Android platformunda geliştirme yaparken hayatımı kolaylaştıran ipuçlarını buradan paylaşacağım. İşte ilk ipucu:
1. Google Code Search ile Android Kaynak Kodunu İnceleyin Tecrübeli yazılımcıların dahil olduğu açık kaynak projelerin kodlarını incelemek bana keyif veriyor, çünkü başkaları tarafından yazılmış kodları okurken farklı düşünme biçimlerini görerek kendimi geliştirme fırsatı buluyorum.
Android platformu açık kaynak olmasına rağmen kaynak koduna erişmek oldukça zahmetli. Bu noktada imdadıma Google Code Search geliyor, kaynak kodunu görmek istediğim class’ı classadı package:android şeklinde aratıyorum.
Mesela AsyncTask class’ının işleyişini merak ediyordum, asynctask package:android şeklinde aratarak AsyncTask.java kaynak kodunu incelediğimde içerisinde LinkedBlockingQueue kullanıldığını gördüm.
Başka bir kullanım alanı ise nasıl çağıracağınızı bilmediğiniz fonksiyonların örnek kullanımını görmek için: Mesela ConnectivityManager‘ın requestRouteToHost metodu argüman olarak integer cinsinden bir hostname istiyordu. hostname’i nasıl integer’a çevireceğim konusunda dökümantasyon da açıklayıcı olmayınca, Code Search üzerinden requestRouteToHost şeklinde arama yaparak örnek bir kullanım buldum.
BONUS: Stackoverflow bildiğiniz gibi Android için resmi destek kanallarından birisi. Daha önce kullanmadığım bir class’ı kullanacaksam öncelikle classadı [android] şeklinde android olarak taglenmiş başlıklar arasında arama yaparak insanların neler yapmaya çalıştığını, ne sorunlarla karşılaştığını inceliyorum.
Siz de yorumlarda kendi ipuçlarınızı paylaşırsanız sevinirim.
DİL BİLGİSİ
(gramer)
Dil bilgisi, bir dilin incelenmesi gereken bütün yönlerini ele alan bilim
dalıdır. Dille uğraşan dil uzmanları bu alanları birkaç bölüme ayırarak çalışmalarını sürdürürler. Bunlar:
a) Ses bilgisi (fonetik): Bu bölümde dilin en küçük ses biriminden işe girişilir. Aifabe dahil bütün sesler, ses olayları ve ses değişmeleri incelenir.
b) Şekil bilgisi (morfoloji): Şekil bilgisi başlığı altıııda dilin ekleri, kökleri, eklerin yapısı ve fonksiyonları ele alınır.
e) Kök bilgisi (etimoloji): Kök bilgisi, köklerin ortaya çıkışlarını, kelirnelerin doğuşlarını, türeyişlerini inceler. Dilin bu alanına menşe (kaynak)
bilgisi veya türeme bilgisi de denir.
d) Mana bilgisi (semantik): Bu bölümde dilin kelime ve diğer şekillerinin manaları incelenir.
e) Cümle bilgisi (sentaks): Cümle bilgisi başlığı altında kelimelerin oluşturduğu söz birlikleri ele alınır.
SES BİLGİSİ
(fonetik)
Dilin en küçük parçasının ses olduğunu biliyoruz. Söyleyebildiğinıiz, çıkarabildiğimiz bu küçük parçaları yine lıarf dediğimiz sembollerle karşılarız. Mesela, “dil” kökünü ele alalım. Bu kökteki en küçük ses birirnini görmeğe çalışalım: d-i-l. Görüldüğü gibi ortaya üç parça ses çıktı. Bunlar, “d”, “i”, “1” sesleridir.
Türk kökünü de parçalara ayıralım. T-ü-r-k. Burada da “t”, “ü”, “r”,
“k”, gibi dört parça ses ortaya çıktı.
Gramer bakımındaıı “kök” olarak adlandıracağımız bu iki kelimeniıı birinde üç, diğerinde dört ses olduğu görülmüş bulunuyor. Hece yöntinden ele alırsak bu iki ayrı kök, yahut kelime aynı zamanda birer hecedirler. Birinci hecede üç, ikinci hecede dört ses vardır.
Bu köklerdeki seslere başka sesler de katılabilir.
Örnek: dile
Dikkat edilirse sesler dörde çıktı. d-i-l-e
1-lece durumu da değişti. di-le şeklinde ayırabileceğirniz iki lıece oluştu. “dil” kelimesi kök halinde iken tek hece idi. Bir ek alınca iki lıece oldtı
ve heceleme olayı kökü iki parçaya böldü.
Bazen bir kök ve bir ek, tek sesten veya tek heceden de oluşabilir.
Örnek: i-se. Buradaki ilk ses aynı zamanda bir kök ve bir hecedir. Bunun gibi tek sesten meydana gelen ekler de vardır.
Örnek: “yaramak” mastarından “yara-n” şeklinde bir kelime türetelim. Bu kelimedeki —n eki tek sesli bir ektir. Yine “yürümek” mastarından “yürüt” kelimesindeki —t eki tek sesten ibaret bir ektir.
Seslerin çıkış noktalarını işlerken bu konuya tekrar döneceğiz.
A- Seslerin çıkarılması: Sesler, ses yolu ve ses organları aracılığıyla çıkarılır. Seslerin çıkarılması sırasında insan özel bir gayret sarfeder. Bu gayretin isteyerek sarfedilmei lazım. Çunkü, konuşmaya gereken önemi vermeyenler, konuşma tembeli olanlar henkli ve zevkli bir seslendirme yapamazlar. Sesleri çıkaran organları, seslerin oluştuğu noktaları iyi kullanmak, iyi çalıştırmak gerekir. Bazı insanlarda, çocukluklarında geçirmiş oldukları hastalıklar nedeniyle bu noktalarda, özellikle boğazda bazı deformasyonlar olabilir. Böyle kimselerin sesleri bol ve henkli olrnayabilir. Yahut çocuklukta, konuşmayı öğrenme sırasında bu organları tam kullanmaya alışmarnış, alıştırılmarnış kişiler de seslendirme tembelliğine itilmiş olabilirler. Dillenme aşamasında çocukların sesleri tam çıkarmalarına, telffuzlarına çok dikkat etmeleri gerekir. Onlarla bol bol konuşulmalı, eksik, yanlış söyleyişlerini kırmadan, ürkütmeden düzeltmelidir.
Seslerin insanda oluştuğu yol nefes yoludur. Nefes yahut soluk yolu aynı zamanda ses yoludur. Bu yolda, sesleri oluşturan noktalar da hava geçerken çalışır ve sesler ortaya çıkar.
Ses yolunda seslerin şekillendiği yerler, organlar veya noktalar sıra
le, nefes borusu, gırtlak, ağız boşluğu ve burun boşluğudur. Soluk yolunda seslerin asıl oluştuğu noktalar, ses telleri, küçük dil, damak, dil, dişler ve dudaklardır. Çeneler de bu organlara zaman zaman yardımcı olur.
Bu organlar insanda adeta bir eııstrüman gibi çalışarak konuşma musikisini meydana getirir. Yalnız bu organların başka görevleri de var tabii. Çiğneyen dişler, lokmayı yutturan dil gibi.
Ses organlarını çalıştıran hava akımıdır. Hava akımı, bilindiği gibi alıp verilen soluktur. Yalnız konuşma, akciğerlere doldurulan havanın dışarıya çıkarken ses noktalarını harekete getirmek suretiyle olur. Bunun için iyi konuşma, iyi bir seslendirmeye, dolayısıyla bol bir havaya ihtiyaç gösterir. Hava dışarıya çıkarken bu organları harekete geçirir, titreştirir ve sesi hasıl eder.
Ses telleri: Aslında bu organlara ses telleri denmesinin sebebi, bir enstrüman teli gibi nefesle titreşip ses vermelerindendir. Yoksa bu organlar tellerden meydana gelmez. Ses tel leri, dudağa benzeyen iki yarım daire gibidir. Hançerinin sonunda, yan taraflardan hançereye bağlı, aralarında bir boşluk bulunan iki et parçasından ibarettir. Bu et parçalarının ortasındaki yarıktan, önden arkaya doğru hava geçerken bu et parçalarını titreştirir. Sesi bu titreşim oluşturur. Mesela, “a” ve “b” sesleri çıkarken bu et parçaları tam titreşir.
Küçük dil: Ağız ve burun boşluklarının birleştiği yerde arka darnağın sonunda asılı olarak duran hareketli küçük bir organdır. Ağız ve burun yolunun durumuna göre kapanmasını sağlayarak sesleriıı oluşmasına yardım eder.
Dil:
Seslerin ortaya çıkmasında en önemli rolü oynayan bir organdır. Ağız
boşluğunda en geniş yeri kaplar. Çok hareketli bir organdır. Hava akımı en
etkili biçimde bu organ tarafından ayarlanır.
Damak: Dille teması soııunda seslere biçim veren basit bir organdır.
Dişler: Bazı seslerin oluşmasında diğer organların eksik bıraktığını dişler tamamlar. Kendi aralarında dille ve dudaklarla iş birliği yaparak seslerin teşekkülünde yardımcı olurlar.
Dudaklar: Bütün seslerin son çıkış noktası dudaklardır. Açılıp kapanmak suretiyle görevlerini yaparlar. Dişlere dokunarak da bazı seslerin oluşmasını
sağlayabilirler.
Cene: Ağız boşluğunun açıklığını ayarlayan organ alt çenedir. Ust çene
sabittir. Alt çene. konuşma esnasında hareket eden bir orgaııdır.
Bütün bu organlar ve hava, seslerin meydana gelmesinde önemli bir görev yaparlar. Nefes, organların titreşmesi ve hareketleri. neİsin çeşitli biçimlere sokıılduğıı noktalar ses olayının belli başlı aşamalarıdır. Ciğerden çıkan hava. bu aşamalardan sırayla geçerek sesleri oluşturıır. Seslerin oluşmasında bir kısım sesler takıntılı. bir kısmı sesler takıntısız bir şekilde çıkış özelliği gösterirler. Mesela. , f. s”sesleri takıntılı seslerdir. Bu seslerin çıkışında ses orgaııları birbirine tanı veya yarım olarak dokunarak ses yolunu çok az açarlar. Bir kısım ses organları ise ses yolunu, birbirine biraz yaklaştırarak aralık tutarlar. Böyle durumlarda çıkan sesler takıııtısız olular. ‘a”. i” gibi.
Ses konusuna girdiğimiz zaman verdiğimiz küçük ses parçalarında karşılaştığımız “d”, “1”, “t”, “r”, “k” sesleri takıntılı sesler idi. Bu sesleri takıntısız seslerin yardımı ile söyleyebiliyorduk. Mesela, “t” yi telaffuz etmek için bir “e” ye ihtiyaç duyuyorduk. Oyleyse bu takıntısız veya “ünlü” seslerle, takıntılı “ünsüz” sesleri biraz daha yakından tanıyalım.
B- Ünlü, ünsüz sesler: Ünlü sesler (sedalı sesler yahut vokaller):
Ünlü sesler, ses tellerinin titreşmesinden meydana gelir. Mesela, “e”, “i”, “ii” sesleri böyle seslerdendir. Bu seslerde sesin oluşma noktasına yeterli derecede hava akımı gelir. Böylece sesin şekil alması mümkün olur. Ünlü seslerin, renkli, zengin, ahenkli denilen bir grubu vardır. Bunlar bildiğimiz “a, i, ı, ö, o, ü, u” sesleridir. Unsüz sesler bunların yardımıyla söylenir. Bu renkli sesleri, nefesimizi ayarlamak suretiyle daha renkli hale getirebiliriz.
Ünsüz sesler (sedasız sesler veya konsonantlar): Bu sesler, havanın ses organlarına çarpması veya sürtüşmesi ile oluşurlar. Ancak fisıltı halinde duyulabilirler. “ç, k, f’ sesleri gibi.
Bu seslerin oluşması sırasında ses organları bazen havaya ya hiç yol vermezler veya çok dar bir yol verirler. Bu yapı dolayısıyla iki tür konsonant ortaya çıkar. Az ünlü konsonantlar, tam ünsüz konsonantlar. Ses organı sıkı, hava akımı şiddetli ise konson, sedasızdır.
Örnek: “p” sesi gibi. Ses organı gevşek, hava akımı hafıfse konson sedalıdır. Örnek: “b” gibi.
Kakofoni: Sessiz konsonantların arka arkaya gelmeleri dilde bu olayı meydana getirir.
Burada bir hususa işaret edelim. Sesleri, harf adıyla adlandırmak yanlıştır. Bazen sesin tam karşılığı olan bir harf yahut sembol bulunamayabilir. Bu yüzden “ses” demek daha doğru olur.
Mümkün olduğu kadar sesleri karşılayan sembollere “harP’ denilir. Bir dilde bu harflerin hepsine birden “alfabe” adı verilir. Normal alfabelerle ifade edilemeyen sesleri özel bazı işaretlerle karşılayan alfabeler vardır. Bunlara da “transkripsiyon” alfabesi denir. Mesela, kalın ve gırtlaktan çıkarılan “h” sesi, bizim Cumhuriyetten sonra kullanmağa başladığımız alfabede yoktur. Transkripsiyon aifabesinde bu ses “ij” şeklinde gösterilir. Kalın “k” sesi de “lç” şeklinde gösterilir.
Bizim kültür dilimizde yaşayan 33 sesimiz Latin alfabesinde 29 harfle gösterilir:
abcçdefgğhıijklmnoöprsştuüvyz
Geride kalan dört ses ise ince “a” ve kalın “a” (hakikat, dikkat), açık “e”, kapalı “e” (bebe, deki “e” ler açık, yer kelimesindeki “e” kapalı “e”dir. “g” sesi de öyle. gaga kelimesindeki “g”lar kalın, gel kelimesindeki “g” ise incedir. Kuzu kelimesindeki “k” kalın, kedi kelimesindeki “k” incedir.
İstanbul ağzındaki açık “e”ler, kapalı “e” ye doğru gitmektedir. Yabancı dillerden gelen bazı sesleri de karşılayacak harflerimiz bulunmamaktadır. Mesela, ince “1” sesi bunlardan biridir. Kalsiyumdaki “1” incedir. Plandaki “1” incedir. Alkoldeki “1” yine incedir. Yürek anlamındaki kalp kelimesindeki “1” incedir. Geçersiz anlamındaki kalp kelimesindeki “1” kalındır. Hatta, “ks” sesi veren ve matematikte çok kullandığımız “x” ile beraber “k” sesi veren “c” de alfabemizi zorlamaktadır.
Latin alfabesinde karşılığı olan ve olmayan ünlü-ünsüz seslerimizi kısaca bir daha gözden geçirelim.
Ünlüler (vokaller):
Türkçemizde toplam 36 ses olduğunu biliyoruz artık. Bu seslerin 10 tanesi ünlü yani vokaldir.
a ı o u incea
e i ö ü incee
Daha evvel de belirttiğimiz gibi ince “a”, “dikkat, hakikat, şefkat, dakika” gibi kelimelerde geçen “a” lardı.
Kapalı “e” ise, ey (eskiden iy), versin (eskiden virsin), el (il),
yesin (yisin), erken (irken), gey (giy), beg (big), heç (hiç)
eyi (şimdi iyi) gibi....
Vokaller bildiğiniz gibi; kalın, ince, geniş, dar, düz ve yuvarlak olmak
üzere de sınıflandırılabilir.
Ayrıca bir de uzun vokaller vardır. Bunlar Arapça ve Farsça’dan gelen uzun sesleri karşılayan seslerdir. Meselü, “kabiliyet” kelimesindeki “a” sesi uzun bir sestir. Ancak üzerine şapka konmamalıdır. Çünkü, şapka aynı zamanda inceltici görevi de yaptığı için telaffuz bozulabilir.
Türkçede uzun ses yoktur. “ı” sesi ise normalden kısa bir sestir.
Ünsüzler (konsonantiar):
Yazı dilimizde 23 tane konsonant vardır. b g (ge) h 1 s c g(gı) j m ş
ç ğ(ğı) k(ka) n t
d k (ke) p v f r y z Konsonantlar ünlü, ünsüz olmak üzere ikiye ayrılırlar. Ünlıiler: b c d g(ge) g(gı) ğ(ğı)j 1 mfl f V Y Z Ünsiizler: ç f h k(ka) k(ke) fJ S Ş t Ünsüzleri çıkış noktalarına göre de adlandırabiliriz.
Dudak konsonantları: b p m Bu ünsüzler, iki dudağın teması sonucu oluşur. Diş-dudak konsonantları: f v Bunlar da alt dudakla üst ön dişlerin teması ile oluşur. Diş koıısonantları: d, t, n, s, z
Bu sesler de dil, üst dişlere dokununca çıkar. Dudak-diş konsonantları: C, Dilin ucu veya ön tarafı diş yuvasına veya ön damağa dokununca bu sesler ortaya çıkar. Ön damak konsonantları: g(ge), k(ke), 1, r, y
Dilin ucu ön damağa temas etmelidir. “r” sesi teşekkül ederken dilin ucu kalkar ve titrer. 0 yüzden “r” sesi titrek bir sestir. Arka damak konsonantları: g(gı), k(ka) Dilin arka tarafi, arka dudağa temas etmelidir, Gırtlak konsonantı: h
Bu ses hançerenin sonunda oluşur. En arkadaki konsonanttır.
C- Ses olayları:
Ses türemesiBirleşmeyen sesleri bağlamak üzere devreye bir ses girer. Bu olaya “ses türemesi” denir. Örnek: “Ata” kelimesinin yanına bir “m” sesi getirirseniz gayet kolay
birleşebilir. Ata-m olur. Ancak “kol”un yanına aynı sesi getirmeye kalkarsa- nız “kol-m” gibi belirsiz bir şekil ortaya çıkar. Ama “kol-u-m” şeklinde ara- ya bir “u” sesi sokarsanız birleşme kendiliğinden gerçekleşir. İşte araya
böyle bir birleşmeyi gerçekleştiren bir sesin girmesi olayına “ses türemesi” diyoruz. Bunlara ayrıca yardımcı ses diyoruz. Dolayısıyla bütün yardımcı sesler türeyen seslerdir.
Konsonant düşmesi:
Yine seslerin birleşmesi esnasında bir ses düşer.
Örnek: ufak-çık (ufa-cık) k düşmüştür. bebek-çik (bebe-cik) k düşmüştür.
Orta hece vokalinin düşmesi:
alınım (ainım), “t” düşmüştür. gönülüm (gönlüm), “ü” düşmüştür. Orta hece vokalinin değişmesi:
gelmeyor (gelmiyor), “e-i” olmuştur. bakmayor (bakmıyor), “a-ı” olmuştur. bilemiyen (bilemeyen), “i-e” olmuştur.
Vokal birleşmesi:
ne için — niçin, e-i olmuştur. ne asıl — nasıl, e-a olmuştur. kahve altı — kahvaltı, e-a olmuştur.
Yer değiştirme:
torpak — toprak “r, p ile yer değiştirmiştir. çölmek — çömlek “1, m ile yer değiştirmiştir. güleş — güreş “1, r ile yer değiştirmiştir.
Başta konsonant türemesi:
ayva — hayva h türemiş ücra — hücra h türemiş inmek — yinmek y türemiş
Ilece düşmesi:
pek iyi — peki, yi düşmüş söyleyeyim — söyleyirn, ye düşmüş
İki vokalin yan yana gelmesi:
Türkçeye geçmiş yabancı asıllı kelimelerde görülür. kanaat, müdafaa, saadet, hain...
Başa gelmeyen sesler: Türkçede 1, m, ğı, r gibi sesler başta bulunmaz. limon-ilimon; ramazan-iramazan; recep-irecep
mm-bin; men-ben
Sonda olmayan sesler: derd-dert; aheng-ahenk; kitab-kitap; ağac-ağaç; ilac-iltıç...
Yumuşama ve sedalılaşma: dolap-dolaba; Ahmet-Ahmed’e; kanat-kanada; dip-dibi; ırmak-ırmağa; genç-gence; sevinç-sevinci....
Anlam karışıklığmı önlemek için bu kural bazı kelimelerde işlemez. Örnek: At-adı-atı; saç-sacı-saçı Hap-hapı; sap-sapı; taşıt-taşıtı-taşıdı...
Diftong: İki vokalin bir hecede yan yana gelmesi olayıdır. Türkçede bir hece değil iki ayrı hecede bile iki vokal yan yana gelmez. Yabancı menşeli keli- melerde iki vokal yan yana gelebilir. Saat, Rauf, Fuat, şiir....
Konsonant ikileşmesi: anne, elli, ıssız gibi.... Yabancı kaynaklı kelimelerde çok bulunur. illet, iffet, şeffaf, kubbe, züppe, şiddet, bakkal....
Çift konsonant:
Başta çift konsonant: Yabancı dillerden gelen kelimelerde bulunur.
tren, spor, tramvay, grup, stres, gramer, star, dram trans...
Bu tür kelimelerin yabancı dillerden gelenleri çok kere Türkçe kurallara tabi olurlar. Tek başına kök halinde kullandıkları zaman köke bir vokal
girerek Türkçe kurallara uyarlar.
Örnek: sabr-sabır (ı vokalini almış).
kahr—kahır “
fikr-fikir
zikr-zikir gibi
Başta üç konsonant: Türkçede yoktur. strateji, stres, strüktür gibi....
İnceltici sesler: ç, s, y
bıçmak-biçmek; yena-yine; şiş-şiş; yaşıl-yeşil gibi...
r sesi:
Titrek bir ses olduğu için genellikle te1ffuzlarda yutulur. bir-bi (bi defa, bi kere, bi bakayım, bi göreyim)....
var mı (ya mı); biliyorum (biliyom) gibi....
Kesme:
Yabaııcı kökenli kelimelerde görülür. Söylenirken keserek söylenir. Örnek: san’at (sanat), te’sir (tesir), sun’ (suni),
mi’mar (mimar), ya’ni (yani), stir’at (sürat) gibi...
D- Ses uyumları:
(Vokal uyumları) Büyük uyum: Kalınlık-incelik uyumudur.
Kelimelerde kalın ünlüleri kalın ünlüler, ince ünlüleri ince ünlüler takip eder.
Örnek: gel-enek, dur-ak-ta, kış-lık-lar, yaz-lık-lar.
ince-lik-ler, gevezelikler, serpintiler, uykusunda,
nereden, dereye, karalama, sinekliğinin, öteden, benden...
Yabancı dillerden gelen kelimelerde bu uyum, kelimeye eklenen
Türkçe eklerde bulunur.
Örnek: stres-e, stadyum-a, şefkat-e (bu kelimedeki “a” incedir). dikkat-e, hakikat-e, hakikat-i, tarih-i, gnub-u gibi...
Düzlük-yuvarlaklık uyumu: (küçük uyum) Kelimelerde bulunan ünlülerin (vokal) düzlük-yuvarlaklık, darlıkgenişlik yönünden uygunluk göstermesi uyumudur.
Ayrıca, büyük, küçük vokal uyumu bir arada bulunabilir. İlk hecede düz bir vokal varsa ötekilerde de düz vokaller bulunabilir. Veya ilk hecede
yuvarlak bir vokal varsa sonra gelen hecelerde düz-geniş yahut dar-yuvarlak
vokaller bulunabilir.
Örnek: kurak (yuvarlak-düz uyumu)
arık (düzlük uyumu)
ölüm (dar-yuvarlaklık uyumu)
Süprüntü (dar-yuvarlaklık uyumu) kaşıntı (düz-geniş uyumu)
Bilindiği gibi yabancı kelimelerde uyum aranmaz. Örnek: Beyaz, (ince-düz-geniş bir sesten sonra kalın geniş
bir ses Türkçede gelmez.)
Uyum yapabilen sesler:
a dan sonra a,ı gelebilir. e den “ e,i “ dan “ ı,a
i den “ i,e
o dan sonra a,u gelebilir. ö den “ e,ü
u dan “ a,u
ü den “ e,ü “ “o” dan sonra ve “u” dan sonra “ı” gelmez. “ö” den sonra da “i” gelmez
Türkçede o, ö sesleri yalnız ilk hecede bulunur. Örnek: köprü, koru, boru, oya, horuz (horoz) gibi...
doktor, tümor ve şoför gibi kelimeler Türkçe değildir. Sesli-sessiz (vokal-konsonant) uyumu:
Çıkış noktaları ön ve arka damak olan sesler uyum yapabilir. Bunlar: gı, ke, 1, y (ön damak) ga, ğa, ka (arka damak) konsonantları olup uyum
yapabilir. Kalın vokallerle (a, ı, o, u) g, k ve kalın 1 uyum yapabilir.
Örnek: gaga, kulak, gıdık, oyuk gibi... İnce vokallerle (e, i, ö, ü) ke, ge ve ince 1 uyum yapabilir.
Örnek: ekenek, gelenek, iken, ülke, özge gibi...
E. Vurgu: Vurgu, söylenen sözün üzerine baskı yapmaktır. Belirlenmek istenen sözün diğerlerinden daha kuvvetli söylenmesidir. Ses organlarına hava akımı daha güçlü veriliyor demektir. Çarpma ve sürtünmeyi daha kuvvetli hale getirmektir.
Vurguyu, kullanmak bakımından ikiye ayırabiliriz.
Seçimli vurgu, doğal vurgu. Seçimli vurgu:
Bu vurgu daha çok etkilemek için kullanılır. Vurgulu hece veya kelime mutlaka öteki hecelerden veya kelimelerden daha tesirli algılanır. Bu duyguyu veya bir fikri öne çıkarmak için yapılır. Örnek: Ne kadar hoş! Fevkalüde! Lanet! Defol! Felaket! Yazık! Canım! Bittim!
Allah cezasını versin! Ahenk Vurgusu:
Hitabette bulunurken ve şiir okurken çok kullanılır. Örnek: Bir diyarda almazsa herkes irfan hakkını, Her çekileıı hançerin boş kalacaktır kını.
Doğal Vurgu:
Bu vurgu, bir dilin yap’sında bulunan ve bu dili konuşanların mutlaka uymak zorunda olduğu bir vurgudur.
Bu tabii vurguya göre Türkçe hafif vurgulu bir dildir. Bu bakımdan Türkçe seslendirilirken çok dikkat isteyen bir lisandır. Genel olarak Türkçede vurgu son hecede veya ilk hecede daha çok hissedilir.
Bir kelimenin vurgulu olan hecesini bulmak için bu kelimenin bütün hecelerini vurgulu okuyup kulağa hoş gelen hecesini tespit etmek gerekir. Örnek olarak “yumurta” kelimesini alalım.
yu-mur-ta hecelerini ayrı ayrı vurgularken sondaki “ta” hecesini vurguladığımızda kulağımızı okşadığını hemen fark ederiz. Bunun gibi “kalacak, büj, bulut, kurtu, silkinjş, atılg ve açj kelimelerinde de vurgunun son hecelerde olduğunu kolayca sezeriz. Kulağımız zaten çocukluktan beri bu heceleri vurgulu söylemeye alışmıştır.
Türkçede yer adlarında vurgu ile hecededir. Ankara, Erzurum, Kurtuluş, Türkiye, Bursa, Tepebaşı, Asya, Rize...
Sonu “-stan” ile biten kelimelerde vurgu sondadır. “Türkmenistan,
Özbekistan, Bulgaris, Kazakistan gibi...
Türkçede “y” sesi vurguyu kendinden önceki heceye atar.
Ornek: Anjya, Saya,
Sonunda “a, e” sesleri bulunan kelimelerde de vurgu bu özelliği gösterir. Kısaca kelimenin sonundaki “a” veya “e” vokali vurguyu önceki heceye atar. Fransa, Amerika gibi...
Yabancı kelimelerde de vurgu ilk hecede bulunur.
Örnek: Hitler, Çörçil, Ruzvelt, banka, radyo, posta gibi..
Türkçede olumsuzluk eki de vurguyu kendinden önceki heceye atar.
Örnek: bilmiyorum, okumuyorum, bakmıyorum, aimayacağım...
-acak, ecek ekleri vurguyu üzerine çeker.
Örnek: geleceğim, yapğım, okuyagğım....
Dilimizde eşitlik eki de vurguyu öne atar.
Örnek: İnsanca, olanca, nce gibi...
-madan, -meden eki de vurguyu öne iter.
Örnek: glmeden, bakmadan, zmadan.
Çekim eklerinden vurguya tesir edenler:
İnstrümental (vasıta) eki vurguyu öne sürükler.
Örnek: güzün, ygzın, kışın gibi...
Vasıta hali bildiren —la, -le eki de vurguyu öne iter.
Örnek: ara!yla, kardeşimle, kalemle, kazayla, aletle, vasıtayla, mekpla
Vurguyu öne iten bir ek de “mı, mi, mu, mü” soru ekleridir.
Örnek: mi, kalacak mı, gidiy mu, bak mı...
Kuvvetlendirme ve ihtimal ekleri de vurguyu öne atar.
-ınca. ince ve —dıkça, -dikçe. -dukça, -dükçe ekleri de...
Örnek: Bakınca, görüşünçe, kaldıkça, söyledikçe, oldukça, böldükçe...
Vurgu, kelimelerde anlam değişikliklerine sebep olur.
Örnek:
Kurtuluş: Bir semt adı. | Kurtuluş: Kurtulma, bağımsız olma...
Tepebaşı: Bır semt adı.| tepe/başı : Her hangi bır tepenin başı.
Küçükköy: Bir semt.| kuçuk/köy: Ufak bır koy
Çınarcak: Bir semt adı.
Çınarcık: Kuçuk çınar agacı.
Dikkat! Kelimelerde vurguyu yönlendiren her hangi bir hece yoksa genellikle orta heceler vurgusuzdur.
Grup vurgusu:
Bir grubu oluşturan kelimeler, şüphesiz ayrı ayrı özel vurgulara sahiptir. Ancak bu kelimeler bir grup içinde ayrı ayrı anlamlar kazanarak değişik fonksiyonlar teşkil edince bu fonksiyonun yahut grubun vurgusu da ayrı ilur. Bu vurgu, grubu meydana getiren kelimelerin başında bulunan kelimenin vurgusu biraz daha şiddetli söylenerek belli edilir.
seksen dokuz, on beş, altmış sekjz, bin üçyüz elli,
Yükleme gruplarında da vurgu son gruptadır.
deli dolu, gözü pek, canı tez, aklı kıt, başı bok....
Cümle vurgusu:
Cümle vurgusunda, üzerine anlam yükletilmek istenen kelime veya
hece vurgulanır. Aynı zamanda bu kelime cümlenin yüklemine yaklaştırılır.
Cümle vurgusuna örnek:
Mete geçen hafta askerlik görevini yapmak üzere Malatya’ya gitti.
Geçen hafta askerlik görevini yapmak üzere Malatya’ ya Mete gitti.
Askerlik görevini yapmak üzere Mete Malatya’ya ecen hafta gitti.
Mete Malatya’ ya geçen hafta askerlik 2örevini yapmak üzere gitti.
Cümlede anlam bütünlüğünü veren, bir kelime grubu da olabilir. Yukarıda olduğu gibi. 0 takdirde bu anlam grubunun hepsi birden vurgulanır.
Türkçede yardımcı sesler:
Vokal olan yardımcı sesler:
-1, -i, -U, -Ü
Bak-ı-m geç — i — t
kök y. ses ek kök y. ses ek
kon-u-t göç — ü- k
kök y. ses ek kök y. ses ek
Türk Dili, tarihi dillerdendir. Yaşdaşı pek çok dil tarihten silinmiştir. Türkçe, yazı dili olarak iki bin yıllıktır. Türkler, tek bölgede yaşamış, sürekli aynı yerde kalmış bir millet olmayıp, üç eski kıtada varlık göstermişler, kendi dil ve dinlerini buralara taşımışlardır.
Bu nedenle Türkçenin pek çok lehçe, şive ve ağızları oluşmuştur. Bu kollar arasındaki farklılık zamanla çok olduğu için, bazı dilbilimciler, bunları ayrı dil sayarlar.
Türkçe, anadil açısından dünyanın beşinci büyük dilidir. Eğer, Türkler yönettikleri, devlet kurdukları ülkelerde ve bölgelerde kendi dillerini öğretselerdi bugün daha büyük toplumlar Türkçe konuşuyor olurlardı. Ancak, bütün Türk Devletleri, yönettikleri kültürlere saygı göstermişlerdir.
Türk dHinde l0’dan fazla alfabe kullanılmıştır. Sık sık aifabe değiştirmek hem dilbirliğini önlemiş hem de yazılı kaynaklar bir sonraki aifabeyi kullananlarca öğnerilememiştir.
Göktürk Alfabesi, Uygur Aifabesi, Arap köklü Türk Aifabesi, Latin kökenli Türk Aifabesi, Rus Aifabesi Türklerin kullandığı alfabelerdir.
Dünyanın bir çok üniversitelerinde Türk Dili ile ilgili kürsüler vardır. Hem tarih açısından, hem dil vekültür açısından pek çok ülkeyi etkileyen Türk dili, inceleme, araştırma konusu yapılmaktadır. Türkçenin Çuvaşça, Yakutça olarak iki büyük lehçesi ve 50 kadar şi- vesi vardır. Bunlardan birkaçı şunlardır: Altay, Uygur, Karakaipak, Özbek, Kırgız, Kazak, Türkmen, Karaçay, Balkar, Azeri, Afşar, Kazan, Tatar, Başkırt, Kırım, Gagavuz, Oğuz... Yeryüzünde Türkçenin Konuşulduğu Yerler: Bugün Türkçe, nüfus ve toprak büyüklüğü dolayısıyla başta Türkiye olmak üzere, Azerbaycan (Bakü, 7,5 milyon), Rusya, Özbekistan (Taşkent 19,5 milyon), Kazakistan (Almatı, 16,5 milyon), Tacikistan (Duşanbe, 5,5 milyon), Kırgızistan (Frunze, 4,5 milyon), Türkmenistan (Aşkabat, 4 mil- yon), Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Doğu Türkistan, Çin, Iran, İrak, Suriye ve Kıbrıs gibi bir çok ülkede (bazılarında devlet dili olarak) konuşulmakta ve yazılmaktadır.
Ayrıca dünyanın bir çok tanınmış üniversitesinde Türkoloji kürsüleri kurulmuş bulunmaktadır.
TÜRKÇENIN TARiHİ Türk Dili, eski bir dildir. Türkler bir çok devlet kurdukları, bir çok dine geçtikleri, bir çok yöreye göç edip yerleştikleri için, dilimizin, düzenli bir gelişmesi yoktur.
Geniş alanlara yerleşildiği için, yörelere göre değişikliğe uğramıştır.
20. yüzyılda Türkçenin durumu şöyledir: 1- Kuzey Türkçesi, 2- Doğu Türkçesi, 3- Batı Türkçesi.
Türkiye’de kullanılan yazı dili, Batı Türkçesi’dir. Kuzey ve Doğu Türkçesi’nde, yerel konuşma dili yazı dili olarak kullanıldığı için, yazı dili olarak Türkçe, çeşitlilik gösterir.
Azerice, Özbekçe, Kazakça, Türkmence, Kırgızca farklı yazı diline sahiptir.
Türkler, çeşitli bölgelerde yaşadıkları için, tarih içinde Türk, Rus, Arap, Latin asıllı alfabeler kullanmışlardır.
Bu durum, Ural-Altay boylarının, tarihi konumlarından, durumlarından, maceralarından ve üç kıtada devlet kuran bir yaşayıştan kaynaklanmıştır.
Türkçenin dönemleri: 12. yüzyıla kadar süren döneme Eski Türkçe Dönemi denir. Bu dönem bugünün Türkçesini oluşturan ana dil dönemidir. Daha sonraları Yakutça, Çuvaşça, Moğolca, Mançuca, Tunguzca bu kökten gelişmiştir.
12. ve 13. yüzyıllarda Türkçe büyük gelişme göstermiştir. Yazı dili olarak, bilim dili olarak, edebiyat dili olarak büyük mesafeler almıştır.
Kuzey Türkçesi, Doğu Türkçesi, Batı Türkçesi olarak ayrıma uğramıştır. İkinci dönem, Orta Türkçe Dönemidir.
Bu dönem Eski Türkçe’den, Kuzey ve Doğu Türkçesine geçiş dönemidir. 13. ve 14. Yüzyılda kullanılan yazı dili bu dönemin dilidir.
Kuzey Türkçesini, Kıpçaklar ve Tatarlar kullanır. Doğu Türkçesini, OrtaAsya Türkleri kullanmıştır. Bu dil Çağatayca adı ile anılır ve bugün, Özbekçe’ye dönüşmüştür. Batı Türkçesi, Hazar Denizi’nin güneyinden geçip Batıya göç eden Türklerin dilidir. 13. yüzyıldan beri kullanılır. Türkiye Türkçesi Batı Türkçesidir.
Bugünün, Türkiye Türkçesi, en gelişmiş, geliştirilmiş Türkçedir. Kökü, Oğuzcaya dayanır. Türklüğün en verimli, en büyük, en uzun sürdürülen dilidir.
Doğu Oğuzcası; Azeri Türkçesi, Batı Oğuzcası; Osmanlı Türkçesidir. Bu iki yazı dili bir yazı dilidir. Batı Türkçesi; Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlıca ve Türkiye Türkçesi diye üç dönem geçirmiştir. Osmanlıca, 16. yy ile 20 yy. arasında kullanılan bir devlet yazı dilidir. Arapça, Farsça dili ile fazlaca karıştırılmış, tamlamalar, deyimler, isimler bu dillerden alınmıştır. Tamamen özel olarak yapılmış Osmanlıca; devlet, yazı, edebiyat, medrese öğretimi, din, bilim dili olarak kullanılmış devletin yıkılması ile kullanımdan kaikmıştır. Beşyüz yıl kullanılan dil, bugün tarihi belgelerinde yaşamaktadır. Bu tarihi belgelerin bugünkü dillere çevrilmesi halinde, üç kıta imparatorluğunun tarihi, kültür ve medeniyeti öğrenilebilecektir. Osmanlıca, hiçbir halkın ana dili olmadığı için, Osmanlı İmparatorluğunun yerine kurulan otuz kadar devletten bu dile sahip çıkan olmamıştır. Osmanlı Devletinin asIl kurucu unsuru olan Türkler de bu dili bırakarak, Türkiye Türkçesi olarak kendi köklerinden gelen öz Türkçeyi geliştirmişler ve Oğuz dilini, çağdaş ihtiyaçları karşılar bir duruma getirmişlerdir. Ancak, bugün Türkçemiz yine yabancı dillerin işgaline uğratılmaktadır. Bilim, sanat, teknoloji ile hiçbir ilgisi olmadığı halde, konuşma dili, ticari dil, işyeri unvanları İngilizceleştirilmektedir. Eğitim-öğretim dili olarak Avrupa dillerine geçilmektedir. Halbuki Türkçe, dilbilimcilerce dünyanın en düzenli, en üretken, en matematiksel dili olarak kabul görmektedir. Türkler, tarihte bir çok dönemde görüldüğü gibi, özdillerini bilimin, uygarlığın, bayındırlığın, çağdaş dili durumuna getirmek için sürekli çalışmak zorunda olduklarını hiçbir an unutmamalıdır.
Dünyada binlerce dil olmasına karşın devletlerin sayısı iki yüz kadardır. Her devlet, kendi yurttaşlarına tek bir dil öğretmek ister. Aksi takdirde devlet olma durumunu çabuk kaydedebilir.
Bir devlette bir çok millet, kavim, kabile bulunabilir. Bunların hepsinin diline resmiyette yer verilemez. Çinde de bir çok kavim ve ulus vardır. Fakat Çince, binlerce yıldır devam eden bir dildir.
ABD’ye Avrupa’dan ve dünyadan bir çok insan göç etmiştir. 30-40 milyonluk nüfus halinde, İspanyollar, Almanlar, Portekizliler, Italyanlar, İngilizler, Irlandalılar gibi. Hepsi kendi evlerinde kendi dillerini kullanabilirler. Ancak bu yeni ülkede resmi dil, eğitim-öğretim dili, bilim ve sanat dili, iletişim dili, yazı dili, yayın dili, lngilizcedir.
Sovyetler Birliğinde, bütün Türkler Rusça öğrenmişler, Rusça yazmışlardır. Rusça, eğitim öğretim dili olarak yüz yıl kadar kullanılmıştır. Osmanlı Devleti halkı, bir çok ulustan meydana gelmiştir. Devletin resmi dili Osmanlıcadır. Eğitim-Oğretim de Osmanlıca ve Arap alfabesi kullanılmıştır.
Bugün yeryüzünde bir çok dile sahip kavimler, topluluklar kendi ana dil lerini kul lanmayan devletler içinde yaşamaktadırlar. Bazı Afrika ülkeleri hiçbir yerel dili kendine resmi dil yapamadığı için, devlet dili İngilizce veya Fransızca olarak devam etmektedir.
Bir devletin vatandaşları o devletin resmi dili ile eğitim-öğretim yapmakla yükümlü tutulur.
Dünyada binlerce dil vardır. Bir çok dil, yöreden yöreye değişerek bu çeşitliliği daha da arttırır. Hatta bir çok dilin yazılışı ile söylenişi birbirinden farklı olur. Bugünkü gibi iletişimin olmadığı dönemlerde her yöre, her topluluk, her devlet, her kesim kendine göre dilde değişiklik yapmıştır.
Bugün bile bir dil bir çok ayrılıklarla konuşulur, yazılır. Kentlerde konuşulan dil, köylerde konuşulan dil, basın —yayın araçlarında konuşulan dil ve yazılan dil farklılıklar içerir. Her bilimin, sanatın, kendine özgü dili vardır. Aynı dilin; hukuk dili, tıp dili, felsefe dili, din dili farklıdır ve bilim dilinin uzmanı olmayan, o bilimin anlattığını anlayamaz.
Dil, her gün değişir ve gelişir. Her gün yeni bir buluşun adı, yeni bir anlayışın anlatım biçimi, tanımlaması, yepyeni söylenmiş bir terim, deyim, sözcük ortaya çıkar. Bunlar hemen öğrenilmezse, öğrenen ile öğrenmeyen arasında iletişim eksikliği oluşur.
Dünya dillerini geçerlilik, etki, işe yararlık açısından da bir çok çeşit- lere ayırabiliriz. Bu ayırım şöyle olabilir:
1- Evrensel diller: Bu dilleri bir ulus konuşup yazmakla birlikte bütün insanlık da konuşup yazmaktadır. Ingilizce böyle bir dil olmuştur. Bilim dili, siyaset dili, haberleşme dili, turizm dili, panel, konferans, seminer dili olarak tercih edilmektedir. Birleşmiş Milletler Orgütünde bu dil kullanılmaktadır.
Bir çok devlet, kendi içinde dilbirliğini kuramadığı için, kendi dili çok ilkel olduğu için, İngilizceyi resmi konuşma ve yazışma dili olarak kabul etmektedir. İngilizlikle hiç ilgisi olmayan bir çok toplum bu dili kullanmaktadır. Çünkü kendi dillerini kısa zamanda geliştirip onbinlerce sözcük yaratmaları imknsızdır. Çağdaş uygarlığın teknolojik dilini, bilim dilini, sanat dilini, siyaset dilini, felsefe ve din dilini üretmeleri mümkün değildir.
2- Ulusal diller: Bir devlet durumuna gelmiş, bir toplum oluşturmuş ulusların kullandığı dildir. Devletlerin resmi dilidir. Aynı zamanda bu dil, ana dil de olabilir.Devletin içinde yaşayan yerel dillere, lehçe ve ağızlara sahip insanlar da devlet dilini kullanıriar.
3- Yerel diller: Dünyada binlerce yerel dil vardır. Bunların hepsini dünya iletişiminde geçerli kılmak imkansız ve faydasızdır. İnsanlık, evrensel bir iletişimi sağlayabilmek için, teknolojinin getirdiği imkanlar nedeniyle tek bir iletişim dili- ne doğru ilerlemektedir. Ancak bir taraftan da insanlığın tarihi hazinelerinin korunması, teknolojik olanaklardan yararlanarak insanlığa ait kültürlerin geleceğe aktarılması savaşı verilmektedir.
Geleceğe, kültür ve medeniyet değerlerinin aktarılabilmesi için, kültür ve medeniyet üretmiş dillerin de kendi varlıklarını korumaları zorunludur. Çünkü her büyük dilin insanlığa vereceği değerler ve katkılar farklıdır. Bu farklı katkılar, farklı kültür ve medeniyetler, insanlığın geleceğini de zengin kılacak, tekdüzeleşmesini ve makiııeleşmesini önleyecektir.
Lehçe: Bir dilin en eski ayrılmış koludur. Ses, biçim, çekim, söz ayrılığını içerir. Çuvaşça, Yakutça Türkçe’nin lehçeleridir.
Şive: Bir dilin bilinen, yeni zamanlarda ayrılmış koludur. Seş, biçim, çekim farklılıkları taşır. Anadolu ve Iç Asya’daki bugünün Türkçeleri buna ömektir. Kırgızca, Kazakça, Özbekçe, Oğuzca, Türkçe’nin şiveleridir.
Ağız: Yakın zamanlarda oluşmuş, yöresel söyleyiş farklılıklarıdır. Aynı ülke içinde yakın yörelerdeki köy, kent farklılıkları, yazı ve konuşma dili farklılıkları ağız ayrılığıdır. Bir toplum, bir devlet; yazı dili için, resmi dil için, ortak kamu dili için, konuşma dilinin en düzgün, en zengin olanını seçer.Seçilen ağız, geliştirilir ve bilim, sanat, iletişim, eğitim, öğretim, yönetim, hukuk, yasa dili durumuna yükseltilir.
Devlet dilini, her alanda kullanabilmek için, sürekli çalışmak, yeni anlam ve sözcükler üretmek, yeni ortaya çıkan bilim ve teknolojik ihtiyaçları karşılamak, dilin yaşayabilmesi için bir zorunluluktur.
Bugünkü Türkiye Türkçesi, İstanbul ağzının geliştirilip yazı dili haline getirilmesi ile elde edilmiştir. Aslında bugünün Türkçesi, 10. yüzyıl ile 15. yy. arasında Anadolu Türklerinin geliştirdiği, halk ozanlarının işlediği 0ğuzca’dır.
Bugünün Türkçesini konuşan, Osmanhcayı tam olarak anlayamaz ama, son bin yılda Anadolu Türk Halk diliyle yazılan bütün eserleri okuyup anlar.Bir ülkenin kullandığı yazı dili, aynı zamanda, kültür dilidir. Eğitimöğretim, yazışma, iletişim, yargılama, yasa yapma, bu kültür dili ile yapılır.
Yazı dili, bilim dili olarak da kullanılır. Yazı dili edebiyat dilidir. Bir ülkenin yurttaşlarıma hepsi, yazı dilini konuşma dili olarak kullanırsa, ağız farklılığı ortadan kalkar ve iletişim daha güçlü duruma gelir.
Bunun sağlanabilmesi için, ana babaların çocuklarına ilk baştan yazı dilini, kitap dilini öğretmesi gerekir. Her insan, iletişim araçlarından yararlanarak, radyo ve televizyonları izleyerek, gazete, dergi ve kitapları okuyarak yazı dilini çok kolay bir şekilde konuşma dili durumuna getirebilir.
Bugünün uygarlığı, bilim ve sanatların çeşitliliği dilin en iyi düzeyde Öğrenilmesıni zorunlu kılar. Çok iyi öğrenilmemiş bir dil ile, bugünün eğitimini ve öğretimini yapmak ve çağdaş uygarlığın ötesinde yer alınak imknsızdır.Dil, her türlü gelişmenin, ilerlemenin, üretmenin, yaratmanın temelidir.Karmaşık bilimsel, felsefık, teknolojik bilgileri öğrenebilmenin yolu, çok iyi dil bilmekten geçer.
Beş yüz kelimelik güncel bir dil ile, yüz binlerce sözcüğe dayanmış çağdaş uygarlığın düzeyine çıkmak zordur.Bu nedenle, eğitim-öğretim, bilim ve sanat, kültür ve uygarlık dilini, en zengin, en üstün seviyeye yükseltmek, gelişmek ve uygarlaşmak isteyen her insanın vazifesidir.
Chat roulette benzeri siteler chatroulet tarzı siteler chatroulete gibi siteler chatroulette alternative
chat roulette rastgele tanımadığın kişi ile sesli ve görüntlü konuşmak tabiri bu isme anlam katmaktadır.Günümüzde sohbet chat daha çok metin tabanlıydı.Fakat web teknolojilerinin gelişimi ile artık sohbet anlayışımız değişime uğradı.Artık sadece yazışmak yetmiyor.İnternet kullanıcıları karşısındaki yazıştığı kişilerin nasıl biri oldugunu onu yazarak tanımak yerine görerek kendsi hakkında daha net fikir sahbi olmayı istiyor.Ülkemizde sohbet genellikle msn ortamında geçiyor.Görüntülü ve sesli chat ortamını msn gibi bilgisayar yazılımları ile oluşturabiliyoruz.tabi herkes sadece tanıdığı kişilerle sesli ve görütülü biçimde yapmakta.Chat roulette bu platformlardan biri ve chat roulette dünyadaki farklı insanların birbirleri ile buluşmasını sağlıyor.bu konumuzada chat roulet benzeri chat roulette tarzı siteleri inceleyeceğiz.
1)Chat roulette benzeri ilk sitez iWebcam: Sloganı Anlık sosyal ağ iwebcam sitesi sizlere büyük bir paylaım ağı sunmaktadır.Sitenin dili ingilizcedir ve sayfada ücretsiz olarak sesli ve görüntülü sohbet yapabilirsiniz.Siteye Buradan gidebilirsizniz.iWebcam.comLinke tıkladığınızda Live chat bölümünü seçiniz.Karşınıza çıkan oda listesinden birine tıklayınız.Sizlere önemli bir ip ucu odada bulunan bayan ve erkek kullanıcıların sayısı female ve male bölümü altında yazmaktadır.Odalara Tıkladığınızda sizlere nickname yaş cinsiyet gibi bölümleri doldurmanızı isteyecektir. I agree with the terms kutucugunu işaretleyip guess login butonuna tıklayarak odaya girebilirsiniz.
Yorumum : iwebcam chatroulette benzeri olarak gerçekten kullanılabilir bir yapıya sahip tasarımı ve kullanımı çok pratik ve kolay
2)iVideoChat diğer chatrulet benzeri tarzı sayfada ivideochat:Geniş kullanıcı kitlesine sahp bu site iwebcam ile benzeri bir dğer chatroulete alternatifi olmaktadır.Siteye ulaştığınızda karşınıza sizlere hiçbir ek ücret talep etmeksizin lafını çağrıştıran 3 madde sunmuşlar.
No downloads - Dosya yükleme gerekmiyor No sign up is required - üyelik şartı yok Free to try - denemek bedava :)
ivideochat'e ulaşmak için buraı tıklayınız.Kullanımı hakkında birkaç detay verelim.Siteye ulaştığımızda karşımıza yukarıdaki 3 maddenin altındaki butona "Start video chat" tıklayınız.Butona tıkladığınızda Enter video chat bölümü önünüze gelecektir.karşınıza nickname gibi alanları doldurmanızı isteyecek alanları doldurarak chat odasındaki kendinize uygun lobylerde sesli ve görüntülü sohbet edebilirsiniz
3)VideoKent aranizdan bu sitenin ne alakası var konu ile dyeniniz olabilir.Sitede Sesli ve görüntülü chat sohbet bölüü aktif ve iyi bir türk chat roulette alternatifi olduğu için eklemek istedik.Kameranızı aktif edebilmek için üyelik şartı koymuşlar sizlerde üye olarak sesli ve görüntülü konuşma yapabilirsiniz. Video kent Sesli ve görüntülü sohbet için tıklayınız
4)Bir diğer chatroulette benzeri site ise Webcamnow:Aktif kullanıcı listesi ile iyi br ortam sunmakta.An itibari ile 2000 kullanıcısı anlık sesli ve görüntülü chat yapmaktadır.Webcamnow sesli ve görüntülü konuşmaya başlamak için tıklayınız