21 Mart 2010 Pazar

Şifreli Konuşma ve Şifreli Konuşma Teknikleri (Mutlaka Bakınız)

Ülkemizde Şifreli konuşma ve şifreli konuşma tekniklerini bilmiyor olabilirsiniz. Bilmeniz gereken gayet anlamsız kelime topluluklarından oluşan iki kişi arasında geçen ve bizlerin bilmediği fakat o iki kişi arasında geçen şifreli konuşmalar dan ibarettir.Ülkemizde yayınlanan haber bültenlerinde gazetelerde radyolarda duyuyoruz.X Kişisininin telefon dinlemelerinde devlete darbe yapılacagı bilgisi alındı Alınan kayıtlarda Telefon görüşmelerinde x kişisi ile y kişi arasında darbe planı konuşması sonucunda kişiler yargının huzurunda hesap verecek vb haberler mevcuttur.

Siz bu x kişisinin yerinde olsanız Konuşmalarınızı günlük hayat çerçevesindemi yoksa şifrelimi yapardınız.Tabiki şifreli yayını tercih ederdiniz :)

Küçüklüğümüzde ara ara kimsenin anlayamadığı bir diloluşturma çabasına girmiş veyahut şifreli bir mesaj, gizlemli bir mesaj yazmaya girişmişizdir sanırım. Onun sadece şifrenin "anahtarının" önceden verildiği kişi tarafından anlaşılabileceği (daha doğrusu çözülebileceği) umulur. Belki de çoğumuz bütün şifreleme (üstadların da dediği tabir ile ’"kripto" çekmek) sistemleri içinde en basit olanını, alfabenin bir harfini bir başkasıyla değiştirmeyi kullanmışızdır. Örnek vermek gerekirse A yerine B, B yerine C, C yerine D, vb., en sonunda da Z yerine A harfini koyduğumuzu düşünelim. O zaman hiçbir ilginç yanı olmayan "BİR SİYAH KALEMİM VAR" mesajı şifrelendiğinde;


CJS ŞJZBI LBMFNJN YBS


şeklini alır ve ilk bakışta oldukça gizemli görünür.
Alfabenin herhangi bir harfi yerine herhangi bir başka harf koyabileceğimiz için, bu basit değiştirme yöntemini kullanan çok çeşitli düzenler bulunabilir. Tam olarak söylemek gerekirse 29! (29 faktoriyel) sayıda; bu sayının değeri ise yaklaşık 9 çarpı 10 ³°dur. Şifrelemek için böyle akıl almaz büyüklükte seçme olanağı varken, birilerinin anahtarı bulma (ya da "şifreyi kırma" olasılığının çok uzak olduğu düşünülebilir. Eğer yalnızca çok kısa bir mesaj (yukarıdaki, "siyah kalem incisi" gibi) iletmek istiyorsak, bu yargı doğru olabilirde; yeter ki yukarıdaki paragrafta verilen A yerine B, B yerine C, C yerine D, vb. örneğindeki gibi aşırı basit bir düzen seçmeyelim.


Eğer aynı şifre çok sayıda bilgiyi iletmek için kullanılmak istenirse, ne yazık ki 9 x 10³° gibi büyük sayılara karşın, onu "kırmak" çok kolaydır. Burada ele veren, belli bir dildeki harf ve harf bileşimlerinin rasgele olmamasıdır. Örneğin Türkçede "a, e, de, da, ki, ve, ile, bir, vb., ne" çok sık kullanılır; buna karşın art arda üç sessiz harfe, ğ ile başlayan sözcüklere pek rastlanmaz. Dilin bu "parmak izleri’’ni ve de ortaya çıkan farklı harf bileşimleri hakkında sayısız başka istatistiksel ipuçlarını kullanarak, bir "şifre çözücüsü"nün harfleri değiştirmeye dayanan böyle basit bir sistemi çabucak çözme olanağı vardır. Harfler yerine bir dizi anlamsız işaret konulsa bile fark etmez; yine de dilin kendi düzeni, sonunda, onları ortaya koyar ve gizli mesajımız kısa sürede herkese mal olur. Akla gelen ikinci bir şifreleme planı da, harfleri birbirleriyle değiştirmek yerine, "yer değiştirme" ya da karıştırma yöntemidir. Örneğin, "anahtar" olarak 3, 1, 5, 2, 6, 4 sayı dizisini aldığımızı düşünelim ve "BÎR SİYAH KALEMİM VAR" mesajını bu diziye göre şu şekilde şifreleyelim: Birinci harfi üçüncü konuma, ikinci harfi birinci konuma, üçüncüyü beşinciye, son alarak da altıncı harfi dördüncü konuma getirelim, ilk altı harfi bu şekilde yer değiştirdikten sonra, daha sonra gelen altı harfe de aynı şeyi uygularız ve bunu mesaj bitinceye kadar yineleriz. Böylece orijinal mesajın ilk altı harfi İSBYRİ olur; ikinci altı harfi ise HAAEKL. Böyle devam ederek şifreyi tamamlarsak




İSBYRİHAAEKLİVMRMA


elde ederiz. Bu sistemi kullanan çok kısa mesajlar çoğu kez tek bir şekilde kırılmazlar (örneğin kodlanmış mesaj, ya da "şifre" olan mesaj ADKİR, 31254 anahtarıyla KADİR, ya da 31245 anahtarıyla KADRİ olur); daha uzun mesajlar da yine oldukça güvensizdir. Ayrıca bunların ingilizce metinler için genel "çözüm" yöntemleri, anahtardaki sayı dizisinin uzunluğu hakkında hiçbir bilgi olmadığı durumlar için bile, ta 1878’de yayınlanmıştır. Böylece, yer değiştirmeye dayanan en basit şifreleme sistemi, harf değiştirme sisteminde olduğu gibi, ancak çok sınırlı ölçüde güvenlik sağlamaktadır.Şifreleri kırmayı biraz daha zorlaştırmak için ne yapılabilir? Bir kere, yerine koyma sistemini, orjinal metindeki her harfi hep aynı harfle değiştirmeyerek, güçlendirmek düşünülebilir. Bunu gerçekleştirmenin bir yolu bir sözcük seçip (örneğin KADİFE) bunu şifrelenecek mesajın altına tekrar tekrar aşağıda görüldüğü gibi yazmaktır:


BİR SİYAH KALEMİM VAR KAD İFEKA DİFEKAD İFE


B harfi Türkçe alfabenin 2. harfi, onun altındaki k de 14. harfi olduğu İçin mesajın ilk harfini alfabenin, 2 ve 14’ün toplamı olan 16. harfi olan "M" ile kodlarız. Benzer şekilde, mesajın ikinci harfinin yerine, I (12) ile A (l)’yı "toplayarak" bulduğumuz J (13) koyarız. Bu toplama sürecinde 29’dan büyük bir sayı çıkarsa yapacağımız şey yeniden alfabenin başına dönmek, "A" için 30, "B" için 81, vb. sürdürmekten ibarettir. Bu örnekteki anahtarı kullanarak yukarıdaki mesajın tümü, çözümü zorlaştırmak için aralıkları da kapatarak


MJÜDÖDLIÖJSİAJRHGV




haline dönüşür.
Genellikle Vigenere şifresi denilen bu tür bir kodlama sis-teminde, orijinal mesajın belirli bir harfinin yerine hep aynı harfi koymak gerekmiyor. Görüldüğü gibi, mesajdaki ilk "I" harfi "A" ile kodlanıyor; ikinci "İ" ise "F" harfiyle kodlanıyor. Şifreyi kırmaya çalışan birisini şaşırtmak için bunun yardımı olacağı ve daha önceki İki sistemden daha güvenli olduğu düşünülebilir. Ne var ki, bu doğru olsa bile, yukarıda verilen türden Vigenere şifreleri yine de kolayca deşifre edilebilir. Gerçekten, bu yöntem için de 100 yılı aşkın bir zaman öncesinde, oldukça genel bir çözüm yöntemi geliştirilmiştir Buradaki zaaf anahtar sözcüğün art arda yazıldığı satırdadır (örneğin yukarıdaki KADİFEKADİFEKADİFE..) Bunun gibi altı harfli bir anahtar sözcük, sıkça kullanılan "bir" ve "ile" gibi sözcükleri hep üç harfin altı kombinasyonlarından belirli birisi ile değiştiriyor. Buna benzer ipuçları, sonunda anahtarı ele verir ve şifre çözülür. Sorun yine herhangi bir dilde harf ve sözcüklerin rastlantısal olmayan bir biçimde ortaya çıkmasından kaynaklanıyor.


fakat anahtar olarak kendini hiç yinelemeyen bir metin kullanırsak ne olur? Bu "koşan-anahtarlı Vigenere şifreleri"nde çok rastlanan ele verici harfler ve sözcükler şifrelen-diklerinde hiç yinelenmezler ve nihayet kırılmayan bir şifre elde etmemize yol açarlar. Gerçekten de, ilk icat edildiklerinden nerdeyse üç yüzyıl sonra bile, bu koşan-anahtar şifre-lerinin tamamen güvenli oldukları düşünülüyordu. Ancak, 1883’te bu tür şifreleri bile kırabilecek bir yöntem açıklandı. Çözülmelerine yol açan ipucu yine harflerin ve sözcüklerin, bu defa hem mesajda hem de anahtarda rastlantısal olmayan sıklıkta görülmeleriyle ilgilidir. Örneğin "E" harfinin yine "E" harfiyle değiştirilme olasılığı % 1,69 kadardır; başka herhangi belirli bir harfle değiştirilme olasılığı daha da küçüktür (ama o da bellidir). Açıkça görüldüğü gibi, bu tür şifre kırma, yukarıda anlatılanlardan çok daha güçtür ve ipucu verici ilişkilerin ortaya çıkması için oldukça uzun bir şifre gerektirmektedir. Ancak bunlar eninde sonunda ortaya çıkmakta ve şifre kıralabilmektedir. 1950’lerden bu yana hızla gelişen bilgisayar teknikleri bu koşan-anahtar şifresini her zamandan daha zayıf duruma getirmiştir.
Ne yapılabilir? Anlaşılan şifrenin kusuru, koşan-anahtar için bir metin kullanılmasında yatmaktadır. Koşan-anahtar için tümüyle rasgele ve hiç tekrarlanmayan bir dizi harf kullanıldığını düşünelim. Bu durumda, mesajın metnindeki her harfin, ister en olası "A" ister en az olası "Ğ" ya da "J" olsun şifredeki herhangi başka bir harfle değiştirilme olasılığı aynıdır. Böyle bir sistemde şifre kırmanın dayandığı semboller arası ilişkiler ve sıklıklar tamamen giderilmiş olmaktadır. Nihayet tam güvenceli bir sistem bulunmuştur. Ancak ne yazık ki bu sistem de oldukça kullanışsızdır; çünkü metnin her harfi ve sembolü için ayrı bir sembol ya da anahtar gerekmektedir (gönderenden alıcıya ulaştırılacak). Bu sakıncanın, rasgele olsun olmasın, herhangi bir koşan-anahtarlı Vigenere şifresi için de geçerli olduğu ileri sürülebilir. Ancak önemli bir fark vardır; rasgele olmayan anahtar için uygun bir yerden, örneğin tanınmış (ya da pek tanınmamış) kitapların belirli bölümlerinden bir metin alınabilir. Halbuki rasgele anahtar, amaçlanan alıcının üzerinde veya sakladığı bir yerde olacaktır ve "düşman"m eline geçtiğinde onun olağandışı görünüşü hemen kuşku uyandıracaktır. Önceleri, bu sorunu aşmak için yine uygun olan ancak tekrarlayan rasgele anahtarın ezberlenebileceği düşünülmüştü. Ancak, harf seçimindeki sıklık bakımından rasgele olsa da yeterince uzun bir mesaj için anahtarın tekrarlanıyor olmasının şifreyi kırmak için yeterli olduğu anlaşılmıştır.


Burada kaçınılmaz bir sonuç ortaya çıkıyor; tam güvence için anahtar rasgele olmalı, hiç tekrarlanmamalı ve bu nedenle de şifrelenecek mesajların toplam uzunluğunda olmalıdır. Bu ifadeye bile son bir koşul eklemeye gerek vardır. ifade ancak, şifrenin kendisi de en azından mesaj kadar karmaşıklık (bunun için bazen kullanılan sözcük "entropi"dir) içeriyorsa doğrudur. Bunun için temelde, anahtarın en azından alfabedeki sayı kadar değişik semboller içermesi gereklidir. O halde, eğer anahtar alfabedeki 29 harfin hepsinin rasgele seçilmesine dayanıyorsa mesaj güvendedir. Öte yandan, tamamen rasgele olan, hiç tekrarlanmayan ve mesajdan daha kısa olan; ancak güvenceli olmayan bir "entropi" dizisi oluşturmak da olanaklıdır.
Buna abartılı bir örnek olarak, aşağıdaki gibi, birlerden ve ikilerden oluşmuş tümüyle rasgele bir sayı dizisini alalım:


11212222212122212121111




Gerçekte bu dizi masamda yazı-tura atarak (tura için 1, yazı için 2) elde edilmiştir. Eğer 1 sayısını "mesajdaki bu harfi alfabenin bir sonraki harfiyle değiştir" (yani A’yı B ile, B’yi C ile vb.) ve 2’yi "mesajdaki bu harfi alfabedeki iki sonraki harfle değiştir" (yani A’yı C ile, B’yi Ç ile vb.) şeklinde yorumlarsak kırmızı kalem kutusuyla ilgili mesajımız şu şekilde şifrelenir:

CJSŞKACİLCMGOKNZBS


Eğer "bir ve iki kaydırma" anahtarından kuşku duyuluyorsa, deşifre etmenin çok büyük sıkıntı çekmeden başarılacağına sanırım siz de katılırsınız.
Her harf yerine rasgele bir başka harf koyarak elde edilen bir kullanımlık alfabetik anahtarın, kırılmayacak şifre probleminin çözümü olduğu anlaşılmaktadır. Güvenli olması nedeniyle uygulanan bu tür bir kullanımlık anahtarlar yakalanan yabancı gizli ajanlar üzerinde defalarca ele geçmiştir. Bunun iyi bilinen bir örneği 1957 yılında New York’da yakalanan Sovyet ajanı Albay Rudolph Abel’dir. Washington ile Moskova arasındaki "kırmızı hat"tın da aynı tür bir sistemi (kuşkusuz tümüyle otomatik hale getirilmiş olarak) bir defalık anahtarla kullandığı bildirilmiştir.
Kesin güvenli olmalarına karşın bu bir kerelik anahtar sistemlerinin, örneğin savaş dönemlerinde olduğu gibi, çok miktarda gizli bilgi aktarmak gerektiği durumlar için hiç elverişli olmadığı açıktır. Gerçekten de ikinci Dünya Savaşı sırasında sürekli iletişim için kullanılan sistem, çok uzun, ama pratik olarak, sonuçta, tekrarlayan, harf-yerine-harf koyma anahtarlı sistemdi. Savaş döneminin ünlü şifreleri, Almanların ENİGMA, ingilizlerin TYP EX, Amerikalıların SIGABA ve Japonların RED and PURPLE adlı makine şifreleri bu türdendi. Bu nedenle hepsinin geliştirilmiş istatistiksel yöntemlerle "kırılma" olasılıkları vardı. O dönem belki de şifre kırmanın altın çağıydı ve bu, çoğu zaman korkunç derecede güç bir işti. Gerçekten de, Amerikalılar, Japon şifresi PURPLE’ı kırmayı, deneyimli bir şifre-kırma ordusunun bir yıldan daha uzun süren "şifre analizi" uğraşları sonucu nihayet 1940 yazında başarabildiler.


Genel olarak şifreler, şifre çözücüyü istatistiksel kanıtlardan yoksun bıraktıkları ölçüde zor kırılırlar. Hiç bitmeyen ve hiç tekrarlanmayan, rasgele anahtar kullanma dışında harf değiştirme sistemlerine, her seferinde, tek harf yerine iki ya da üç harf koyarak da şaşırtmaca eklenebilir. Bu, dil kalıplarının istatistiksel kanıtlarını tümüyle ortadan kaldırmasa da, çok basit anahtarlar elde etmeyi sağlayabilir; olası şifre kırıcısının istatistik sularını bulandırdığı da kesindir.


Böyle bir yöntem için düşünülebilecek en basit sistem alfabenin harflerini bir beş-harf çarpı beş-harf kare şeklinde düzenlemek olabilir. (Türkçede Ç, Ğ, İ, Ö harfleri yerine C, G, I, O kullanılmasının mesajları pek bozmayacağı düşünülerek Ç, Ğ, İ, Ö harfleri atlanmıştır). Harfler bu kare içine rasgele bir biçimde yerleştirilir. Örneğin


TZRME KOAYP FVDBN UHGJS CLÜŞI


ve basit bir kural uyarınca, bir harf ikilisi yerine bir başka harf ikilisi konur. Örneğin, eğer iki harf aynı sırada ya da aynı sütunda değilse, basit değişim kuralını açıklamak için, TO ile KZ, PR ile EA ve RS ile GE’nin yer değiştireceğini söylemek yeterlidir. Aynı sırada olan harfler için "bir sıra yukarı" gibi bir kural kullanılabilir. Öyle ki, örneğin GH, DVye, TE de Cl’ya gider (kare anahtarının "kenarları olmayan" bir duvar kâğıdı motifi gibi kendini yinelediği düşünülerek). Bunun gibi, aynı sütundaki harfleri, diyelim ki, bir sağ sütuna taşıyabiliriz; örneğin ÜA’yı ŞY’ye, PI’yı KC’ye götürebiliriz. Bu sistemi kullanırsak BIRSIYAHKALEMIMVAR şeklindeki siyah kalem mesajımız şimdi ŞNGEPŞGOTRZIEŞBZYM
olur. Bunun doğruluğu, kare anahtarını ve yukarıda verilen kuralları kullanarak kolayca saptanabilir.

5 yorum:

koray sezen dedi ki...

defterimi açtığımda şöyle bir şey yazıyordu:'DB5b7890' şu da olabilir:'D3,557810 ne demek olduğunu bana geri açıklayabilirseniz çok sevinirim saygılar.

Adsız dedi ki...

defterimi açtığımda şöyle bir şey yazıyordu:'DB_557890' şöylede olabilir:'5B_5b7810

koray sezen dedi ki...

ben öğrenemedim

koray sezen dedi ki...

ben örenemedim

koray sezen dedi ki...

ben anlamadım