplumlar Türkçe konuşuyor olurlardı. Ancak, bütün Türk Devletleri, yönettikleri kültürlere saygı göstermişlerdir.

Türk dHinde l0’dan fazla alfabe kullanılmıştır. Sık sık aifabe değiştirmek hem dilbirliğini önlemiş hem de yazılı kaynaklar bir sonraki aifabeyi kullananlarca öğnerilememiştir.

Göktürk Alfabesi, Uygur Aifabesi, Arap köklü Türk Aifabesi, Latin kökenli Türk Aifabesi, Rus Aifabesi Türklerin kullandığı alfabelerdir.

Dünyanın bir çok üniversitelerinde Türk Dili ile ilgili kürsüler vardır. Hem tarih açısından, hem dil vekültür açısından pek çok ülkeyi etkileyen Türk dili, inceleme, araştırma konusu yapılmaktadır. Türkçenin Çuvaşça, Yakutça olarak iki büyük lehçesi ve 50 kadar şi- vesi vardır. Bunlardan birkaçı şunlardır: Altay, Uygur, Karakaipak, Özbek, Kırgız, Kazak, Türkmen, Karaçay, Balkar, Azeri, Afşar, Kazan, Tatar, Başkırt, Kırım, Gagavuz, Oğuz... Yeryüzünde Türkçenin Konuşulduğu Yerler: Bugün Türkçe, nüfus ve toprak büyüklüğü dolayısıyla başta Türkiye olmak üzere, Azerbaycan (Bakü, 7,5 milyon), Rusya, Özbekistan (Taşkent 19,5 milyon), Kazakistan (Almatı, 16,5 milyon), Tacikistan (Duşanbe, 5,5 milyon), Kırgızistan (Frunze, 4,5 milyon), Türkmenistan (Aşkabat, 4 mil- yon), Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Doğu Türkistan, Çin, Iran, İrak, Suriye ve Kıbrıs gibi bir çok ülkede (bazılarında devlet dili olarak) konuşulmakta ve yazılmaktadır.

Ayrıca dünyanın bir çok tanınmış üniversitesinde Türkoloji kürsüleri kurulmuş bulunmaktadır.

türkçenin tarihçesi

TÜRKÇENIN TARiHİ
Türk Dili, eski bir dildir. Türkler bir çok devlet kurdukları, bir çok dine geçtikleri, bir çok yöreye göç edip yerleştikleri için, dilimizin, düzenli bir gelişmesi yoktur.

Geniş alanlara yerleşildiği için, yörelere göre değişikliğe uğramıştır.

20. yüzyılda Türkçenin durumu şöyledir:
1- Kuzey Türkçesi, 2- Doğu Türkçesi, 3- Batı Türkçesi.

Türkiye’de kullanılan yazı dili, Batı Türkçesi’dir. Kuzey ve Doğu Türkçesi’nde, yerel konuşma dili yazı dili olarak kullanıldığı için, yazı dili olarak Türkçe, çeşitlilik gösterir.

Azerice, Özbekçe, Kazakça, Türkmence, Kırgızca farklı yazı diline sahiptir.

Türkler, çeşitli bölgelerde yaşadıkları için, tarih içinde Türk, Rus, Arap, Latin asıllı alfabeler kullanmışlardır.

Bu durum, Ural-Altay boylarının, tarihi konumlarından, durumlarından, maceralarından ve üç kıtada devlet kuran bir yaşayıştan kaynaklanmıştır.

Türkçenin dönemleri:
12. yüzyıla kadar süren döneme Eski Türkçe Dönemi denir. Bu dönem bugünün Türkçesini oluşturan ana dil dönemidir. Daha sonraları Yakutça, Çuvaşça, Moğolca, Mançuca, Tunguzca bu kökten gelişmiştir.

12. ve 13. yüzyıllarda Türkçe büyük gelişme göstermiştir. Yazı dili olarak, bilim dili olarak, edebiyat dili olarak büyük mesafeler almıştır.

Kuzey Türkçesi, Doğu Türkçesi, Batı Türkçesi olarak ayrıma uğramıştır.
İkinci dönem, Orta Türkçe Dönemidir.

Bu dönem Eski Türkçe’den, Kuzey ve Doğu Türkçesine geçiş dönemidir. 13. ve 14. Yüzyılda kullanılan yazı dili bu dönemin dilidir.

Kuzey Türkçesini, Kıpçaklar ve Tatarlar kullanır. Doğu Türkçesini, OrtaAsya Türkleri kullanmıştır. Bu dil Çağatayca adı ile anılır ve bugün, Özbekçe’ye dönüşmüştür.
Batı Türkçesi, Hazar Denizi’nin güneyinden geçip Batıya göç eden Türklerin dilidir. 13. yüzyıldan beri kullanılır. Türkiye Türkçesi Batı Türkçesidir.

Bugünün, Türkiye Türkçesi, en gelişmiş, geliştirilmiş Türkçedir. Kökü, Oğuzcaya dayanır. Türklüğün en verimli, en büyük, en uzun sürdürülen dilidir.

Doğu Oğuzcası; Azeri Türkçesi, Batı Oğuzcası; Osmanlı Türkçesidir.
Bu iki yazı dili bir yazı dilidir.
Batı Türkçesi; Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlıca ve Türkiye Türkçesi
diye üç dönem geçirmiştir.
Osmanlıca, 16. yy ile 20 yy. arasında kullanılan bir devlet yazı dilidir.
Arapça, Farsça dili ile fazlaca karıştırılmış, tamlamalar, deyimler, isimler bu dillerden alınmıştır.
Tamamen özel olarak yapılmış Osmanlıca; devlet, yazı, edebiyat,
medrese öğretimi, din, bilim dili olarak kullanılmış devletin yıkılması ile
kullanımdan kaikmıştır.
Beşyüz yıl kullanılan dil, bugün tarihi belgelerinde yaşamaktadır. Bu
tarihi belgelerin bugünkü dillere çevrilmesi halinde, üç kıta imparatorluğunun tarihi, kültür ve medeniyeti öğrenilebilecektir.
Osmanlıca, hiçbir halkın ana dili olmadığı için, Osmanlı İmparatorluğunun yerine kurulan otuz kadar devletten bu dile sahip çıkan olmamıştır. Osmanlı Devletinin asIl kurucu unsuru olan Türkler de bu dili bırakarak, Türkiye Türkçesi olarak kendi köklerinden gelen öz Türkçeyi geliştirmişler ve Oğuz dilini, çağdaş ihtiyaçları karşılar bir duruma getirmişlerdir.
Ancak, bugün Türkçemiz yine yabancı dillerin işgaline uğratılmaktadır. Bilim, sanat, teknoloji ile hiçbir ilgisi olmadığı halde, konuşma dili, ticari dil, işyeri unvanları İngilizceleştirilmektedir. Eğitim-öğretim dili olarak Avrupa dillerine geçilmektedir.
Halbuki Türkçe, dilbilimcilerce dünyanın en düzenli, en üretken, en
matematiksel dili olarak kabul görmektedir.
Türkler, tarihte bir çok dönemde görüldüğü gibi, özdillerini bilimin,
uygarlığın, bayındırlığın, çağdaş dili durumuna getirmek için sürekli
çalışmak zorunda olduklarını hiçbir an unutmamalıdır.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Arka Sıradakiler 101. Bölüm Özeti

2010, anasayfa, arka sıradakiler, Arka Sıradakiler izle, özet, dizi izle, dizi seyret, diziler, fragman, güncel, gündem, genel, haber, haberler, Internet, yasam, yeniOktayın Zorlu Mücadelesi… Meral Oktay ı elinden kaçırdığı için endişelidir. Oktay ı bulabilmek ve Gamze yle kavuşmasını engelleyebilmek için bütün gücünü kullanır. Oktay ise onu bekleyen tehlikenin boyutlarından habersizdir… Saffet annesiyle ortak olduğu büyük sırrı arkadaşları Memo, Ali ve Derman a anlatmaya karar verir. Vicdan azabıyla yanıp tutuşan Saffet, arkadaşlarından beklemediği bir tepkiyle karşılaşır… Diğer yanda Esra, Menderes ve Gamze yi uzlaştırmanın yollarını arar!Gamze ise, Oktay ın yaşadığına dair tüm umutlarının azaldığı bir anda, eline geçen sürpriz ipucu karşısında büyük bir şok yaşar!…