31 Ocak 2010 Pazar

aile iletişimi nedir? Ailede İletişimi Engelleyen Nedenler nelerdir facebookta paylaş twitterda paylaş

aile iletişimi, aile iletişim sorunu, aile iletişim bozukluğu, aile iletişimi ppt, sunu, aile iletişim dili,

Aile; sevgi, saygı ve huzurun en çok arandığı bir yer. Ailenin barındığı eve; kafamızdaki, gönlümüzdeki ve ruhumuzdaki kirleri girişteki paspasa silerek içeri dâhil olmalıyız. Çünkü aileyi meydana getiren bireyler arasında sağlıklı bir iletişimin olması gerekir. Bu, ailenin devamı için şarttır. Ailedeki sağlıklı iletişimi engelleyen birtakım nedenler vardır. Bu nedenler bilinir ve izole edilirse ailede iyi bir iletişim kurulmuş olur. Ebeveynler ile çocuklar arasında iyi bir diyalog kurulabilir. Dinlenen, önemsenen, değer verilen bir çocuk; ahlaki açıdan yüksek bir erdeme, mesleki açıdan mükemmelliğe ulaşabilir. Öyleyse ailedeki sağlıklı iletişimi, marazlı hale getiren engelleri tanımalıyız ve onları hayatımızdan çıkarmalıyız.

Nedir bu ailedeki iletişimi engelleyen nedenler?

Sevgisizlik. Sevginin olmadığı bir yerde aile kurumu oluşamaz. Kelimelerle veya beden diliyle ifade edilen sevgi, bütün sorunları sihirli formülüyle çözer, ailede huzuru temin eder.

Saygısızlık. “Kendisine saygısı olmayanın başkalarını da saygısı olmaz.” anlayışı, ailede egemen olmalı. Kendisinin değerli olduğunu düşünen, başkalarının da en az kendisi kadar değerli olduğunu kabullenmeli ki, ailedeki iletişimi engellemesin.

Güvensizlik. Ailenin her bireyinde güven duygusu tam olmalı. Can güvenliği, mal güvenliği, sır güvenliği gibi.

Dayanışma duygusunun ailede olmayışı, aile bireylerinin rollerine uygun sorumluluk almamaları, ailede hoşgörünün olmayışı, doğal davranmama, empati kurarak dış dünyayı karşımızdaki kişinin penceresinden görememe gibi nedenler ailedeki sağlıklı iletişimi engeller.

Yalan. Ailedeki sağlıklı iletişimi bozan en önemli engellerden biri de yalandır. Yalan, gerçeğin gizlenmesidir. Güven duygusunu azaltır. Azalan güven duygusu davranışlara yansır, bu da sağlıklı iletişimi engeller. Misafirinin randevu talebini kabul etmeyen annenin telefondaki konuşmasına tanık olan bir çocuk da zor durum karşısında yalan söyleyecek ve arkadaşları yanındaki itibarı zedelenecek, çevresindeki güven duygusunu zamanla kaybedecektir. Alman sanayicisi Robert BOSCH ürünlerinin bir reklamında şöyle diyordu: “Müşterinin güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.” Yalan söylemek ve bunu alışkanlık haline getirmek, ailede güven bunalımının doğmasına neden olur. İlkel insan ile 3–4 yaşlarındaki çocuklar yalan söylemezler. Yalan, bilerek ve isteyerek çıkarları doğrultusunda gerçeği saklamaktır. Çocuklar bazen zaman kavramına bağlı olan konularda bilmeden yalan söyleyebilirler. “Dün-bugün-yarın” gibi zaman kavramlarını karıştırabilirler. Bugün olan bir olayı, dün olmuş gibi veya yarın olacak gibi anlatırlar. Ergenlik döneminde de çocuklar “Canlı hayal” kurabilirler. Bazı meslek sahipleri, mesleklerinden kaynaklanan nedenlerden dolayı yalan söyleyebilirler. Söyledikleri yalanların meslek sırrı olduğunu belirtirler. Zaten atalarımız da “Her doğruyu söyleme, yeter ki her söylediğin doğru olsun.” diyerek her gerçeğin söylenmesinin gereksiz olduğunu; ancak yalan söylememek gerektiğini vurgulamışlardır.

Eleştiri. Aile içi iletişimi engelleyen nedenlerden biri de eleştiridir. Eleştiri, bir kişi, bir nesne veya bir olay hakkında olumlu veya olumsuz görüş açıklamaktır. Aileyi oluşturan üyeler, birbirleri hakkında görüş açıklarken dikkatli davranmalıdır. Bize “Çocuğunuz hakkında üç olumlu ve üç olumsuz şey söyleyin.” denilse, üç olumsuz durumu kolayca bulup söylerken üç olumlu durum hakkında cimri davranırız. Bu da bizim çocuğumuz hakkında pozitif düşünmediğimizi gösterir. Çocuğumuz hakkında “Başarılıdır, dürüsttür, saygılıdır.” Demekte zorlanıyorsak, negatif düşünceli bir insan olduğumuzu kabullenmemiz gerekir.

Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı. Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı da aile iletişimini engeller. Yapılan istatistikler; intiharların, cinayetlerin ve kazalara bağlı ölümlerin yarıdan fazlası alkolle ilgilidir. Alkol alışkanlığı, daha sonra alkol bağımlılığına dönüşür. Alkol bağımlısı kişiler; kendisi, ailesi ve çevresi için sorun teşkil ederler. Gereksiz harcamalarda bulunur ve ailesini ekonomik bakımdan zor duruma sokarlar. Çevresindeki kişilere şiddet uygulayabilir, bunun sonucu ailesi ve çevresiyle ilişkileri bozulabilir. İşini, sağlığını ve ailesini kaybedebilir. Dünya sağlık örgütünün yaptığı bir araştırma sonucuna göre; cinayetlerin % 85’inin, tecavüzlerin % 50’sinin, şiddet olaylarının % 50’sinin, trafik kazalarının % 60’ının, işe gitmeyenlerin % 60’ının ve akıl hastalarının % 40’ının alkol kullanmaktan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Madde bağımlığı da zararlı bir alışkanlıktır. Uyuşturucu kullanımı çoğunlukla genç yaşlarda başlar. Kendini bulma çabalarının yoğun olduğu, karmaşık duyguların yaşandığı gelişme dönemi, gençlerin çevreden kolay etkilendikleri bir dönemdir. Uyuşturucu madde kullanımı; kültürlü, bilinçli ve çevresiyle iletişimi sağlıklı olan insanlarda kolay kolay görülmez. Özellikle sorunlarını aile bireyleriyle paylaşan, onlarla birlikte çözümler üreten gençler problemlerini çözmeyi öğrenir ve kötü alışkanlıklardan uzak durmasını bilirler.

Saldırganlık ve şiddet. Ailede iletişimi engelleyen nedenlerden bir başkası da saldırganlık ve şiddettir. Saldırganlık, ruhsal acılardır. Dil yarasıdır. İncitici kötü sözler kullanmaktır. Bunun birey üzerinde kalıcı tesirler bıraktığını “El yarası geçer de dil yarası geçmez.” şeklindeki atalar sözü de açıkça vurgulamaktadır. Saldırganlık, sözcüklerle savaşmaktır. Oysaki şiddet, kendi dışımızdaki kişilere fiziksel acılar vermektir. Yani el yarasıdır. Bu, ailedeki iletişimin kopma noktasında olduğunu gösterir.
Küsme ve surat asma. Ailedeki iletişimi engelleyen nedenler arasında küsme, surat asma ve gücenip darılma da vardır. Bunun sonucunda bireyler birbirinden duygusal ve fiziksel uzaklaşmayı yaşarlar. Aile bireylerindeki utangaçlık ve sosyal ortama girme isteksizliği de psiko-sosyal açıdan iletişimi engeller. Anne ve babanın çocuklar üzerinde egemen olma ve sahiplenme istekleri çocuklar üzerinde olumsuz etki etmektedir. “Benim istediğim gibi giyineceksin, saçlarını benim istediğim gibi kestireceksin.” şeklindeki sahiplenmeler ile; “Sen ne yaparsan yap, nereye gidersen git, benim bunlardan haberim var.” biçimindeki çocuğa egemen olma isteği de ailedeki iletişimi olumsuz yönde etkiler.
Bütün bu olumsuzluklardan uzak, mutlu bir ailemiz olmasını istiyorsak, yuvamızda sevgi dilinin tedavülde olmasını sağlamalıyız. Öfke kontrolü ve öfke yönetimini iyi bilmeliyiz. Şiddetten kaçınmalıyız. Hoşgörü içinde olmalıyız. Empati kurmalıyız. Çıkarlarımızın hemen ötesinde mutlu bir aile ortamının bizi beklediğinin farkında olmalıyız. Aile üyelerinden birinin, istenmeyen sebeplerle aileden ayrılması, bizi inanılmaz derecede üzer. Öyleyse ailenin her bireyi çok değerlidir ve çok saygındır.

Aile; hep birlikte olmaktır, bundan mutluluk duyabilmektir.
kaynak

0 yorum :