ramazan ayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ramazan ayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2010 Cumartesi

oruçta susuzluğu giderme yolları


Ramazanda susuzluğu gideren yiyecek ve içecekler ve ramazanda susuzluğu giderme yollarını çoğu müslüman kardeşimiz aramaktadır.Ramazan ayında oruç tutarken insanı en etkileyen etmen susuzluktur.Havanın ısınması ile insanların tiroid bezinin ağız yoluyla bize ulaştırdığı susama hissi bir mesaj olup; sulanmaya ihtiyacın var anlamını taşımaktadır. Ancak bu kişisel ve psikolojik boyutları olan ve kişiden kişiye farklılık gösteren bir ihtiyaçtır. Kimi insanlar günde 2 bardak su içerken, kimilerinin tükettiği su miktarı 2 litre olabilir.
“Susuzluk için dudaklarınızı aralayarak dişlerinizi gösterin. Dilinizi dişlerin arasından çıkarın ve havayı ’sss’ sesiyle çekin. Ağzınızı kapatıp burundan verin”

Yoga Akademi’nin kurucusu Azerbaycanlı Prof. Dr. Akif Manaf, orijinal yoga tekniklerini uygulayan kişinin bedenen güçlendiğini belirterek, “Orijinal yoga sistemi, sindirim sisteminde kurulan genel bir dengeyle, açlığı gideriyor” dedi.

Prof. Dr. Manaf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yoga tekniklerinin sinir sistemine olumlu etkileri olduğunu söyledi. Sinir sisteminin uygulanan tekniklerle rahatlayarak, gevşeyeceğini ve gerilimi atacağını ifade eden Manaf, orijinal yoga sistemini uygulayan kişilerin, doğal bir şekilde rahat ve huzurlu olacaklarını kaydetti. Ramazan ayında oruç tutan bazı kişilerin “sinirsel ve psikolojik bir gerilim altına girdiklerini” ifade eden Manaf, uzun süre aç kalmaya alışık olmayan sindirim sisteminin, aşırı ve ani yüklenme sonucu olumsuz etkilendiğini söyledi.

Yoganın, oruç sırasında ortaya çıkan bütün bu olumsuz yan etkileri ortadan kaldırdığını, kişinin aç kalma hissini rahatlıkla yendiğini belirten Manaf, şunları söyledi:

“Orijinal yoga sistemi ile sindirim sisteminde genel bir denge kuruluyor, açlık gideriliyor. Sinirsel gerilim atılıyor, öfke ve kızgınlık hissedilmiyor. Kişi oruç sırasında kendini daha huzurlu ve rahat hissediyor. İbadetin getirdiği içsel mutluluğun yaşanması kolaylaşıyor. Orucun açılması sırasında, açlık hissedilmediği için ani aşırı yemek yeme söz konusu olmuyor. Sindirim sistemi rahatsızlanmadan, zorlanmadan oruç tutulmasına imkan tanınıyor.

Orucun bedendeki bir diğer etkisi de tansiyonda gözlemleniyor. Oluşabilecek tansiyon dengesizlikleri, baş ağrıları ve baş dönmesi orijinal yoga sistemi sayesinde gideriliyor.”

AÇLIK VE SUSUZLUĞU GİDERME TEKNİKLERİ

Orijinal adı “Uddiyana Banda” olan teknikle açlık hissinin giderilebileceğini dile getiren Manaf, uygulanacak teknikle ilgili şu bilgileri verdi: “Ayakta bacaklar 50 santimetre kadar aralık, dizler bükülü ve eller dizlerin üzerinde olacak şekilde durunuz. Derin nefes alarak karnınızı içe çekerek nefes verin. Çenenizi göğüse yaklaştırarak ve nefesi zorlamadan 3-5 saniye tutun ve nefesi almadan önce karın kaslarınızı gevşeterek nefesinizi tekrar alın. Bu hareketi 6-8 kez tekrarlayın. Sırt üstü uzanarak, ilk önce sağ bacağı bükerek uyluğu göğse yaklaştırın. Elleri diz altında kenetleyin, sağ dizinizi burnunuza değecek şekilde çekin. 15-30 saniye kalın. Aynı duruşu sol taraftan uygulayın. 3-5 tur uygulayabilirsiniz.

Nefes verirken bacakları bükerek, uylukları göğse yakınlaştırın. Elleri kenetleyin, dizlerin altından tutun ve burnunuzu dizlerin arasına yerleştirin. 10-15 saniye kalın. 3 tur uygulayabilirsiniz. Susuzluğu gidermek için ise dudaklar ’O’ biçiminde, dil kıvrılarak dışarı çıkarılır. Dilin oluşturduğu kanaldan hava içe çekilir. Susuzluk ve açlık hissi hafifletilir. Ağız kokusu giderilir. Beden ısısı düşer ve sıcaklara dayanmak kolaylaşır.

Ayrıca diğer bir uygulamayla da dudaklarınızı aralayarak dişlerinizi gösterin. Dilinizi dişlerin arasından çıkarın ve havayı ’sss’ sesiyle çekin. Ağzınızı kapatıp burundan verin. Aşırı safra salgılanması halinde çok faydalıdır. Sindirim sistemini geliştirir, susuzluk giderilir. Sol burun deliğinden nefes alınır, sağ burun deliğinden verilir, sağ burun deliğinden alınır ve sol burun deliğinden nefesin verilmesi şeklinde uygulanır. Tekniğin genel arındırıcı ve dengeleyici etkisi vardır. Sinirler gevşer ve gerginlik atılır.”


Eğer sizde bu bilgiyi faydalı buluyorsanız yorum olarak bizlere iletin

28 Haziran 2010 Pazartesi

Ramazan Ayı Teravih Namazı

Ramazan Ayı Teravih Namazı

Ramazanda Teravih Namazı Kılınır

Müslümanlar Ramazan ayında, diğer aylarda kılmakla yükümlü olmadıkları, sadece Ramazanda kılmakla yükümlü oldukları Teravih namazı kılarlar.Yatsı namazının ardından kılınan bu namaza bütün müminler çok önem vermekte, bu namazı cemaatle kılahalindedirler. Bilmek için camileri doldurmaktadırlar. Oruç, tutan veya herhangi bir sebeple oruç tutamayan herkes bu namazı kılmakla yükümlüdür. Herkes bu namazı,şevkle, büyük bir coşku içinde kılmaktadır. Bu namaz için müminler erkek-kadın, yaşlı-genç, çocuk-büyük hep birlikte camilere koşmakta ve doyasıya ibadet yoğun bir ay yaşamaktadırlar. Teravih namazı arasında okunan, tekbirler, tehliller, salat-ı ıımmiyeler, özellikle çocuklarımızın belleklerinde yer eden,unutamadıkları güzellikler oluşturmaktadır.

Ramazan Ayında Yapılması Gerekenler

Ramazan Ayında Yapılması Gerekenler


Ramazan, Tüm Kötülük Yollarının Kapandığı, Hayır Kapılarının Açıldığı Bir Aydır

Peygamber efendimiz buyurur ki; “Oruç kalkandır”
Her turlu kotuluğun, gunahın onune çekılmış bır perdedır, bır koruyucu kalkandır
Ibadet halındekı bır ınsanın, o ıhlaslı halı kotuluklerı önleyen bir engeldir...

Ramazan Hayır kapılarının açıldığı bir aydır.
Peygamber efendimiz buyuruyor ki;
“Kim Ramazan orucunu, inanarak ve seva bini Allah’tan bekleyerek tutarsa onun geçmiş günahlan affedilir.”
“Ramazan geldiğinde gök kapılan açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.”>
Allah Tel bir hadis-i Kudside buyurur ki;
“Oruç benim içindir, onu mükafatlandıracak da benim.”

Ramazan Her Türlü Olumsuzluklardan Arınma Ayıdır

Ramazanı, Kur’an’ın ve peygamberimizin önerileri doğrultusunda geçiren kimseler, her türlü olumsuzluklardan arınır, Ramazan sonunda mutlu olurlar,Ramazanı, şanına uygun bir şekilde dolu dolu yaşayanlar;

Ruhsal bakımdan arınırlar çünkü, devamlı ibadet Her an rablarıyla başa başa olan insanlar, ruhen temizlenir, ahlaken yücelirler. Devamlı surette açlık halinin muhasebesi içinde olan insanlar, adeta melekleşirler. Fiziksel açıdan arınırlar. Çünkü az yemek suretiyle zorunlu bir rejime girerler ve midelerini dinlendirerek, fazla kilolarını vererek kuş gibi hafiflerler. Malları bakımından arınırlar. Çünkü genellikle bu ayda zekatlarının hesabını yaparak, neticede fukaranın hakkını ondan ayırarak mallarını, haklardan ve mükellefiyetlerden temizlemiş, arındırmış olurlar.

Ramazan Ayında Küs Kalınır mı?

ramazan ayı, ramazanda küslük, ramazanda küs kalınırmı

Ramazan barış ayıdır. Bütün ihtilafların bitirildiği haksızlıkların, zulümlerin ve kinlerin terk edildiği, insanın hayatında yeni bir sayfa açtığı aydır.

Resullullah (s.a.v.) buyuruyor: “Oruç bir kalkandır. Oruçlu insan hayasızhk yapmaz, cahilce davranmaz. Bir kimse onunla dövüşmek veya ona sövmek isterse oruçlu, o kişiye hemen “Ben oruçluyum, ben oruçluyum desin. utl)

Bakınız burada kendisine sataşılan kişi mağdurdur. Haksız yere kendisine sataşılmıştır. Hakaret görmüştür.

Buna rağmen o, haksız kişiye fiiline denk bir davranışla cevap vermemekle emrolunmuştur. Buna benzer bir tavsiyeyi bir başka yerde, bir başka zamanda görmek mümkün değildir. Bu hal, Ramazan’a mahsus bir durumdur. Ramazanda oruçlu olan kimse bu asil davranışı gösterecektir.

Bir an için nefsini ayaklar altına alacak ve karşı tarafa barış teklif edecektir.
Böyle bir davranışın, ne büyük çatışmaları, ne büyük belaları önleyeceği çok açıktır ve herkes bunu takdir edebilecektir.

ramazan ayının önemini gösteren sözler

2010 ramazan ayının önemini gösteren sözler


2010 Yılının Ramazan ayına yaklaştığımız şu günlerde ramazanın anlam ve önemini gösteren hadisler ve ünlü alimlerin sözlerini sizlere yardımcı olması açısından eklemeyi uygun gördük.Aşağıda ramazan ayının anlamı ve önemini gösteren sözler vardır.

1- İmam Bakır (a.s): "Her şeyin bir baharı vardır, Kur'an'ın baharı da Ramazan ayıdır."

2- İmam Ali (a.s): "Ramazan ALLAH'ın ayı, Şaban Resulullah'ın ayı, Recep benim ayımdır."

3- Resulullah (s.a.a): "İnsan, ramazan ayının faziletini bilseydi, yılın hepsinin ramazan olmasını isterdi."

4- İmam Sadık (a.s): "En iyi (faziletli) cihad sıcak havada oruç tutmaktır."

5- Resulullah (s.a.a ): "Gökyüzünün kapıları Ramazan ayının ilk gecesi açılır ve son gününün gecesine kadar kapanmaz."

6- İmam Sadık (a.s): "Kim ramazan ayında (ALLAH'ın kitabından) Kur'an'dan bir ayet okursa, diğer aylarda Kur'an hatmeden kimse gibidir."

7- Resulullah (s.a.a): "Cennet, her yıl ramazan ayının gelişiyle süslenip ziynetlenir."

8- İmam Sadık (a.s): "İnsanın başına bir bela (musibet ) geldiği zaman oruç tutsun."

9- İmam Zeynelabidin (a.s): "Selam sana olsun ey Ramazan ayı ki, hiç bir ay seninle fazilette yarışamaz."

10- Resulullah (s.a.a): "Cennet dört kişinin özlemini çeker, ....biri de ramazan ayında oruç tutandır."

11- Resulullah (s.a.a): "Ramazan ayı bütün ayların, Kadir gecesi ise bütün gecelerin efendisidir."

12- Resulullah (s.a.a): "Kim Ramazan ayını oruçlu geçirir ve haramlardan ve iftiradan sakınırsa, ALLAH ondan razı olur ve cenneti ona farz kılar."

13- Hz. Peygamber efendimiz (s.a.a) bir hutbesinde şöyle buyurmuştur: "Her kim ramazan ayını susarak oruç tutar da, kulağını, gözünü, dilini, şehvetini ve vücudunun organlarını yalandan, haramdan ve gıybetten ALLAH'ın rızası için korursa, yüce ALLAH onu kendine yakın kılar, öyle ki o adam Hz İbrahim Halilullah'a (onun makamına) erişir ve onunla birlikte olur."

14- İmam Bakır (a.s): "Ramazan ayının diğer aylara üstünlüğü Resulullah'ın diğer peygamberlere üstünlüğü gibidir."

15- Resulullah (s.a.a): "Ramazan ayı öyle bir aydır ki, başlangıcı rahmet, ortası mağfiret ve sonu Cehennem ateşinden kurtulmadır."

16- İmam Ali (a.s): "Oruç, kul ile Yaradanı arasında bir ibadettir, ALLAH'tan başka kimse onu bilemez."

17- Resulullah (s.a.a): "Her şeyin bir kapısı vardır, ibadetin kapısı da Oruçtur."

18- Resulullah ( s.a.a.): "Oruç sabrın yarısıdır."

19- Resulullah (s.a.a) (Sahabeden birine hitaben): "Oruç tut; çünkü oruç gibi bir ibadet yoktur (onun yerini tutacak bir şey yoktur)."

20- Resulullah (s.a.a): "ALLAH-u Teala buyuruyor: "İnsanoğlunun oruç hariç bütün iyi amelleri kendisi içindir; ama oruç benim içindir ve ben mükafatını vereceğim."

21- İmam Ali (a.s): "İslam beş temel üzerine kurulmuştur; namaz, zekat, hacc, oruç, velayet."

22- Resulullah (s.a.a): "Oruç, cehennem ateşinden koruyan bir siperdir (kalkandır)."

23- Resulullah (s.a.a): "Üç amel ALLAH'ın rahmetindendir: Gece namazı kılmak, mu'min kardeşin halini sormak ve oruç tutmak."

24- Resulullah (s.a.a): "ALLAH-u Teala melekleri oruç tutanlara dua etmekle görevlendirmiştir."

25- Resulullah (s.a.a): "Oruç tutanın uykusu ibadet, susması tesbih, ameli kabul ve duası müstecab olur."

26- Resulullah (s.a.a): "Oruç tutanın duası reddedilmez."

27- Resulullah (s.a.a): "Cennetin Reyyan adlı bir kapısı vardır; o kapıdan ancak oruç tutanlar girecektir."

28- İmam Kazım (a.s): "Oruç tutanın duası iftar vakti kabul olur."

29- Resulullah (s.a.a): "Oruç tutan bir kimse, kendisine hakaret edildiği vakit "ALLAH'ın selamı üzerine olsun ben bugün oruçluyum" derse, Alla-u Teala buyurur: "Oruçlu kulum bana sığındı, onu cehennem ateşinden koruyup cennetime yerleştirin."

30- İmam Sadik (a.s): "Oruç tutan her mu'min sahur ve iftar vakitlerinde Kadir suresini okursa, bu iki vakit arasında ALLAH yolunda canını veren kimse gibidir."

31- Resulullah (s.a.a): "Oruç tutan kimsenin iki mutluluğu vardır; iftar vakti ve Kıyamet günü."

32- İmam Ali (a.s): "Her şeyin bir zekatı vardır, bedenin zekatı da oruçtur."

33- İmam Sadık (a.s): "ALLAH, orucu zengin ile fakir eşit olsunlar diye farz kıldı."

34- Hz. Fatıma (s.a.): "ALLAH, orucu ihlası sağlamlaştırmak için farz kılmıştır."

35- İmam Rıza (a.s): "Eğer sorulsa ki, neden Ramazan ayının orucu, bundan az veya fazla farz kılınmadı? Şöyle cevap verilir: "Çünkü bu, zayıf ve güçlünün gücünün yettiği bir miktardır."

36- Resulullah (s.a.a): "Bu ay Ramazan diye adlandırıldı; çünkü bu ay günahları temizler."

37- Resulullah (s.a.a): "Nefsimi elinde tutan ALLAH'a and olsun ki oruç tutan kimsenin ağzının kokusu ALLAH'ın yanında misk kokusundan daha iyidir."

38- Resulullah (s.a.a): "Oruç tutun ki sıhhatli (sağlıklı) olasınız."

39- Resulullah (s.a.a): "Kim ramazan ayını oruç tutar ve haramlardan sakınırsa, ALLAH onun geçmiş günahlarını affeder."

40- Resulullah (s.a.a): "Ey gençler, sizden kimin gücü yeterse evlensin; çünkü bu, gözün haramdan sakınmasını ve iffetin korunmasını sağlar. Kimin evlenmeye gücü yetmezse; oruç tutsun; çünkü oruç, cinsel arzuları kontrol etmede çok faydalıdır."


Size Ramazan ayi geldi. O bereket ayidir. O ayda tam hayir vardir ve Allah sizi gasyeder. Rahmetini inzal eder, hatalari siler, dualari kabul eder. Sizin ragbetinize bakar ve sizinle meleklerine iftihar eder. Onun icin Allah'a kendi tarafinizdan hayir odeyin (Cok hayir yaparak Ramazanin hakkini verin). Zira saki, o ayda Allah'in Rahmetinden mahrum kalan kimsedir.
Ravi: Hz. Ubāde (r.a.)

Size Ramazan ayi geldi. O mubarek bir aydir. Allah size Ramazan ayi orucunu farz kildi. O ayda gok (rahmet) kapilari acilir, Cehennem kapilari kapanir ve azili seytanlar baglanir. O ayda bir gece vardir ki bin aydan daha hayirlidir. Kim o gecenin hayrindan mahrum kalmissa, o kimse hakikaten (butun hayirlardan) mahrum kalmistir.
Ravi: Hz. Ebū Hureyre (r.a.)

Ramazan ayi girdiginde Allah teala arsi tasiyan meleklere, tesbihten ellerini cekip Muhammed (s.a.s.) ummetine ve mu'minlere istigfarda bulunmalarini emreder.
Ravi: Hz. Ali (r.a.)

Hac, kendi ile evvelkisi arasina, Ramazan da evvelki ile arasina, Cuma da evvelki ile kendi arasina kefarettir. (Gunahi da anadan dogma temiz olur)
Ravi: Hz. Ebū Umāme (r.a.)

Ramazan ayi geldiginde Cennet kapilari acilir, Cehennem kapilari kapatilir, seytanlar da baglanir. Bir munadi Ramazan bitinceye kadar soyle nida eder: "Ey hayra talib olan kos, Ey serri istiyen, azalt (terk et)."
Ravi: Hz. Utbe Ibni Abd (r.a.)

Ramazanda on gun itikāf etmek (son 10 gunu ibadetle mesgul olmak), nafile iki hac ve iki umre gibidir.
Ravi: Hz. Huseyin (r.a.)

Ramazanda Cennet kapilari acilir. Cehennem kapilari kapanir. Seytanlar baglanir ve her gece bir munadi soyle nida eder: "Ey hayir sahibi, hayrini yap. Ve ey ser sahibi, biraz geri dur."
Ravi: Hz. Ukbe Ibni Ferkad (r.a.)

Size mubarek Ramazan ayi geldi. Niyetinizi takdim edin ve nafakanizi da genis edin. (Ibadet ve oruc icin)
Ravi: Hz Ibni Mes'ud (r.anhuma)

Ramazanda Allah'i zikreden magfiret olunur. Ve o ayda Allah'dan dilekte bulunan kimse de mahrum edilmez.
Ravi: Hz. Cābir (r.a.)

Allah (z.c.hz.) Ramazanin her gecesi iftar zamaninda bir milyon kisiyi Cehennemden azad eder. Cuma'nin her saatinde de, hepsi cehennemlik olan yine bir milyon kisiyi Cehennemden azad eder.
Ravi: Hz. Ibni Abbas (r.anhuma)

Bir kimse hac ve umre etse de ayni sene icinde olse, Cennete girer. Kim Ramazan orucunu tutsa sonra olse Cennete girer.
Ravi: Hz. Ebū Said (r.a.)

Bir kimse Ramazan orucunu inanarak ve sevabini umarak tutarsa, gecmis gunahlari magfiret olur.
Ravi: Hz. Ebū Hureyre (r.a.)

Bir kimse Ramazan orucunu tutar ve ona ilaveten Sevval'den alti gun tutarsa, butun seneyi oruc tutmus gibi olur.
Ravi: Hz. Ebū Eyyub (r.a.)

Dort geceyi ihya edene Cennet vacib olur: Arefe'den bir evvelki (terviye) gecesi, arefe gecesi, kurban bayrami gecesi, Ramazan bayrami gecesi.
Ravi: Hz. Muaz (r.a.)

Bir kimse Ramazan da inanarak ve sevabini umarak Kiyamul-leyl (teravih namazi) kilsa gecmis gunahi magfiret olur.
Ravi: Hz. Ebū Hureyre (r.a.)

"Ramazan" demeyin. Zira Ramazan Aziz ve Celil olan Allah'in isimlerinden bir isimdir. Lakin “Ramazan ayi” deyin.
Ravi: Hz. Ebū Hureyre (r.a.)

(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]

(Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]

(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]

(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, �en oruçluyum�deyin!) [Buhari]


Allah'im!
Sen bizleri Ramazan'a eristir, bizlere magfiret eyle, gunahlarimizi bagisla!
Suphesiz sen bagislamayi cok seversin.
Amin.

ramazana kaç gün kaldı

2010 yılı, ramazana kaç gün kaldı

2010 yılınRamazan Ayına Kaç gün kaldığı hakkındaki bu yazımıza başlamadan önce sizlere gireceğimiz bu mübarek ramazan ayına saygıyı anlatan bir yazı paylaşmak istiyoruz.Daha Sonra Konumuza 2010 yılının ramazan ayına kaç gün kaldığını bildiren bir sayaç ekleyeceğiz.Bu sayede daha net bir bilgiye sahip olabileceksiniz.

Ramazan'a Saygı


Ramazan büyük olayların cereyan ettiği bir zaman dilimidir. Bu sebeple de çok önemlidir. Aslında, bizatihi, zamanı takdis etmek diye bir şey söz konusu değildir. Zaman dilimlerinin, anların, dakikaların yok birbirlerinden farkları...
Onları farklı kılan, içlerinde cereyan eden olaylardır. Zaten biz insanlar da zamanı, ancak olaylarla anıyor, onu olaylarla sınırlandırabiliyoruz.

Mesela bir deprem olayı, bir büyük felaket veya mutlu bir olay, elde edilen bir başarı, bir zafer, bize zamanı hatırlatır. Bu gibi olaylar adeta zamanı durdurur ve bir tespitle, o kesiti hatırlanabilir bir ana dönüştürür. Yoksa, soyut anlamda zamanı tahdit etmek veya anlara, dakikalara bölmek ve böylece tesbitte bulunmak mümkün değildir.
İşte biz, Ramazanı da bu kurala veya bu olguya göre hatır- lar veya değerlendiririz.

Ramazan, onda cereyan eden olaylar sebebiyle özellikli bir zaman dilimidir.
Birçok güzelliğin yaşandığı, insanların yenilendiği bütün hayır kapılarının açıldığı bir aydır Ramazan.İşte bu sebeple o, saygıya layık bir zaman dilimidir. İnsanlar ona saygı duymalı, güzelliklerin harman olduğu bu ayda, kötülükler, çirkinlikler ve edep dışı davranışlar terk edilmelidir.

Ramazana saygılı olmak Kur’ana, oruca, hayır ve hasenata, tüm güzelliklere ve topyekün insanlığa saygılı olmak demektir.Bir kere bu saygı, Kur’an okuyandan önce Kur’ana, oruç tutandan evvel oruca, tüm mukaddes değerlere saygıdır.

Ramazan’a saygı; insani değerlerin ölçüsüdür.

Bu ayda insanlar, rabbinin emrine imtisalen oruç tutarlar. Oruçlu olmak, o süre içinde kişinin rabbinin huzurunda olması demektir. Kendi inancına göre rabbinin huzurunda olan rabbiyle başbaşa olan bir insan rahatsız edilir mi? Ona reva görülen bir muamele, alemlerin rabbine karşı takınılmış bir tavır değil midir? Şüphesiz ki böyledir. 0 halde herkes, Ramazan’a ve onda ibadet halinde bulunan insanlara saygılı olmalıdır.
Bizler, büyük bir medeniyetin kurucuları ve temsilcileriyiz. Insani değerleri insanlığa öğretmiş bir geçmişin mirasçılarıyız.

Biz, tüm insanlığa çok şey öğretmişiz. Orucumuzu tutar Ramazanımızı kutlarken farklı din mensuplarına hiçbir farklı muamele yapmamışız. Bizden bu insanlığı gören, gayr-i müslimler, bizim Ramazanımıza ve orucumuza saygı göstermek için Ramazanda Müslümanlar oruçluyken açıktan yeyip içmemişler, saygılarını ifade etmişlerdir.
Fakat insanın, söylemeye dili varmıyor ama, öyle günler olmuş, öyle zamanlar görmüşüz ki sırf, oruçlu olmadığını göstermek için Ramazanda, herkesin oruçlu olduğu bir yerde, tüm insanların huzurunda yeyip içenler olmuştur.

Bu davranışın anlamı ne? Kim, kime karşı caka satıyor, bayrak açıyor?

Ne kadar üzüntü verici bir şey! Ölümlü varlıklar, kendilerini yaratan rablarına mı kafa tutuyorlar? Eğer kendilerinde, rablarının takdirine karşı koyma güçleri varsa;
Dişlerinin çürümesini, saçlarının dökülmesini, bellerinin bükülmesini, bilirken bilmez olmalarını ve nihayet ölümlerini engellesinler ya!

Saygılı olmak, inanmasa bile başkalarına saygılı olmak, başkalarının saygı duyduğu şeylere saygı duymak, en başta gelen insani değerlerdir. Bunu hiç unutmamak lazım.
Ramazan, bize ait değerlerin öne çıktığı bir zaman dilimidir.

Biz, inancıyla, yaşama bilinciyle, kendisine mahsus değerleri ve özelliği olan bir toplumuz. Bu değerlerimizi korumalıyız.

Toplum olarak, değerlerimizle yaşmamızın asgari şartı budur. Aksi halde kimliğimizi kaybeder başka toplulukların potalarında erir gideriz.

Aslında toplumumuzda gördüğümüz bu anormallikler, insanımızın, ruhunda yaşamış olduğu açmazların, ikilemlerin ifadesidir. Eğer insan, kendisiyle çelişki halindeyse bir yozlaşmanın yol ayrımında bocalıyor demektir.

Tabii ki, birbirimizi anlayamayışımızın en önemli sebebi de inanç ve kültür farkıdır. Bize ait değerlerin yitirildiğinin ifadesidir. Bu ise çok acı bir sonuçtur. Bu farklı anlayış sebebiyledir ki birbirimizden kuşku duyuyor, kokuyor ve uzaklaşıyoruz. Aynı ailenin insanı, aynı neslin torunları birbirlerini anlayamıyorlar.
Binleri, islamı (Haklıolarak) bir kurtarıcı mesaj olarak algılıyor, binleri de (maalesef) onu tehlike olarak görüyor ve ondan korkuyor.

Bu nasıl bir kültürel yozlaşmadır ki, tüm insanlığı karanlıklardan kurtarıp aydınlığa kavuşturmak için gönderilen İslami tehlike görüyor ve ondan korkuyor!..

ramazan ayı ve önemi

Ramazan Ayının Önemi
Bizim inancımızda ve ona göre oluşan kültürümüzde ramazanın çok önemli bir yeri vardır. Ona o kadar değer vermişiz ki, ona “Onbir ayın sultanı” demişiz. Geri kalan onbir ay içinde eksilen manevi performansımız, bu ayda yükselir. Bu ayda adeta yeniden doğmuş gibi bir zindeliğe erişilir.Ramazan’a verdiğimiz önem sebebiyle onu daha iki ay
evvelinden kandillerle, hazırlıklarla karşılarız.Recep, Şaban ve Ramazandan oluşan ve insanımızın “Uç aylar” diye isimlendirdiği günlerde, farklı bir zaman dilimi
içine gıreriz.ilk iki ay içinde, an be an yaklaşan Ramazanın heyecanını
duyup ona hazırlık yaparız.

Ramazanda ise, manevi duyguların doruğuna erişiriz.Böylelikle, rabbimize kulluk noktasında kayba uğrayan performansımızı tekrar elde ederiz.Ramazanda, maddi ve manevi anlamda, baştan aşağı yenilenmek suretiyle, hayat mücadelemize devam ederiz.
Ramazanda, ibadet yoğun bir hayat yaşarız. Ramazanın bütün günlerinin gündüzlerini oruçla, gecelerini ibadetle geçırırız. Oruç, teravih, zekt, sadak-i fıtır bu ayda eda edilir.

Salat-ı ümmiyeler, tekbirler, tehliller, kandiller, Ramazan davulları, bu ayın getirdikleridir.Diğer aylarda namazlarını çok kere ihmal eden insanlar bu
ayda 30 gün 20 rekat teravih namazını hiç usanmadan gönülhoşluğu içinde kılar Ramazan biterken de onu göz yaşlarıyla uğurlarlar.Dedelerin torunlarını, babaların oğullarını, ağabeylerin kardeşlerini nasıl ellerinden tutup camilere koştuklarını görürüz.Bu neşeli ve coşkulu günler, küçüklerin manevi dünyaların da o kadar güzel hatıralar oluşturur ki, onları hayatları boyunca unutamazlar.Edebiyatçılarımızdan, Yahya Kemal’in bu konuda bir hatırası vardır ki, onu okuduktan sonra unutmak mümkün değildir.
Dıyor kı şaır: “Uzunca bır sure camılerden cemaatlerden ayrı kaldıktan sonra bir Arefe günü, bayram namazına gitmeye karar verdim. Bu kararımdan sonra bir heyecan kapladı. Uyku tutmadı uyuyamadım. Geceden kalkıp hazırlık yaptım. 0 sırada büyükadada oturuyordum. 0 gece sabahı zor ettim ve ilk ışıklarla camiye koştum. Henüz pek kimse gelmemişti. Vardım iller de birinci safa oturdum. Yanımda bir çöpçü oturuyordu resmi kıyafetiyle, sağımda solumda her sınıftan, her tabakadan insanlar vardı ve ben onların içinde pek mesuttum”

Saat geldi, bayram namazını kıldık ve camiden çıkarken eski, yüksek rütbeli askerlerden birisiyle karşılaştık. Beni görünce çok sevindi. “Berhudar oğlum. Sizin nesiiden camiye gelenleri de görecek miydik.” diye iltifat ederek beni tebrik etti.O sabah bu bayram namazına gidişim beni çok duygulandırdı.Sonra durdum, kendi kendime bir muhasebe yaptım. Nasıl oldu da ben, böyle bir duyguya kapıldım?

Ne oldu da ben böyle oldum?

Biraz düşününce sebebini buldum. Bu bende çocukluğumda yerleşmiş bir hatıranın depreşmesiydi. Zira ben, Üsküdar da Atikvalide yokuşunda doğup büyümüş, o semtlerde yaşamıştım.

Orada geçen çocukluk günlerimde Ramazan davulları, kandiller, salat-ı ümmiyeler, teravihler, yaşanan o ulvi ve kutsi hava benim belleğime yerleşmişti ve ben, farkında olmadan, belli duyguların, belli bir inancın adamı olmuştum.
İşte ben, o duyguların peşine takılarak bugün camiye gelmiş, mümin kardeşlerimle Bayram kılmıştım.